Dolar
ABD Doları 1.000
Euro
Euro 1.000
Sterling
Sterling 1.000
Altın
Altın 1.000
BOLU ÇOK BULUTLU
12,6
ÇOK BULUTLU

Efe ÇAVUŞOĞLU

Efe ÇAVUŞOĞLU (Turizm Danışmanı – Çavuşoğlu Tur
İşletmecisi)

 

Doğum:
1990 Bolu / Karacaağaç Köyü

Okul:
Sakarya İlköğretim Okulu, İzzet Baysal Anadolu Lisesi, Bilkent Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler Bölümü…

Meslek:
Turizm Danışmanı

Bulunduğu görevler: Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği üyesi, TÜRSAB’ın
altında bulunan bazı turizm kuruluşlarının yönetim kurulu üyeliği, TÜRSAB Batı
Karadeniz Bölge Yönetim kurulu üyeliği…

 

YENİLİĞİ SEVEN BİR TURİZMCİ

 

Bolu’nun tanınmış ailelerinden, Çavuşoğlu Ailesinin başarılı
gençlerinden birisi…

Kendini oldukça iyi geliştirerek, aldığı İngilizce
eğitiminin ardından staj için gittiği Amerika’da edindiği tecrübe ve deneyimler
hayatının dönüm noktası oldu…

Köyde doğup büyüdüğü için köy hayatını çok iyi
biliyor. Hatta bunun iş hayatına olumlu yansımaları olduğunu da belirtiyor…

Ataları Trabzon’dan geldiği için iyi bir
Trabzonsporlu, Bolu’da yaşadığı için iyi bir Bolusporlu olarak her iki takımın
maçlarını izlemekten büyük keyif alıyor…

Kitap okumayı ve doğa yürüyüşlerini çok seven, sürekli
kendisini geliştirmeyi hedefleyen, yeni bir şeyler öğrenmeyi ve öğrendiklerini
paylaşmayı da arzulayan Bolu’nun genç işadamlarından biri, Efe Çavuşoğlu’nun
hayat hikayesi…
   

 






























1990
yılında Bolu’da Karacaağaç Köyü’nde doğdu Efe Çavuşoğlu. İlkokul eğitimini
Sakarya İlköğretim Okulunda lise eğitimini ise İzzet Baysal Anadolu Lisesinde
tamamladı. Mezun olduktan sonra Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler
Bölümünü kazandı. Sonra başarılı bir eğitim hayatı geçirdi. Efe Çavuşoğlu hayat
hikayesini şu şekilde özetliyor; 

Çocukluk Fotoğrafları

AMERİKA’DA STAJ
DÖNÜM NOKTASI OLDU

Üniversitede
İngilizce eğitim dili idi, ilk iki sene İngilizce altyapımı çok kullanmadım.
İki sene sonunda İngilizceyi tamamladıktan sonra bölüme başladım. Mezun olmadan
bir yıl önce zorunlu stajımız vardı Amerika’da orada da bir staj programına
katıldım. Sonrasında bu hayatımın dönüm noktası oldu. Oradaki görevim şuydu;
aslında bölümüm uluslararası ilişkiler, şu an turizm danışmanlığı görevi
yapıyorum kendi firmamda, daha çok yurtdışı operasyonları düzenliyoruz.
Amerika’daki stajım şuydu; uluslararası öğrencilere oradaki alacakları
konaklama, gezilecek yerler, rehber gibi diyebiliriz, o görevde bulundum. Bu
görevde bulunmadan önce orada da bir eğitim aldım. Gelen uluslararası
öğrenciler, örnek veriyorum; Latinler, İtalyanlar, Fransızlar, onlara yol
gösterdik. Mesela Türkler geliyordu, kendi ülkemizden, onlara da biz rehberlik
ediyorduk. O konularda yardımcı olduk. Okulumu derece ile bitirdim, onu da son
senemde, hem bölümümle alakalı, hem de yaptığım stajla alakalı bir onur belgesi
almıştım. O da benim için gurur vericiydi. Ardından, stajı tamamladım ve
üniversiteden mezun oldum. Sonrasında tekrar, babamın ana mesleği olduğu için
faaliyet gösterdiğimiz turizm alanında tekrar Bolu’da turizm faaliyetlerine
geçtim ve böylelikle iş hayatına başlamış oldum. Her işte olduğu gibi biz de
her geçen sene tecrübe kazanıyoruz. Her geçen yıl üzerine koyarak insanlara
turizmle ilgili serviste bulunuyoruz.

KÖY HAYATINI ÇOK
SEVİYOR

Köyde
doğmanın verdiği özgüvenin iş hayatına olumlu yansıdığını düşünüyorum. Benim
babam ben doğduğumda muhtar olarak görev yapmaktaydı. Beş kişilik bir ailenin
son üyesiyim. İki tane ablam var. Onlarla birlikte eğitimlerimizi şehir
merkezine gelerek tamamlamıştık. Yazları okul bittiği gibi biz de tüm Bolu’da
olduğu gibi babaannemizin yanına giderek yaylalarda yaz tatillerini geçirdik.
Dedemin mesleği çobanlıktı, keçilerin, köpeklerin arasında yaylalarda, her yaz
oradaydık. Hayvan sevgimin de buradan geldiğini düşünüyorum. Şu an bir tane de
köpeğim var. Babam muhtar olduğu için eve gelen giden oluyordu, muhtarlıktan
çok muhtarın evi biliniyordu. Köyde olan bir düğün, cenaze gibi işlerde hemen
muhtarın evinde karar veriliyordu. Biz de bu kalabalıkta büyüdüğümüz için ailemizi
geniş gördük. Bunun beni hayatta güçlü kıldığını düşünüyorum. Köy hayatında en
çok unutamadığım şeylerden bir tanesi de bisikletlerle gidip, kendi aramızda
bir ateş yakıp mısır közlemek gibi. Bunların tadını şimdi de arıyoruz.

YABANCI DİLİN
ÖNEMİ














Üniversite
hayatında İngilizcenin bu kadar önemli olduğunu her alanda, sadece kendi
mesleğimde değil, çok önemli olduğunun farkında değildik. Lisede aldığımız
İngilizce eğitimini çok yeterli bulmuyorum. Maalesef kitaplardan ibaret
olduğunu düşünüyorum. O zamanlar yabancı dizileri izlerken, İngilizce ve Türkçe
dublajlı izlerken aradaki farkı fark ettik. Bundan sonra dedim ki; neden iyi
bir İngilizcem yok. Burada da birkaç tane turistle karşılaştığımızda Bolu’ya
gelenlerde iletişim kuramamıştık. Sonra bir karar verdim, İngilizceyi iyi
öğrenmek için İngilizce eğitim veren bir okul seçmek durumundaydım. Onun için
de Bilkent Üniversitesi benim için uygun oldu. Ama bu kadar da zor olduğunu
bilmiyordum. Orada da oldukça zorlandım. İki yıl hazırlıkta çalışma içinde bulundum.
Ardından hazırlığı tamamlayıp, İngilizce yeterli seviyede olduğu için bölüme
devam ettim. Oradaki zorluğu da bölüme geçince anladım. Eğer iyi bir İngilizce
ile bölüme geçmeseydim, bölümde başarılı olamazdım. 

Okul Fotoğrafları

ÜNİVERSİTE
ZAMANLARI DOLU DOLU GEÇTİ

Üniversitede
de doğa kulüplerine üyeydim. Aynı zamanda bir de Bilkent Trabzonsporlulara
üyeydim. Bizim atalarımız Trabzon’dan geldiği için aynı zamanda
Trabzonsporluyum. Bilkent Trabzonsporlular, doğa kulübünün adını
hatırlayamıyorum, bir de Bilkent’in toplumsal duyarlılık projelerine katıldım.
Orada da şöyle faaliyetlerde bulunuyorduk; tamamen gönüllü projelerdi. Bu
projelere katılarak, Ankara’nın köylerindeki okullara yardımlarda bulunduk.
Onlara araç gereç ve bina yapılarında yenileme aktivitelerinde bulundum. Onun
dışında huzurevlerine çok ziyaretlerde bulunduk. Lise yıllarında da burada
ziyaretler yapmıştık. O benim için çok önemli, yaşlıları ziyaret edip, onların
duygularını paylaşmak bizim için önemliydi. Genelde toplumsal duyarlılık
projelerine katıldım. Bu projelere katılırken de okuldaki yabancı
arkadaşlarımız, öğrenciler ve öğretmenlerle birlikte katıldığımız için orada
ulusal bir görüş oluştu bende. Yurtdışında staj yapmaya karar verdim ve
yurtdışı ilişkilerini geliştirmeye başladım.

AİLE HAYATI








Aileme
çok teşekkür ediyorum. Onların sağlamış olduğu imkanların bizleri bu zaman
getirdiğini düşünüyorum. Çünkü hayatta ne istediysek, ailemizden hep
karşılığını aldık. Zor şartlarda büyüdük, ekonomik durumlarımızın zor olmasına
rağmen babamız ve annemiz bize hiçbir zaman yok demedi. Ama belki, bazı şeylere
hemen karşılık veremediler ama belirli bir süre sonra zaten hepsini çocuklarına
verdiler. İki ablamla beraber büyüdüm. Benim toplamda üç annem var gibiydi.
Hepsi benimle ilgileniyordu. Onun için onun biraz şımarıklığı var üzerimde
diyebilirim. Onun haricinde babamızın bazı, her anne babanın olduğu gibi şimdi
daha iyi anlıyoruz, şöyle bir deyim var ya zaten; senin çocuğun olunca anlarsın
diye. Biz de tabi ki de daha evli değilim, çocuğum yok ama şimdiden
anlayabiliyorum. Lise yıllarımızda biraz daha üniversiteye geçmeden önceki
yıllarda biraz daha kontrollüydük, babamızın dediği saatlere uyuyorduk. İlkeler
anlamında da şu; biz asla hiçbir şekilde, babamın ticari ahlakından
anlayabiliyorum, babamın ilkelerinden dolayı. İnsanlara olan yaklaşımı bize hep
örnek oldu. Şu an bile görüyoruz müşterilerle olan ilişkisini. İnsanları asla
kırmayın, hemen kötü söz söylemeyin, anlayışlı olun, annemiz de aynı şekilde.
Bizim evimizde şu hala devam eder, modern çağ geliştikçe, süpermarketler
açıldıkça biz hala annem eski muhtarın karısı olarak tanınır, biz de muhtarın
oğlu olarak tanınırız. Mesela Bolu’da kurulan Pazartesi pazarında her Pazartesi
günü, o bir ilkedir bizim evde annem önden gider, yöresel köy ürünlerini alır.
Biz de aynı şekilde annemizi alıp eve götürürüz. Köy kültürü hala devam eder.
Orada evimiz de duruyor, hala babaannem yaşıyor. Ailemiz genel itibariyle
böyle. Ailemiz Pazar günü, hep beraber kahvaltı yaparız. 

İş Fotoğrafları

ÇAVUŞOĞLU TURİZM
YENİ ADIYLA CVS TRAVEL

1989
yılından beri baba mesleği olan Çavuşoğlu taşımacılık olarak Bolu’da personel,
öğrenci, işçi taşımacılığı olarak faaliyet gösteriyoruz. Taşımacılık kısmında 6
bin kadar vatandaşımızı fabrikalarına, fabrikalarından da evlerine teslim
ediyoruz. Bu faaliyetleri gösterirken, insanlardan bize karşı olan bir talepler
oluştu. Turlar ortaya çıktı, Karadeniz turları, güneydoğu turları derken, biz
tekrardan turizm faaliyeti bundan bir 15 yıl önce başlamıştı. Bolu’daki birçok
okulun da okul gezilerini, günübirlik gezilerini, İstanbul, Ankara turlarını da
yapıyorduk. Ben üniversiteyi bitirdikten sonra turizme yaptığım stajdan dolayı
eğilimli olduğumu, kendimi orada daha iyi hissettiğimi, insanlara hizmet
vererek, aslında ben bunu bir keyif sektörü olarak görüyorum. Dedim neden ben
bunu profesyonel bir şekilde yapmıyorum. Hemen geldiğimde, aşkla hemen o işe
başladım. Burada insanları tatillere gönderiyoruz. İnsanlar ülkemizde maalesef
bir kere tatile gidebiliyorlar. Onları da bizim gibi seyahat acentelerinde,
turizm ofislerinde değerlendiriyorlar. Biz de bunun için çok dikkatli oluyoruz.
Önemsiyoruz. İnsanlar yılda bir sefer tatil yapabiliyor. Burada da insanların
talepleri karşısında biz de gidip gezmek istedik, görmek istedik. Ne tarz bir
tatil istediklerine göre kategorileştirip, onlara tatil seçenekleri sunuyoruz.
CVS Travel’ı da şöyle kurduk. CVS, bizim asıl şirketimiz ÇVŞ’nin kısaltılmışı.
Yurtdışında çok iş yaptığımız için ve yurt dışından Türkiye’ye, Akdeniz
Bölgesine ve Ege Bölgesine turist getirdiğimiz için, oralardaki Çavuşoğlu’nu,
ç’leri, ş’leri, tam telaffuz edemiyorlar. Bir akşam düşündüm, biz bunu
kısaltalım dedim ve CVS markasını yarattık. CVS’nin asıl geliş yeri Çavuşoğlu
Turizmdir. Bu şekilde turizm faaliyetlerine devam ediyoruz.

HOBİLERİ

Beş
yıl önce bir kitap okuma alışkanlığı inanılmaz derecede başladı. Üniversite
hayatımı çok etkilediğini düşünüyorum. Kitap okumayı, gerçekten seviyorum.
Dünya klasiklerini tekrarını okuyorum. Bir tek Trabzonspor ve Boluspor maçlarını
takip ediyorum. O iki takımın maçları bana keyif veriyor. Hafta sonları da doğa
yürüyüşleri yapıyorum. O da Amerika’da öğrendiğim bir etkinlik olarak hayatıma
işledi. Yürüyüşü seviyorum, köpeğimle vakit geçirmek de hobilerim arasında.

FIRSAT BULDUKÇA
YENİ ÜLKELER GEZİYOR

İnsanların
gezdiği sezonda biz maalesef gezemiyoruz işimizden dolayı. Tam sezonumuz
bitince biz de Ekim Kasım ayları gibi kendimize yurtdışında hem gezmek, hem de
yeni bir şeyler öğrenmek için yeni parkurlar, yeni yurtdışı turları çıkarmak
için gezip keşfetmek için yaptığım tatiller oluyor.

KORKULARI

Benim
hayattaki tek korkum, benim adıma yanlış bir şekilde başka birine bir şey
söylenmesi ve benim bundan haberim olmadan yaşamam. Bunun için hep Allah’a dua
ederim, benim hakkımda başka birine yanlış bir şey söylenip o kişinin de bana
sormadan ona inanmasından korkarım.

İlkokul
yıllarında andımızı okurduk biri seçilirdi yada resmi bayramlarda şiir okumamız
gerektiğinde ben hep geri planda tutardım kendimi. Kalabalığa hitap etmek benim
için zor olurdu heyecanlanırdım. Bu üniversite yıllarına kadar devam etti.
Üniversitede Merlin diye bir hocamız vardı o da sağ olsun ilk sunumu bize
verdi. Ben yine inanılmaz bir şekilde heyecanlandım. Kendisinin yanına gittim,
ilk hafta yapmayayım erteleyelim heyecanlanıyorum dedim. Kendisi bana şunu
dedi; kendini iyi hissettiğin bir ortamda bir video çekebilirsin sunumunu öyle
yapabilirsin, sınıfta açıp, bize gösterebilirsin, böylelikle de bu korkunu
yavaş yavaş yenmiş olursun dedi. Gerçekten ben bunu denedim, ilk denememde de
çok rahat bir şekilde yaptım. Sonraki sunumlarımı da video çekmeden yapabildim.
Bu da benim için önemli bir anıydı. 

Aile Fotoğrafları

HEDEFLERİ

İnsanlar
hayalleri oldukça yaşıyor, hayalsiz bir yaşam düşünemiyorum. İlk işe
başladığımda bu kadar çok tur yada işimle alakalı bu kadar hizmet vereceğimi
tahmin edemiyordum. Ama şu an gerçekten işimden memnunum, gelen taleplerden de
memnunum. Biz her yıl oturup, geçen yıl kaç kişiye hizmet ettik, bu sene kaç
kişiye hizmet veriyoruz. Bu grafiğin artışı benim hayallerime çıkan merdiven
gibi düşünüyorum. İlerde şöyle bir hayalim var; Türkiye’yi en iyi tanıtacak
turizm acentelerinden biri olmak istiyorum. Özellikle Avrupa’da. Gidip
gelmelerimizde maalesef Türkiye hakkında kötü yorumları görüyorum. Onların
medyasından kaynaklandığını düşünüyorum. Ama Türkiye’ye geldiklerinde
karşılaştıkları manzara karşısında şok oluyorlar. Bu sene Avrupa’dan ve
Rusya’dan gelen turistlerin sayısı bunu kanıtlıyor. Benim hedefim şu;
Türkiye’yi onların gözünden değil de gerçek bakış açısından göstermek
istiyorum. Türkiye’deki yurtdışından gelen turistlere en iyi şekilde tanıtan
turizm firması olmak istiyorum.

NELERİ SEVER?

En
sevdiğim yemek, biraz da kökenimizden dolayı mısır ekmeği ve yoğurt. Bu benim
olmazsa olmazlarımdan. En sevdiğim ülke tabi ki Türkiye. Ama ardından, Çek
Cumhuriyeti diyorum. En sevdiğim film de Yeşil Yol. Kitap da Suç ve Ceza
Dostoyevski’nin, o kitabı da çok seviyorum. Bazı bölümlerini de içinden açıp
okuyorum.

KARADENİZ MUTLAKA
GÖRÜLMELİ














Karadeniz
turları beni çok etkiliyor. Giden misafirlerimizin de en çok memnuniyet oranı
da çok sevdikleri yerlerden biri de Karadeniz turları. Oradaki aslında etki,
şöyle bir bilgi aktarıyorum müşterilerimize, misafirlerimize. Karadeniz
insanının biraz hırçın ve inatçı oluşunu. Oradaki doğa şartlarının insanın
genlerine işleyip karaktere dönüştüğünü gösteriyor. Düz bir arazi yok, tamamen
çay ve fındık üretimi var. Bu araziler hep engebeli araziler. Burada çalışmak
kolay. Orada sürekli yağmurun altında engebede kalıyorsunuz. Bu bir hayatı
zorlaştırıyor, seni hırçınlaştırıyor. Bir an önce yapmak için hırslı oluyorsun. 

Siyasi ve Sivil Toplum Kuruluşlarındaki Fotoğrafları

Boludabolu Avatar
BoludaBolu
13 Kasım 2018
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir