Dolar
ABD Doları 1.000
Euro
Euro 1.000
Sterling
Sterling 1.000
Altın
Altın 1.000
BOLU ÇOK BULUTLU
13,1
ÇOK BULUTLU

Tahir GAYRET

Tahir GAYRET (Bolu Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik
Başkanı)

 

Doğum: 10
Kasım 1948 Bolu / Gerede

Okul: İlk
ve orta öğrenimi Gerede’de tamamladı…

Meslek:
Esnaf

Bulunduğu görevler: 1975 yılında Gerede Sınırlı Sorumlu Otobüsçüler
Tüketim Kooperatif Başkanlığı yaptı, Halen Gerede Şoförler ve Otomobilciler
Odası Başkanı, Gerede Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkan
Yardımcısı, Bolu Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı…

 

DOLU DOLU BİR HAYAT HİKAYESİ…

 

Ulu Önder Atatürk’ün ölümünün 10’uncu yıl dönümünde
dünyaya geldi…

Ortaokul eğitiminin ardından mobilyacıda çıraklık,
otobüslerde muavinlik yaptı. Askerden gelince de önce minibüsçülüğe, akabinde
otobüsçülüğe adım attı…

Hem STK’larla hem de siyasetle tanıştı 1974 yılında…

Cumhuriyet Halk Partisi’nde Gençlik Kolları Başkanlığı
yaptı. Bugüne kadar tam 21 kez Kâbe’yi ziyaret etme fırsatı buldu…

Otobüsçülük yaptığı dönemde Azerbaycan’a, Polonya’ya
seferler gerçekleştirdi. Bir yandan ticaretle de uğraştı…

Bir oğlu, bir kızı dolayısıyla bir damadı, bir gelini,
üçte torunu var. Onlarla birlikte olmaktan çok mutlu. Bu nedenle kendisini
huzurlu bir aile babası olarak tanımlıyor…

Dolu dolu bir hayat yaşadı. İyi yada kötü yaşadığı
hiçbir olayı da unutmuyor…

Hasta Bolusporlu. Öyle ki; askerdeyken Boluspor’un
deplasman maçına gidebilmek için firar edip, sonrasın da ceza aldı…

Başkanlığını yaptığı dernek ve birlikten aldığı
ücretle öğrenci okutan, hayatı hızlı yaşayan, çevresindeki insanlara her zaman
pozitif enerji yansıtan, Bolu’nun çok sevilen isimlerinden biri, Tahir
Gayret’in soluksuz okuyacağınız hayat hikayesi… 

 






































Boluluların
yakından tanıdığı bir isim Tahir Gayret. 70 yıllık hayatına birçok anı
sığdırmış. Tahir Gayret, doğumundan iş hayatına, aile hayatına, başarılarına,
hobilerine ve beklentilerine varıncaya kadar merak edilenleri bakın nasıl
özetledi;  

10 KASIM 1948’DE
BAŞLADI YAŞAM

Tahir
Gayret, 10 Kasım 1948 yılında büyük insan, büyük vatanperver Mustafa Kemal
Atatürk’ün vefatının 10. Yıldönümünde Hikmet ve Zeki’den doğma Gerede doğumluyum.
İlk ve ortaokulumu Gerede’de okudum. Ondan sonra, bir mobilyacıda, çırak olarak
başladım, daha sonra bir otobüste, rahmetli Özdamarların yanında muavinliğe
başladım. Oradan askere gittim, askerden geldim minibüsçülüğe başladım.
Minibüsçülüğün akabinde 1972 yılında bir 302 alarak otobüsçülüğe başladım. 45
senem otobüsçülükle geçti. Bu arada tabi, Bolu’muzun güzel şirin, serin, havası
sert insanı mert olan ilçede minibüsçülüğün peşinden otobüsçülük ve sivil
toplum örgütlerine ilk adımı attık. 1974 yılında Cumhuriyet Halk Partisi
gençlik kolları başkanı oldum. Kardeşim de orada Milli Türk Talebe Birliğinde
başkandı.

21 KEZ KABEYİ
GÖRDÜ

Otobüsçülüğüm
45 sene sürdü 1980 yılında ilk Cenabı Allah nasip etti otobüslerle Haremi
Şerife Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e yüz sürme nasip oldu. Bu arada da Cenabı
Allah’ın sevilen kullarından biriyim galiba 21 sefer Haremi Şerif’e yüz sürme
nasip oldu bana. Peşinden 1975 yılında Gerede Sınırlı Sorumlu Otobüsçüler
Tüketim Kooperatif Başkanı oldum. Uzun yılları onu devam ettirdik bu
kooperatifler Türkiye’de örnekti. Daha bunun örneğini Konya bizden aldı. Kontaş
firmasını kurdu. O tarihlerde Gerede’de 77 tane 302 vardı. Türkiye’deki bütün
firmalarda hemen hemen biz idare eder konuma geldik. O kurduğumuz kooperatifle
biz o gün Otomarsan’dan alınan otobüsleri sigortasız çıkarmazdı firma, ama
Mengerler Gerede’den üyemiz dediği zaman sigortayı da biz yapıyorduk. 1987
yılında İstanbul’da şu an var olan Esenler otogarından Geredeliler Turizm
Ticaret A.Ş. de kurarak bir yazıhane aldık. O yazıhaneyi de 8 sene önce sattık.
O arada ben ilk Türk otobüsü olarak Sovyet Rusya’nın ayrılmasından sonra
Azerbaycan’a seferlere başladım. Polonya seferlerine başladık, valiz ticaretine
başladık, 2 sene oraya çalıştım. Yurt içinde Kamil Koç’un Karabük – Bartın,
Ankara – İstanbul hatlarını açtık. Daha sonra Mersin’e gittik, orada çalıştık.
Gazanfer Bilge’de uzun yıllar çalıştık.

TİCARETLE DE
UĞRAŞTI

Bunları
yaparken de ticarete de devam ettik. Gerede’de bir tavuk firması ile pazarlama
işini aldım. 1987 yılında bölgede 6 ilçeyi bağlayan Coca Cola bölge bayiliğini
aldık. 8 dönemdir de Gerede Şoförler ve Otomobilciler Odasının acizane
başkanlığını yürütüyorum. Aynı zamanda 25 yıldır Gerede Esnaf ve Sanatkarlar
Kredi ve Kefalet Kooperatifinin başkan yardımcılığını yapıyorum. Bağlı
bulunduğum birlikte de başkanı olmadan önce 9 sene burada başkan
yardımcısıydım. İki dönemdir de burada başkanlık yapıyorum. 6 Mayıs 2018 itibariyle
de 3. dönemimize Bolu’muzun esnaf ve sanatkarlarının temsilcileri değerli
arkadaşlarımın oyları ile başkanlık görevine geldik. 

AİLE HAYATI




















Cenabı
Allah’a ne kadar hamd etsem azdır. Pırlanta gibi bir oğlum bir de kızım var.
Çocuklarımdan da 3 tane torunum var, bir tane torun da yolda. Dünyanın şanslı
insanlarından bir tanesiyim. Damadım var Artvinli oğlumdan ayırmam o beni
anasından babasından ayırmaz. Aslen sülalesi Van’da ama Mengen’de doğma bir
gelinim var dünya tatlısı. Ben gelin diyorum ama kızım. Hakikaten şanslı
insanlardan bir tanesiyim. Bugüne kadar çocuklarımdan, hele hele benim 46
senedir evli olduğum sevgili eşim, Zeyneti Hanım’dan hiçbir sıkıntı çekmedim.
Benim boş zamanlarımda yaptığım dua, bütün ümmeti Muhammed’in ailelerinin
çocuklarının, sağlıklı, sıhhatli, huzurlu olmasıdır. Çünkü ben çok huzurlu bir
ailenin babasıyım. Bunu anlatmak çok güç. Eşimle benim, rahmetli sevgili
kayınpederim ve kayınvalidem, eşimi bana vermediler. 6 sene istedik. Benim büyükbabamı,
ananemi, teyzemi, rahmetli annemi kapıdan kovdular ama ben yılmadım. Çünkü
evlenmek için evlenilmeyeceği inancında olan bir insandım. Ben ailemi kaçırdım
1974 yılında. Ondan sonra da rahmetli kayınvalidem ve kayınpederim beni
kızlarından çok sevdiler. O günkü tarihlerde o kız benim kızım olsa ben de baba
olsam ben de vermezdim. O günlerde ben biraz haylazdım, hoppaydım. Bıçağımın
iki tarafı keserdi, boy pos yok ama belalıydım. Hatta ben 1963 yılında çok
sevdiğim, şimdi rahmetli oldu arkadaşım, dayı teyze çocuklarıyız. Onu bir
olaydan ötürü bıçakladım. Firar ettim, 1963 yılında Sivas dağlarında Koçero
vardı eskiden onun yanında kızanlık yaptık. Hayatım biraz dolu doludur. 

ANILARINI
UNUTMUYOR

Ben
hayatımda yaşadığım hiçbir olayı unutmam. Benim bazı arkadaşlarım huyuma
kızarlar. Bugün bana 40 sene önceki anını bir söyle deseler hemen anlatırım.
Mesela bir örnek: 1968 yılında ben askere gittim Mamak Muhabere okuluna. Orada
45 samimi arkadaşım vardı, 43’ü ile hala görüşürüm. Ama şunu da söylemek lazım.
1968 yılında başladım 24 ay askerlik yapan son kişiyim. Bizden sonra 20’ye
indi. Şimdi de askerlik yaptım diyor gençler.

“GEREDELİLİĞE LAF
YOK!”

Ben
buraya aday olduğumda beni seven bazı insanlar, buraya Geredeli başkan mı
yapacağız? Diye bir şey tutturmuşlardı. Benim asker arkadaşlarımın hiçbiri beni
Geredeli bilmez. Neden? Çünkü biz vilayeti ile anılan kişileriz. Biz Boluluyuz
derdik, Geredeli demek ayrıcalık tabi ki. Utandığımdan sıkıldığımdan değil ama
biz ilimizi biliriz. Şimdi Bolu’da Seben’de doğan Bolulu oluyor da, biz
Geredeli Bolulu olamadık. Şimdi kabul ettirdik ama Geredeliliğe laf yok.

FANATİK BOLUSPORLU

Benim
Bolu ile bir anım daha var. Ben hasta Bolusporluyum. Hatta asker ocağında 1.
Lige çıkacağımız sene Tarsus maçı için firar ettim. Geldim bir hafta katıksız
hapis cezası aldım. En son Boluspor 1. Lige çıktığı 23 Mayıs 1980 tarihinde
Sevgili Eşim hamileydi. O zaman iki otobüsümüz vardı. 6 tane şoför arkadaşım
vardı benimle beraber çalışan, onlar gitmek istediler. Ama ben Boluspor aşkımdan,
sevgili eşimden izin aldım bunlarla benim gitmem lazım diye. Maça çıkacağımız
gece 12.07’de Gerede’den telefon geldi, nur topu gibi bir oğlun oldu diye.
Şimdi doğmadan cinsiyet biliniyor da o zaman bilinmiyordu. Düzceliler kampı
basmak istediler Yener Bandakçıoğlu o zamanlar başkandı. İzmir Urlada
kalıyorduk. Maça giderken, takımda ses yok bir tek lastik sesi geliyor. Atatürk
Stadyumuna yaklaştık. Yener Abi kalktı ayağa, Tahir Abinizin dün akşam bir
çocuğu oldu dedi. Rıdvanların, Halil İbrahimlerin olduğu dönem. Ben sormadım
ama onun adına söylüyorum kim gol atarsa onun ismini koyacağız çocuğa dedi. Bir
alkış tufanı arabanın içinde. Ve biz o maçta 3 gol attık Düzce’ye. Bu üç gol
atanın ikisi Eskişehirli. Selahattin ve İbrahim. İsimleri uzun olunca dönüşünde
23 Mayıs 1980 tarihinde Yener Abi şöyle bir şey söyledi: 19 Mayıs’ta Atatürk
Samsun’dan hareketi başlattı, biz de 23 Mayıs’ta İzmir’de şampiyon olduk 1.
Lige çıktık. Oğlunun ismi Zafer olsun dedi. Oğlumun ismi Bolu’dan kalmadır ben
bunun gururunu da yaşadım.

Babam
rahmetli, mekanı cennet olsun Gerede’nin ilk tabaklarındandır. Gerede’de lise
olmadığı dönemde, Zonguldak’ta liseyi bitiren ender insanlardan biridir. Gerede’ye
postane açılacağı zaman müracaat edip tabaklığı bırakıp postaneye geçmiş. 37
yıl Gerede postanesinden hiçbir yere tayin olmadan telgraf, posta, telefon,
dağıtıcı yaptı. O zamanlar ihbarlı telefonlar vardı. Ben sefer tası ile yemek
getirirdim babama. Rahmetli babamın nöbeti 24 saatti. Postaneye geldim, böyle
giyimli kuşamlı, beyefendi birisi babama kızıyor. Babam her şeyi çok iyi bilen,
her şeyi mükemmel yapan güçlü kuvvetli bir insan. Babama nasıl kızarlar?
Gördüm, utandım sıkıldım. Sefertasını kapının arkasına bıraktım döndüm eve
geldim ağladım. Annem ne oluyor? Dedi. Babama biri kızıyor nasıl kızar dedim.
Gelince sorarız dedi. Ertesi gün geldi babam, meğer babama gelen Bolu’dan üst
makamdan bir arkadaş. 12 dakika postane kapalı kalmış, ihbarlı telefona birini
çağırdığı için. Biz oralardan geldik. Benim iki tane, biri büyük, biri küçük
kardeşim var. Abim İstanbul’da Haydarpaşa Lisesinde okudu şu an emekli,
İstanbul’da yaşıyor. Küçük kardeşim gurur duyduğum bir kardeşim. Antalya’da
otobüs işletmesi Aker, hem damadı hem sorumlusu orada. Nevşehir’de bir otel
yaptı, aynı zamanda Türkiye Butik Otelciler Federasyon Başkan Yardımcısı.
Kendisi ziraat mühendisidir. Aynı zamanda da antrenördür. Mustafa Denizli
Bey’le aynı esvapta diploması vardır. Damadım ilçe tarım müdürü Gerede’de,
sevgili kızım Ebru 15 yıl Gerede’de İş Bankasında memurdu, işletme mezunudur.
Şu an maaş almıyor yaşını bekliyor emekli oldu.

“CENABI ALLAH BANA
HER ŞEYİ VERDİ”


























Cenabı
Allah bana her şeyi verdi. Peki ben insanlara ne verdim de ben bu makamdayım.
Buraya hiç ihtiyacım yok. Buradan aldığım ücretle Allah’ıma hamdü senalar olsun
öğrenci okutuyorum. Hiçbir ihtiyacım yok ne maddi ne manevi. Ama cenabı Allah
dünya tatlısı sevgili eşimi vermiş, iki tane evlat vermiş, torunlar vermiş, o zaman
benim topluma bir şeyler yapmam lazım. Benim Bolu Esnaf Sanatkar Odaları
Birliğinde, Gerede Şoförler Odasında olmamın bir tek nedenidir. Benim 8.
Dönemim bitti, Şoförler Odasından daha ne bir lira maaş, ne yolluk, ne de
harcırah almadım. Mutluyum, bir şeyler yapabiliyorsam onun gururunu yaşıyorum. Çoluğuma,
çocuğuma, torunlarıma, çevreme sadece her şeyin para, makam olmadığını, her
şeyin insanlık olabileceğini öğretmeye çalışıyorum. Ama şunu da söylemek lazım;
Bolu’da birlik ve beraberliği hala yakalayamadım onun üzüntüsünü yaşıyorum.
Bolu’da bazı insanlar kılçık gibi yaşıyorlar, birbirlerini istemiyorlar, niye
istemiyorlar onu anlayamadım. Yaradan isteseydi bizi dünyadaki bütün canlıları
aynı model getirirdi. Ama hiçbirimiz Cenabı Allah’tan daha iyi bilemeyiz. Onun
bir gerekçesi vardır hepimizi ayrı akıl, beden ve şekilde yaratmış. Böyle
şeyler yaşıyoruz ama şu anda çalıştığım kurum itibariyle, başta Bolu valimiz,
değişenler, gelenler gidenler, belediye başkanımız, defterdarımız, emniyetimiz,
bürokrasideki bütün insanlarla çok iyi ilişkideyim. Aynı zamanda
konfederasyonda işyeri denetleme, danışma grup başkanlığı yapıyorum. İnsan
ilişkisi olduğu zaman yapılamayacak, olmayacak iş yok. Bunlarla uğraşıyoruz,
yapıyoruz. Bu seçimlerde arzu ettiğim, sevdiğim insanlar arkamdan konuşarak
aday oldular. O üzdü beni, en son da liste çıkaramadılar. Neyi paylaşamıyoruz
onu anlamıyorum. Benim 25 tane odam var Bolu Birliği olarak, hepsi birbirinden
değerli arkadaşlar. Burada da yönetim 5 kişi ben de çıkarsam 4 kişi. 25 kişiyi
alma şansımız yok. Alamadığınızda herkes size karşı geliyor gibi bir şey
oluyor. 

“BOLU’NUN
KIYMETİNİ BİLELİM”

Hayat
güzel, hayat tatlı, Bolu çok güzel bir yer. Cenabı Allah dünyada Bolu gibi,
Mekke Medine’yi yaratmış, ondan sonra burayı yaratmış. Tabiat harika, ama biz
hala üzülerek söylüyorum, Bolu’nun kıymetini bilemiyoruz. Dağlarımız,
yaylalarımız harika. Çok yerde yoktur, ben nakliyeci olduğum için Avrupa’da çok
çalıştım. Gerede’nin yaylaları, çamların arası çimendir. Orman her yerde vardır
ama her taraf topraktır. Biz bunu değerlendiremiyoruz. Birlik olarak ne
yapıyoruz? Hükümetimize çok konular getiriyoruz ama bize sıra gelmiyor. TBMM’de
çok değerli parlamenterler var ama bizi temsil eden anca iki arkadaşımız var.
Biri TESKOMB Genel Başkanı aynı zamanda Yozgat Milletvekili Abdülkadir Akgül
Bey var, biri de Mersin Eski Lokantacılar Odası Başkanı Hacı Oskan Bey var.
Şimdiki vekillerimiz de uğraşıyor ama galiba bize sıra gelmiyor. Küçük esnaf
her geçen gün eriyor. İstatistiğe göre şu an işyeri açılıyor ama açılanların
hiçbir tanesi, ben her ay üye olanları ayrılanları ister incelerim. İstihdam
yaratacak sanatkar işyeri açmıyor. Yani hep, tüketime yönelik, bilhassa
telefoncular. Ona üzülüyorum, esnaf her gün küçülüyor nereye varacak
bilmiyorum. 7 senedir Bolu Belediyesi, Ticaret Odası, Valilik ve TOKİ ile
yapmaya çalıştığımız bir sanayi sitesi vardı ben orada çok ıstırap çektim. 7
sene benim 14 senemi aldı. Bu proje belediyenindi, yeri gelmişken Alaaddin
Bey’e de teşekkür etmem lazım. Allah’a çok şükür oranın temelini atıyoruz. Bir
çocuk daha dünyaya geliyor. Bolu’da sanayi gibi bir sandalye yapan, bir döşeme
yapan, konfeksiyon yapan bir şehir kuruyoruz ama adı sanayi diye geçiyor. 988
dükkan yapılıyor orada 59 tanesi galerici arkadaşlara. İhalesi de yapıldı,
müteahhit firma geldi, şantiyesini kurdu, beton santralini kuruyor. İnşallah
iftarla beraber orada temel atacağız. İhale 750 gün ama müteahhitler 500 – 600
güne teslim ederiz diyorlar. Biz onu da gördüğümüzde Bolu’ya en azından bu
büyük hizmeti yaptığımızın gururunu yaşarız diye düşünüyorum.

Türkiye’de
82 birlik 13 federasyon bir de konfederasyonumuz var 3317 de odamız var.
Telefonda ben mesela Şırnak’ı arıyorum, Bolu’da bir hemşerimiz oradadır, ya da
biri askere gitmiştir Türkiye’nin neresi olursa olsun, onları ararken buranın
telefonundan aramam ben numara bilinmeyecek, buyurun derler, bilemedik
dedikleri zaman ismimi söylemem bir kahkaha atarım hemen Tahir Abi sen misin
diye sorarlar. Bu da Allah vergisi bir şey. Yine Antalya’da bir eğitim toplantısına
gittik, sabah geldim. Ben tatile gittiğim yerlerde televizyon seyreder kitap
okurum. Arkadaşlar gidince tatil yaparlar ufak tefek bir şeyler içerler ben hep
odamda olurum. Maalesef o tarihte haberleri izlememişim. İki şehidimiz varmış.
İndik kahvaltıya, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkanı Fevzi
Apaydın geldi. Abi moralim bozuk bir gülüver dedi ben de güldüm. İşaret ettiler
bana. Şehit varken gülünür mü dediler, kalktım özür diledim. İstem dışı oldu
ama Allah kimseyi gülmeden ayırmasın. Hayat güzel.

HAYATI HIZLI
YAŞADI












Ben
hızlı hayat yaşadım. Yalnız şunu gururla da söyleyebilirim, bilerek yada
bilmeyerek demeyeceğim, bilmeyerek de hatır kırmadım. Ama birileri kırılıyorsa,
kendi kusurlarıdır. Hayatımda kimseye dargın olmam. Tavsiye de ederim, bugün en
olumsuz olayı yaşayayım, akşam televizyonda maç veya dizi seyrediyorum.
Sabahtan çıkıp eve geldiğim ana kadar film şeridi gibi gözümün önünden
geçiririm o günü. Muhasebe yaparım. Beynimi temizler o günden bir şey
bırakmadan ertesi güne başlarım. Hiç kin tutmam herkese de tavsiye ederim kinle
hayat yaşanmıyor. Bugüne kadar aç mı kalmadık, susuz mu kalmadık, otobüsçülük
yaptığım tarihte borcumu ödeyeceğim diye, Ankara’da Bahar Oteli vardı, 302’yi
otelin önüne çekerdim, perdeleri de çekerdim, koridoru da gazete serer -20’de
otobüste yatardım. Bahar Otel’in önüne niye çekerdim? Otobüsçüler Bahar’da
yatıyor desinler diye ne baharı otobüste yattım, bagajda yattım. Belki bir sene
Karabük’e çalışırken lokantaya girmedim ben. Selahattin diye bir istasyoncu
vardı, zeytin ekmek koyardı bize gelirken orada yerdim dönüşte orada yerdim.
Hayatın her evresi mutlulukla geçmiyor. Her evresinde neler var. Her şeyi
gördük. Benim 50 yaşına kadar evim yoktu. Hiç dert etmedim. Allah şimdi verdi,
çoluğumun var, çocuğumun var, kendimin var. Yazlık var kışlık var. Şimdiki
gençlik hemen oluversin istiyor. Mesela ben babamın evinde evlendim. 4 oda
vardı birinde annem babam, birinde abim yengem, birinde biz hanımımla, birinde
de kardeşim yatıyordu misafir gelse yer yok. Sonra kiraya çıktım, bin liraya
bir halıfleks aldım. Anne evinden getirdiği bir makinesi vardı hanımın, perdeyi
kendimiz diktik. Gece geç saatte yoruldu. O halıfleksin üzerinde o perdeleri
üstümüze örttük öyle yattık orada. Şimdi dışarıdan görünce her şey tozpembe
görünüyor, öyle bir dünya yok. Mesela rahmetli anneciğim, Allah gani gani
rahmet eylesin, gömlek bize senede bir sefer alınırdı. Eskidiği zaman, yama
yapardı, şimdi yamalı şeyler moda oldu. Benim rahmetli babacığım aylık
aldığında ya 50 gram ya 100 gram kuruyemişle gelirdi, o da nedir, iğdeydi, dut
kurusuydu. Babamın maaş aldığını o zaman anlardık. Ama bizi kel etmedi, topal
etmedi, öyle yetiştik. Hayat bu güzel bakarsan güzel görünüyor. Bakışınıza
bağlı, gözlerinize bağlı bu. Benim gözümde bay bayan, çirkin kişi yoktur,
herkesin kendine göre güzelliği vardır. İyi bakarsan feyz alırsın. Burada
mesela personelimle çalışıyorum, hepsine takılırım, onları motive etmeye çalışırım. 

“İYİ BAKARSAN
HERŞEY ÇOK GÜZEL”


Geçen
genel kurulda da söyledim. Geçen genel kuruldan bu genel kurula iki değerli
başkanımı kaybettim. Birisi Nihat Alpat Öztürk, birisi Tuncer Mudurnulu. İyi
bakarsan her şey çok güzel ya. Bazı insana bakarım yemek seçer, şunu yemem,
bunu yemem. Hayatta yemediğim beğenmediğim hiçbir şey yoktur, bizim evde de
hiçbir şey ziyan olmaz. Öyle de bir ailem var benim bu da bir şanstır. Biz
duyuruyoruz mesela şu kadar ekmek atılıyor diye, bizim evde ben hayatımda
ekmeğin atıldığını ne duydum ne de bundan sonra duyarım. Kesinlikle atılmaz,
çok kuruduysa, ekmek aşı yaparız. Dünyaya güzel bakarsan dünya çok güzel. Hele
biz öyle bir yerde dünyaya gelmişiz ki… anamızı babamızı seçme hakkımız yok,
İslam olan bir yerde dünyaya gelmişiz. 

Boludabolu Avatar
BoludaBolu
23 Ocak 2019
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir