Dolar
ABD Doları 1.000
Euro
Euro 1.000
Sterling
Sterling 1.000
Altın
Altın 1.000
BOLU ÇOK BULUTLU
18,3
ÇOK BULUTLU

Hasan UZUNOĞLU

Hasan UZUNOĞLU (Dörtdivan Belediye Başkanı – Mali
Müşavir)

Doğum: 06
Nisan 1968 Bolu / Dörtdivan / Adaköy

Okul: Dörtdivan
Adaköy İlkokulu, Dörtdivan Merkez Ortaokulu, Gerede Ticaret Meslek Lisesi,
İşletme Fakültesi mezunu…

Meslek: Serbest  Muhasebeci Mali Müşavir

Bulunduğu görevler: 2004-2014 yılları arası İl Genel Meclis Üyeliği, Halen Dörtdivan Belediye Başkanı…

 

DOĞUP BÜYÜDÜĞÜ İLÇEYE BAŞKAN OLMAK…

 

Tüccar bir babanın oğlu olarak Dörtdivan’ın Adaköy
Köyünde dünyaya geldi…

Her imkana sahip, özgüveni yüksek bir çocuk olarak
yetiştirildi…

Genç yaşta evlendi, dört de çocuk sahibi oldu…

Muhasebeci olmayı çok istedi. Halen daha mesleğini
severek yapıyor ve başarılı olduğuna da inanıyor…

1989 yılında Milli Gençlik Vakfı ile birlikte siyasete
girdi…

2004-2014 yılları arasında iki dönem tam 10 yıl
boyunca İl Genel Meclis Üyesi olarak hizmet etti doğup büyüdüğü topraklara…

Sonra Belediye Başkanı olarak seçildi ve hizmetlerini
artırarak sürdürdü…

Doğup, büyüdüğü, ekmeğini yediği, havasını soluduğu
ilçesini daha yaşanılabilir hale getirmek için gece gündüz var gücüyle çalışan
bir Dörtdivan, bir Bolu sevdalısı, Dörtdivan Belediye Başkanı Hasan
Uzunoğlu’nun hayat hikayesi…

1968
yılında Dörtdivan’ın Adaköy Köyünde tüccar bir babanın oğlu olarak dünyaya
geldi Hasan Uzunoğlu. Güzel ve mutlu bir çocukluk hayatının ardından
eğitimlerini tamamlayıp muhasebeci olarak iş hayatına başladı. Başarılı iş
hayatını siyasi hayatıyla birlikte de yürüttü. Uzunca bir süre İl Genel Meclis
üyesi olarak Dörtdivan’a hizmet ederken yılında Belediye Başkanı olarak
seçildi. Şimdi başkan olarak ilçesini daha yaşanılabilir hale getirmeye çalışan
Hasan Uzunoğlu hayat hikayesini ve Dörtdivan’a yapılanları şöyle özetledi;

ÇOCUKLUK VE AİLE
HAYATI

Benim
beş kardeşim var. Dört kız bir tane erkek kardeşim var idi. Biz dört kızdan
sonra dünyaya ikiz olarak dünyaya gelmişiz, ancak 7 yaşında trafik kazasında
ikizim vefat etti Allah rahmet eylesin 1973 yılında vefat etti. Annemin ismi
Fatma, babamın ismi Süleyman. Kız kardeşlerimden, hepsi ablam büyüğüm, bir
tanesi de 28 yaşında göğüs kanserinden vefat etti. Diğer üç ablam sağ, onlar da
torun sahibi oldular. Dörtdivan Adaköy’de doğdum, büyüdüm. Babam tüccarlık
yapıyordu, canlı hayvan alış verişi yapan bir sektörde çalışıyordu. Bunun
yanında tarım ve hayvancılık, özellikle bizim tarlalar verimli olduğu için
ailenin ana geçim kaynağı patatesçilikti. Biz doğal olarak dört kızdan sonra
ikiz olduğumuz için ikizimiz de küçük yaşta trafik kazasında vefat edince, evin
tek oğlu olarak el bebek gül bebek büyütülen bir çocuk oldum. Ailenin ekonomik
durumu da iyiydi. Şımarık demeyelim de her imkanı yerinde olan bir çocuk olarak
büyüdüm. Hiç yokluk görmedik, Allah’a şükürler olsun babamızın sayesinde.
Bizler de evin kıymetlisi, olarak yetiştim. 16 yaşında genç sayılabilecek bir
yaşta halamın kızı ile evlendirdiler. Benim de dört tane çocuğum var ikisi
evli. Süleyman’ın büyüğü kız var, Bolu’da şu an evli. Ondan iki tane kız
torunum var. Oğlum evli ondan iki tane oğlan torunum var. Genç yaşta evlenmenin
faydaları bunlar aslında. İki kızım daha var ikisi de abisinin yanında muhasebe
ve sigorta mesleğinde işyerinde çalışıyorlar, okullarını bitirdiler. Biz de sülalece
mali müşavirliğe devam ediyoruz. İnşallah hayırlısı olur.

Köyde
güzel bir çocukluk geçirdik. Rahmetli dedem beni eşeğe bindirir yaylaya
götürürdü. Herkes üzerimize titrerdi. Örneğin ben ortaokula, liseye giderken
babam bana araba almıştı. Araba ile gittim geldim. O zaman muratla okula gider
gelirdim. Özgüveni iyi olan bir çocuk olarak yetiştim. Özgüven, cesaret ve
öngörü oldu. O yetişme tarzının faydasını gördüm. 51 yaşında insan daha iyi
idrak ediyor, o özgüven çok önemliymiş. Pısırık yetişen, itilip kakılarak
yetişen, ailede baskı kurularak yetişen çocuklara bakıyorum benim yaşıtımda
hala öyle devam ediyor. Hala o aile baskısının etkisini taşıyor. Eskiden
gerçekten yokluk vardı. Çok ciddi yokluk vardı. Benim çocukluğumda elektrik
yeni gelmişti. Araba yok, traktör yok, her şey öküz ve sabanla yapılıyordu.
Yokluk olunca eğitim olmuyor, kız çocukları genelde okutulmuyor. Zaten ailenin
ekonomisi yerinde değil ki, gurbete göndersin okutsun. Zor bir olay. O çocuklar
da baskı altında toplumdan uzak yetişti. O dönemde bizim bir artımız oldu, bu
özgüvenle de hayatı idame ettiriyoruz. 

Çocukluk Fotoğrafları

MUHASEBECİLİK VE
MALİ MÜŞAVİRLİK

Ben
meslek seçimimi kendim yaptım. Babamın tüccar olması nedeniyle, bir aile
şirketi edineyim dedim. O zaman resmiyet yok üç dört kişi bir araya geliyor
ticaret yapıyor. Dört ortaklı bir büyük alım satım işleri vardı. Koyun kuzu
toplayıp, İstanbul’a götürüp, mezbahanede kestiriyorlardı. İyi para kazanan bir
sektördü. Ben liseyi bitirdikten sonra dediler ki hesap kitapları sen yap. Ben
bunu kabul etmedim. Madem okudum ben muhasebecilik yapacağım dedim. Allah
rahmet eylesin, sen bilirsin dedi. Muhasebeci olmak istiyorsan ol dedi. O zaman
belgeye gerek yok, okulu bitiriyorsun, muhasebeciyim deyip vergi dairesine bir
kayıt açıyorsun, muhasebeci oluyorsun. Belgeler çok sonra çıktı. Şu an
muhasebecilik olmak ölüm. Biz o şekilde kendi mesleğimizi seçtik. 32 yıllık
mali müşavirim. Şu an Dörtdivan’da işlerim devam ediyor. Bolu’da oğlum devam
ediyor. Allah bereket versin. Herkes mesleğini sevemez ama ben mesleğimi çok
sevdim. Deseler ki, bir daha dünyaya gelsen ne olursun, ben yine mali müşavir
olmak isterim. Ben mesleğimi seviyorum. Mesleğin en büyük avantajı sermayesi
olmayan bir iş. Sermaye kullanmadan alın teri, el emeği ile yaptığın işin
bedelini alıyorsun. Ticaret farklıdır. Kar ederek satman lazım. Küçük yerlerde
veresiye verdiğin zaman sermayenin tamamı gidiyor. Muhasebede adam vermezse,
100 lira alıyorsan onu alamazsın o gider. Güzel bir meslek. Ben de başardım.
Ben mesleğimde gerçekten başarılı olduğuma inanıyorum. Bu memleketin ilk
muhasebecisiyim. Dörtdivan’ın ilk muhasebecisiyim. Bu işyerini de
kapatmayacağım. Buranın benim için manevi değeri çok yüksek ne gördüysem ben
burada gördüm. Ekonomi olarak neyin var dersen çok büyük bir şeyim yok o ayrı.
Ama önemli olan çok bir şeyinin olması değil, önemli olan huzurlu olman,
yaptığın işi sevmen, çoluk çocuğunu mağdur etmeden, aç bırakmadan aile reisi
olarak onlara rahat bir hayatı sunman bence en büyük zenginlik. Yoksa benim
trilyonlarım olsa ne olur, ben huzurlu değilsem, çoluk çocuğum huzurlu değilse,
para bir mana ifade etmez ki. Mevcutla en iyisini, belki bir baba olarak en
iyisini yapma şansın da olmaz ama topluma hayırlı bir birey yetiştirebiliyorsan
ne mutlu. Ben hayatımdan memnunum mutluyum, çocuklarım yetişmiş, Allah’a sonsuz
şükürler olsun, hepsi de topluma hayırlı birey. İnsanlara hayırlı işler veren
bir iş yapıyorlar. Torunlarım okula gidiyor. Borcum yok derdim yok. Allah bana
makam da nasip etmiş. Daha ne isteyebilirim. Bol bol şükrederim, Allah’ıma
sonsuz şükürler olsun.

SİYASET








Ben
belediye başkanı olmadan önce iki dönem il genel meclisi üyeliği yaptım.
2004’te bir seçildim, 2009’da bir seçildim. 10 yıl görev yaptım. Ben asıl
hayalimde yapacağım hizmetleri 10 yılda yaptım köylere. Siyasete uzak değiliz.
Ben 1989 yılında Milli Gençlik Vakfı ile siyasi hayata girdim. Benim çizgim
vardır, ben milli görüşçüyüm. Refah Partisi ilçe başkanlığı yaptım. Onu 28
Şubat’ta kapattılar. Fazilet Partisinin ilçe başkanlığını yaptım, tekrar kurduk
onu da kapattılar. Daha sonra AK Partiyi kurduk. AK Partiyi kurduktan sonra
bana il genel meclisi üyeliğini layık gördüler, Hasan Bey sen burada görev yap
dediler. Bir dönem daha yap dediler, üçüncü döneme de başkan yapalım biraz da
ilçeyi yönet dediler. Dedik hay hay. Milli görüşte bir gelenek vardır. Bizde
görev istenmez. Bizde görev verilir. Ben milletvekili adayı olacağım, ben
belediye başkan adayı olacağım denmez. Biz etik olarak bunu söylemeyiz. Zaten
birileri çalışmanı görüp, bu çocuk bu işi yapar der. Bizde böyle bir gelenek
var. Milli görüş geleneği. Bizim Dörtdivan’da oyumuz zaten %90, geri kalan
partiler %3, %5 alır. Ağırlıklı da böyledir. 2014’te halk beni kendisi istedi. Dediler
ki, bu çocuk bu işi kıvırır dediler. Biz 2014’te vaatlerde bulunduk. Bunlardan
hayata geçiremediklerimiz var. Fazlasını yaptıklarımız var. Ama yeterli mi?
Bence yeterli değil. Ben kendimi belediye başkanlığında 4 yıl bitti, daha yolun
başında dahi saymıyorum. Belediye başkanlığı çok farklıymış, bir il genel
meclisi değilmiş. Burada her şey senin elinde ama yukarıda projeleri onaylatmak,
hayata geçirmek senin elinde değil. Sıkıntı bu. 

Okul Fotoğrafları

DÖRTDİVAN
PROJELERİ


Benim
doğalgaz projem devam ediyor. TOKİ projem var bir imza sekiz ay sürüyor.
Doğalgazda hatlar döşendi, bir kısma verilecek. Ana hatlar döşeniyor. TOKİ
projemiz var, yüksekokulun buraya getirilmesi için çalışmamız var, tugayın
buraya getirilmesi ile ilgili çalışmalarımız var. Tarıma dayalı sanayi
alanımızın çalışmalarını son noktaya getirdik. Bolu ilinde belki de tek tarıma
dayalı sanayi alanı burada oluşacak. 160 hektar bir alan. Barajı başlattık
baraj bitme aşamasında. Arazi toplulaştırma devam ediyor. Sulama sistemi, 155
bin dönüm arazinin kapalı sulama sistemi yapılıyor buraya. Hayalini
kuramadığımız bir patlama yapacak tarım burada. Hayvancılık, kaba yem bitkisine
dayalı bir patlama yapacak burada. Biz de dedik ki, buradaki ürünler artık
kamyonlara yüklenip gitmesin burada tarıma dayalı bir sanayi alanı oluşturalım.
160 hektar alanda, tesisler kurulsun ki, soğuk hava depoları, paketleme
tesisleri, et entegresi, süt entegresine yönelik tesisler oluşsun en azından
tarlamızdan çıkan bu bitkileri, patatesi, arpayı, buğdayı, bu tesislerde
işlensin. İşlenip paketlendikten sonra Ankara, İstanbul, Türkiye’nin her yanına
dağılıyorsa böyle dağılsın, tesislerde insanlar çalışsın. İşsizliğin önüne de
böyle geçmiş olalım gibi uzun vadeli projelerin hepsine imza attık. Hepsi de
yoluna girdi ama yolun başındayız. Bitiverdi dört yıl bu kadar kısa sürede
biteceğini, daha doğrusu projelerin zor olduğunu fark ettik. Boyumuzun çok çok
üstünde projelere girmişiz. Yanlış mı? Doğru yapmışız. Kolayı herkes yapar biz
zoru başaracağız. 2004’te biz seçildiğimizde, Dörtdivan’ın mali miladını hep
2004 olarak görüyoruz. 2004 öncesi ve sonrası diye ayırdığımızda, 2004 öncesi
burada 30 köy iki mahalle vardı. Biz daha sonra referandum yaptırdık, 6 köyü
daha mahalle yaptırdık. Şu anda 8 mahalle 24 köy var. Biz o zaman 30 köye
hizmet verdik, bu 30 köyün hiçbirinde kanalizasyon yoktu. Asfalt yol yoktu,
kilit parkeyi bırak, içme suyu yarıdan çoğunda yoktu. Ana maddeler bunlar.
2014’e geldik ben arkadaşlara teslim ettiğimde, kanalizasyonu olmayan köy
yoktu, 152 kilometre Dörtdivan köylerinin altında kanalizasyon borusu var. Bir
tane köy kalmadı. Sıcak asfalt olmak üzere asfaltını yapmadığımız bir tane köy
kalmadı. İçme suyunu bitirmediğim bir tane köy kalmadı. Bunun yanında köylerin
yaylaların elektrikleri, yaylalara HİS göletleri. Ben yaylacılığa çok önem
veririm. Yoksa hayvancılığı nasıl geliştireceğiz. Adam orada barakada mı
otursun. Elektriği, suyu olsun ki orada ineklerini, kurbanlıklarını baksın, hem
kendi ekonomisine, hem ilçe ekonomisine, hem Türkiye ekonomisine katkıda bulunsun.
Hayvancılık kuru gürültü ile gelişmez. Altyapı hazırlayacaksın, gölet olacak,
suyu olacak, elektrik olacak, orada konaklayacağı evi olacak. Adam Bolu’da
doğalgazlı evde otururken, sen o adamı barakada oturtursan, kusura bakma o
orada hayvancılık yapmaz. Amcasının teyzesinin oğlu gitmiş Bolu’ya doğalgazlı
evde oturuyor. Bizde özenti göçü vardır. Ben buna özenti göçü derim. Bu çok
önemli, bu Türkiye’nin kanayan yarasıdır. Ben Adaköy’denim, ben mesela
çiftçilikle uğraşıyorum, hayvanlarım var, koyunlarım var. Patates ekip
geçiniyorum. Benim amcaoğlu halaoğlu artık her neyse imkansızlıktan inşaatlarda
çalışmaya Ankara’ya, Bolu’ya, İstanbul’a gidiyor. Adam orada çalışırken, durumu
düzeliyor. Hanımını da götürüyor. 80’li yıllardan bahsediyorum. Hanım da gidiyor,
ondan sonra hanım bayramda seyranda gezmeye gelince buradakine diyor ki, hala
hayvan gübresi mi taşıyorsun, bırak diyor. Gel diyor, Ankara iyi bir kenarda
geçinir gidersiniz. Ondan sonra da evde başlıyor, konuşma. Ondan sonra o da
öbürü de gidiyor. O insanlar doğalgazlı evde oturacak burada yaylada imkan
olmayacak. Sen buna müsaade etmeyeceksin devlet olarak, barakada, soğukta
hayvancılık yaptıracaksın. Adam yapmaz, yapması için oradaki yaşantıyı şehre
yakın uyarlayacaksın. Güzel nezih evi olacak, elektriği olacak, suyu olacak,
hayvanların barınakları güzel olacak ki adam orada bu işi profesyonel güzel
yapsın. Tarım köy projesi yaptım 85 tane, Türkiye’de örnek şu an TOKİ’ye teslim
ettim 7 hektar alanı. O dönemin Orman Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Hocama
bu konuyu ilettim. Projeye baktı, dedim ki ben bu projeye destek istiyorum.
Bakan bana teşekkür etti. Tarım köy projesi kapsamında TOKİ’ye köy yaptıracağım
şehir değil. 85 ev, arsa, bir tane 120 m2 tek katlı köy evi. Sokaklara küçük
mescitler, küçük bakkallar köyün ortasında. Burası köy. Sayın Bakanımız heyete,
işte dedi, Türkiye’de yapmamız gereken bu projedir dedi. Standartları düşük
yerlerde, büyükşehirde proje yapıyoruz, Ankara’dan gelirsen 30 koyun veririz
diyoruz, yahu adam gelir mi? Orada doğalgazlı evi bırakır, burada ahır gibi eve
kendi gelse hanımı durur mu? Hanım durdu, çocuk durur mu? Ben durmam. İşte
Türkiye’de bunu yapmamız lazım dedi. Biz kırsal kesimdeki yerleşim birimlerini
yaylakları köyleri standardını yükselteceğiz ki, her türlü, İstanbul,
Ankara’daki insanları buraya gelip, tarım, hayvancılık yapsın. Başka türlü geri
döndüremezsin bu göçü.                        

İş Fotoğrafları

HOBİLERİ

Ben
balık avlamayı severim. Bizim köy dere kenarındaydı, olta ile balık tutardım.
İki üç yıldır gidemiyorum. Hayatta beni en çok dinlendiren, oltayı atıp balık
tutmaktır. Köyde eskiden park yoktu, met derdik, ağaç parçasının kenarını kesip
vurarak oynana bir oyun met oynardık. Öküz güttürürlerdi, inekleri, kazları
güttürürlerdi. Köy çocukluğunda sosyal bir aktivite istesen de olmuyor. Bizim
önümüze kazları katarlardı, giderdik, ara sıra kaçırırdık. Çok güzeldi,
imkanlar kısıtlıydı ama huzur mutluluk vardı. Futbola bir merakım yok, belediye
olarak futbol turnuvası düzenledik, ilçe ekonomisine de katkıda bulunduk.
Burada futbol sahası yoktu. Dörtdivanspor’u bile yeni kurduk. Saha yoktu,
bakanlığa saha yaptırdık, Metin Yılmaz Bey’in sayesinde yaptırdık, Allah razı
olsun. Sahamız çok güzel, turnuvalar yapıyoruz. Halk müziğini, sanat müziğini
çok severim, aracımda giderken, genelde halk müziği dinlerim. Son yıllarda oyun
havaları falan var hoşuma gider bazen onları dinlerim.

“HAYATTA HEP
BABAMI ÖRNEK ALDIM”

Ben
babamı örnek aldım, Allah gani gani rahmet eylesin. Kendisi çok büyük paralar
kazanmasına rağmen dürüst olduğu için şu anda bile babam öleli 22 yıl oldu,
çıkın Dörtdivan’a, Kasap Süleyman diye geçer lakabı, sorduğunuzda kimse ama
kimse Kasap Süleyman kötü adamdır diyemez. Bana en büyük mirası bu olmuştur. Şu
anda ben bu makamda oturuyorsam, bunun yarısı babamın itibarı sayesindedir. Babam
bana dürüst olmayı öğretti. Bu hayatta dürüstsen, gerçekçiysen, Allah önünü
açıyor. Şeytani düşüncelerden ne kadar uzaksan, fitne fesattan ne kadar
uzaksan, inan ki hiç ummadığın yerden kapıyı açıyor Allah. Adaköy diyorum, ben
ne merkezdenim ne mahalledenim, tamamen dışardan bir insanım. Buna rağmen beni
buraya belediye başkanı yaptılar. Cumhuriyet tarihinde, bu belediye 1962
yılında kurulmuş, kuruldu kurulalı, Çavuşlar, Kadılar hariç kimse buraya
belediye başkanı seçilmemiş. Ben bunu dürüstlüğüme, mesleğimdeki başarıma ve
mesleğimdeki insanlara hata yapmadığım için. Ben Refah Partiliyim, ama
DSP’lisi, ANAP’lısı, her türlü mükellefim vardır. Ben fanatik partili olmama
rağmen, kimse sen arkadaş bizim partinin karşısındasın ben senden defterimi
alacağım demezdi. Niçin? Bu adam işini adam gibi yapar, kimsenin kuruşuna
tenezzül etmez der. Muhasebecilikte para çok önemlidir. Anormal para döner.
Kimsenin kuruşuna tenezzül etmez derler. Bu da bana babamdan mirastır,
nasihatidir. Babam helal para hariç, kimsenin kuruşuna tenezzül etmeyen
biriydi. Beklentisi olmayan bir insandı, ben babamdan böyle gördüm. Ben de
çocuklarıma bunu vasiyet ettim. Ne olursa olsun, yokluk da varlık da bizim için
asla ve kata haram paraya tenezzül etme. Hak etmediğiniz parayı, almayın. Biz
bunu bu şekilde ilke edindik. Eğer sen iyi niyetliysen Allah yardım ediyor,
değilsen etmiyor. Niye etsin, senin şeytani planlarına Allah yardım etmez ki.
Bir yerde toslarsın. Para hiçbir şey değil, zaten böyle düşünürsen Allah parayı
da veriyor. Niyet hayır, akıbet hayır. Ölüm var, bin yıl yaşasan sonunda
öleceksin. Önemli olan, bazı şeyleri zirvede bırakmak. Ayağa düşüp de ya şundan
bir kurtulsak dedirtmeyeceksin. Adam gibi yapacaksın, adam gibi bırakacaksın,
yıllar sonra birileri, bir mezarın başından geçerken, Allah rahmet etsin şu
adam da hizmet etmişti, dedirteceksin. Oradan biri geçerken, Allah belasını
versin, yedi içti, her tarafı mahvetti çekti gitti dedirtiyorsan, bırak
Dörtdivan’ı Bolu’yu Türkiye’nin tüm tapusu senin olsa ne olur. Değer mi?
Değmez. Bu hayatı adam gibi yaşayacaksın. Ben çocuklarımı hayatta kısıtlamam.
Kız çocuklarımı da kısıtlamam. Herkes yaşını yaşında yaşayacak. Yaşayamazsa,
ağzına burnuna çalıyor. Her yaşı yaşında yaşa kardeşim. Yaşamazsan, 18 yaşını
18 yaşında yaşayamaz isen, bunu 30 – 40 yaşında yaşamak istiyor insan. O zaman
da kusura bakma da rezil kepaze oluyor insan.










 

Aile Fotoğrafları

HEP
HİZMET ETMEK İSTEDİ


İl
genel meclisi üyesi iken, daha önceki siyasi hayatımda da hep şöyle bir düşünce
vardı hala aynısı var. Dörtdivan küçücük bir yer, ben de burada mali müşavirlik
yaptım. El emeği göz nuru, emek harcadım. Para kazandım, emeğini karşılığını
aldım ve Bolu’ya açıldım. Belli bir noktalara geldik. Ne gördüysek buradan
gördük, itibar burada sağlandı. Ben Dörtdivan’da Hasan Uzunoğlu oldum. Bolu’da
bile ciddi bir çevremiz oldu, yanlışım olmadan yaşantım olduğu için. Hep şöyle
bir düşüncem oldu. Dedim ki, ben bu memleketin ekmeğini yiyorum. Beni Hasan
Uzunoğlu yapan bu memleket. Belli bir noktaya da getirdim işi, çocuklarım
yetişti, elemanlarım yetişti, yeğenim yetişti. Dedim ki ben bu memlekete hizmet
vereyim, bu memlekette yapılması gereken benim hayalimdeki Dörtdivan olsun.
Olur mu diye yola çıktım, Allah nasip etti oldu. Dört yıllık belediye başkanlığımda
şekillenmesi hayalim. Biz şöyle bir Dörtdivan hayal ediyorum; küçük, şirin,
yaşanabilir, güvenli, problemsiz bir ilçe. Çok nüfus olması benim için önemli
değil ama yaşanabilir bir ilçe olması için ne yapmamız lazım. Köylerin
altyapılarını bitirmemiz lazım. Şu anda il genel meclisi üyesi mesai
arkadaşlarım ne yaptı? Köylerin tamamını kilit parke yaptık. Asfalt bitti artık
yapacak bir şey yok. Köylerimiz mahallelerimiz güzel, ferah. Bir ilçenin
yollarını güzel yapacaksın, altyapısını güzel yapacaksın, su sorununu kökten
çözeceksin. Şu an hepsinin suyu var ama tamamen barajdan arıtılmış içme suyu
vereceğiz. Bundan büyük hizmet olur mu? Bu insanların doğalgazı, rahat
yaşayabilecekleri konutları, çalışabilecekleri sektörler. Tarıma dayalı sanayi
mesela, bunlar iş olsun diye yapılan şeyler değil. Bunlar bizim yıllardır
hayalimizdeki şeyler. Kilim dokur gibi ilmik ilmik dokuyarak gidiyoruz.
Acelemiz yok bizim. Umurumda değil, eğer bir şeyi planlayıp, ağır ağır
gitmesini bilmezsen, şov yaparak siyaset yaparsan işler de yarım kalır, sen de
yarım kalırsın, ilçe de kaybeder. Bizim acelemiz yok. Ne kadar yol aldınız? Çok
ciddi yol aldık. Bu kadar yatırımları yaptık, gayet de güzel gidiyoruz. İl
genel meclisi üyeliğimde 152 kilometre boru döşedim koruge boru. Boru gözükür
mü? Yok. Bugün için para değeri 100 milyon TL. Biz popülist siyaset yapmadık
şimdiye kadar. Eğer bir böyle siyaset yapsaydık, AK Parti kurulduğu günden
bugüne her seçimde oyunu arttırmazdı. Bizim oyumuz niye artıyor? İnsanlar
inanıyor, önemli olan insanların inanması. Ama en büyük ağırlık omuzlarımda,
Adaköy’den gelen Hasan Uzunoğlu’nu seçtiler ya, o insanlar niye oy verdi. Umuda
oy verdi. Dediler ki bu çocuk yapar. En büyük ağırlık şimdi omuzlarımda o.
2014’te saçımda bir tane beyaz yoktu, o söz beni eziyor şu an. Bu insanların
yapar dediğini başaramazsam, kendimi affetmem, Allah affeder, kullar affeder,
ben kendimi affetmem. 

Siyasi ve Sivil Toplum Kuruluşlarındaki Fotoğrafları

Boludabolu Avatar
BoludaBolu
17 Ekim 2018
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir