Dolar
ABD Doları 1.000
Euro
Euro 1.000
Sterling
Sterling 1.000
Altın
Altın 1.000
BOLU ÇOK BULUTLU
18,8
ÇOK BULUTLU

Evren OLGUNER

Evren OLGUNER (Eczacı)

 

Doğum: 01
Nisan 1975 Bolu

Okul: Bolu
Sakarya İlkokulu, Bolu İzzet Baysal Anadolu Lisesi, Hacettepe Üniversitesi
Eczacılık Fakültesi…

Meslek: Eczacı

Bulunduğu Görevler: Türk Eczaneler Birliği Üyesi, Fenerbahçe Kulübü Üyesi…

 

İYİ BİR BABA, İYİ BİR ECZACI

 

Eğitimci bir anne babanın tek çocuğu olarak keyifli
bir çocukluk hayatı geçirdi…

Başarılı bir eğitim hayatının ardından Eczacılık
Fakültesine girdiği andan itibaren hayali olan Serbest Eczacılığı yapmak istedi
ve başardı da…

1999 depreminde 9,5 yıl Akçakoca’da yaşadıktan sonra
Bolu’ya geri dönüş yaptı ve yaklaşık 10 yıldır Bolu’da eczacılık yapıyor…

Siyaset için birçok teklif alsa da siyasetten uzak
durmayı tercih edenlerden…

Gezmeyi çok seven, neredeyse görmediği ülke kalmayan, adrenalin
tutkunu, iyi bir Fenerbahçeli…

Hayatının dönüm noktasını ilk evladı, oğlu Can’ı
kucağına aldığı 12 Temmuz 2011 yılı olarak kabul ediyor. Şimdi ise ikinci kez
baba olmanın heyecanını yaşıyor…

Çevresi tarafından oldukça sevilen, yardımsever bir
isim, Evren Olguner’in hayat hikayesi…

 



































1 Nisan 1975 yılında
Bolu’da dünyaya gelen, Bolu’nun tanınmış Eczacılarından birisi Evren Olguner.
Çevresindeki insanlara yaptığı yardımseverliği ile bilinen başarılı Eczacı.
Oğlu Can’ın ardından şimdilerde ikinci çocuğu Naz’ı kucağına almanın
mutluluğunu yaşıyor. Evren Olguner, hayat hikayesini şu şekilde özetliyor; 

AİLENİN TEK EVLADI

Ben
tek çocuğum, abim, ablam ya da kardeşim yok. Annemin sağlık durumu dolayısıyla
herhangi bir çocuk dünyaya gelmemiş, dolayısıyla tek çocuk olarak büyüdüm. Anne
ve babadan ibaret bir şekilde mutlu huzurlu bir çocukluğum geçti. Taşrada
büyüdük, yetiştik, ilişkiler sıcaktı. İlkokul öğretmenimin hayatımda önemli bir
yeri vardır. İsmi Hamiyet Elmas’tı. Dört dörtlük bir insandı kulakları çınlasın.
Annem ve babam, Sema ve İbrahim Olguner. İkisi de ilkokul öğretmenleriydi o
zamanlar emekli oldular. Böyle keyifli bir çocukluk hayatım geçti.

HAYALİ ECZACI
OLMAKTI








Eğitim
işleri bittikten sonra, fakülteyi bitirdim ve benim rotam çiziliydi. Bazı
arkadaşların tereddütleri vardı. Serbest eczacılık mı yapacaklar? Devlete mi
girecekler, ilaç firmasına mı girecekler? Benim rotam fakülteye girdiğim
tarihten itibaren belliydi. Hep eczane üzerine yoğunlaşmıştım. Dolayısıyla,
fakülte de bitince önce biz erkeklerin en büyük engeli olan askerliği aradan
çıkartayım diye Gaziantep’e gittim. Gaziantep’te hayatımın en güzel 1.5 yılı
geçti. Ben gastronomiye meraklıyımdır. 
Boğazına düşkün bir adamım. Çok keyifli bir zaman dilimi geçirdim orada.
Hayatımda ilk defa para kazanıyordum orada. Yedek subay asteğmen oldum. Dolayısıyla
hem hayatımda ilk defa para kazandım, hem ilk özgürlüğümü ilan ettiğim dönem.
Hem de oradaki arkadaşlarım, tugaydaki, etraftaki, arkadaşlarımla çok keyifli
bir askerlik döneminin akabinde 1.5 yıl sonra Bolu Merkez’e gelerek Gölyüzü’nde
bir eczane açtım. Ağustos ayında, ondan yaklaşık 1 ay sonra bir deprem yaşadık.
Adapazarı’ndaki ilk depremden sonra eczanemiz orta hasarlıydı. Çatlak patlak
dükkanda iş yapmaya çalışıyorduk. O sıralarda, bizim Akçakoca’da müstakil
yazlığımız vardı. İnsanlar dışarda yatıyorlardı, biz de öyle. Hafta sonu en
azından evde uyuyalım diye oraya gidiyorduk. Sonra orada geveze bir bekçinin
iknaları ile ben geçici olarak Akçakoca’ya taşındım. Amacım geçiciydi, sonrasında
Bolu’ya dönmekti, ama tam 9.5 yıl orada kaldım. Sonra tekrar Bolu’ya döndük.
Yaklaşık 10 yıldır burada eczacılık yapıyorum. 

CAN VE NAZ ONUN
HERŞEYİ

Bir
tane oğlum var. 6 yaşına girmek üzere adı Can. Bir de yeni kızımız oldu.
Yıllardır bir kızım olsun istiyordum. İlki erkek oldu dünyamı değiştirdi, evlat
bambaşka bir şey. Sonrasında hep çocukluk hayalim gerçekleşti, Allah bir kız
çocuğu verdi. Eşim Cansel Olguner, eşim de mütercim tercüman. Home Office
çalışıyor, tıbbi çeviriler yapabiliyor. Yurdun muhtelif yerlerindeki
arkadaşları ile konnekt oluşturdular. Şu an tıbbi çeviriler yapıyor. Oğlumun
adını eşim koydu. Daha doğrusu Alp mi Can mı derken, eşimin adı Cansel,
Cansel’in canı olsun dedi. Ben de onu kırmadım can koyduk. Bu sefer isim hakkı
bende olduğum için üç harften yukarı çıkmayalım diye Naz koyduk.

SİYASETİ HİÇ
DÜŞÜNMEDİ









Siyasi geçmişim yok.
Akçakoca’daki meslek hayatım da dahil, buraya geldiğimde de öyle. Bir çok kez
muhtelif siyasi partilerden katılımla ilgili davetler aldım. Ama ben özel
hayatına düşkün biriyim. Siyaset çok kutsal ve çok saygıdeğer bir ateşten
gömlek. Yapanları saygıyla karşılıyorum ama ben hafta sonu maçlara gidiyorum.
Eşle dostla buluşuyoruz. O yükü omuzlamak istemedim için onları kibarca
reddettim. Siyasi ve politik bir geçmişim yok. Fenerbahçe kulübü üyesiyim, iyi
bir Fenerbahçeliyim. Dahil olduğum mesleğim gereği Türk Eczacılar Birliğine
üyeyim. Onun dışında herhangi bir şey yok. 

HOBİLERİ

Hobilerim
yemek yemek (şaka bir yana). Ben gezmeyi seven biriyim. O konuda şanslıyım ki,
eşim de benle hemfikir. Bir sürü ülke bir sürü yer gördüm. Avrupa’da da
görmediğim çok az ülke kaldı. Bir Uzakdoğu bir de Amerika kaldı görmediğim.
Sporu çok severim. Şimdi sadece izlemekle yetiniyorum. Gezip tozar, spor
yaparım.

HAYATININ DÖNÜM
NOKTASI

Hayatımın
dönüm noktası… bizim eczacılık literatüründe turnusol kağıdı vardır. O renk
değiştirince tepkimenin ne olduğunu görürsünüz. Dönüm noktam, evladımı kucağıma
aldığım 12 Temmuz 2012. O zamana kadar çok inişli çıkışlı, çok mutlu, çok
huzurlu, çok hüzünlü her insan gibi benim de hayatımda çalkantılar oldu, duygu
fırtınaları yaşadım. 43 yaşındayım, 43 senedir analizini yaptığım en önemli
nokta hangisi derseniz, 12 Temmuz evladımı kucağıma aldığım an.

KORKULARI















Küçükken köpekten çok
korkardım, hatta şöyle de bir anım var. İzzet Baysal Anadolu Lisesi mezunuyum.
Öğrenci girişi ve idari giriş vardı o zaman. Ben de o gün okula geç kaldım.
Öğrenci girişinin önünde bir köpek uyumuz uzuz bir köpek. İdari girişten de
öğrenci girişi yasak. Ben de lise 1 yada 2’yim 16 yaş civarındayım. Girdim
gizlice, kapıda müdür muavini ile karşılaştım. Çok da severdi beni, adım Evren,
paşa derdi bana. Şaka ile benim kulağıma yapıştı, hocam dedim, köpekten korktum
dedim. Aklıma gelen köpekten korkum var. Hala biraz tedirgin olsam da seyreldi.
Yüksekten biraz tedirgin olurum. Adrenalin severim. Aklıma gelen beni bariz
ürküten bir şey de yok. 

ÇOCUKLARI HERŞEYİ

Hayatımı
analiz edecek olursam; bir ailenin tek çocuğuyum. Memur çocuğuyum. Anne baba
emekli öğretmen. Hayata dair maddi bir hedef konulur küçükken, şu olsun bu
olsun diye. Çok şükür, o konuda hayat bana çok güzel davrandı Allah hep yardım
etti. O konuda hiçbir ihtirasım yok. Şunu da yapayım. Bunu da yapayım
demiyorum. Bir sürü yer gördüm, bir sürü insanla tanıştım. Benim için hayat
güzel şeyler verdi. Şimdi tek gayem, o da kişisel değil. Ben hayatımın bu
yaşına kadar çok güzel mutlu bir şekilde yaşadım. Maddi manevi her konuda.
Annem babam sağ, evladım sağlıklı, işim düzgün, bir kariyerim var çok şükür,
eşimiz dostumuz var, küçük bir ilde yaşıyoruz. O yüzden mevcut hayatımdan çok
memnunum. Hayata yönelik ne gayem var, bir oğlum var bir de kızım olacak inşallah.
Onlar mutlu, huzurlu savaşsız, gürültüsüz, kargaşasız, kaossuz yaşasınlar benim
tek gayem o. Hayattan kişisel bir beklentim yok. Kurduğum tüm hayaller hepsi
çok şükür gerçekleşti. Ama çıkan kargaşalar, kavgalar, savaşlar herkes gibi
beni de ürkütüyor. Bu saatten sonra beklentim benim yok ama, küçücük çocuklarım
var. Onların barış içinde yaşaması, huzurlu olmaları çok önemli.

YARDIMSEVER








Bir
dernek üyesi değilim ama kendi çapında paylaşmayı ve yardım etmeyi seven
birisiyim. O yüzden böyle bir oluşum olursa ben bunun için zevkle dahil olmaya
çalışırım. Akçakoca’da bir tane yaptık biz, 10 – 15 arkadaşımızla bir grup
oluşturduk. Periyodik olarak belli bir para topladık. 15 – 10 bin TL’lik bir
havuz oluşturuyorduk. Onla da mahallede durumu müsait olmayan bir öğrenci mi
var, biri düğün mü yapacak, onun belli bir kısmını biz karşıladık. Yaşlı bir
teyze var sosyal güvencesi yok. Hastalığını tedavi etmek için maddiyat gerekli,
yada birinin oğlu askerde, babası yok. Genelde anne veya babası biri olmayanı
tercih ettik. O konuda finansal bir çabamız oldu. Keşke burada da olsa ben buna
zevkle dahil olurum. Böyle bir havuz oluşturulabilirse, ben elimden geldiğince
destek olurum. 

Boludabolu Avatar
BoludaBolu
23 Ocak 2019
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir