Dolar
ABD Doları 32.2246
Euro
Euro 35.1426
Sterling
Sterling 40.8837
Altın
Altın 2508.2107
BOLU HAFİF SAĞANAK YAĞIŞLI
11,3
HAFİF SAĞANAK YAĞIŞLI

Yüksel CEYLAN

Yüksel CEYLAN (SMMM)

 

Doğum: 10
Mart 1958 Bolu

Okul: İlk,
Orta ve Lise eğitimini Bolu’da tamamladı. Bursa İktisadi ve Ticari Bilimler
Akademisi mezunu.

Meslek: Serbest
Muhasebeci Mali Müşavir

Bulunduğu görevler: Cumhuriyet
Halk Partisi Üyesi, Bir dönem Bolu Belediye Başkanlığı, Bolu SMMM Odası
Başkanı, Atatürkçü Düşünce Derneği Üyesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği
Üyesi, Bir dönem Boluspor Kulüp Başkanığı.

 

“AZMEDİP, ÇALIŞIRSAN HER ŞEYİ BAŞARIRSIN”

 

1989 yılında arkadaşlarının baskısıyla siyasete girdi…

Bolu küçük yer, hemen duyurdu siyasette de adını…

1999 yılında Bolu Belediye Başkanı oldu…

Zorlu bir süreçte görev yaptı, O göreve başladıktan
kısa süre sonra aynı yıl iki deprem yaşadı Bolu…

Gözü kara olanlardan, hatta hiçbir şeyden korkmayan,
çok cesur…

‘Azmedip, çalışırsan her şeyi başarırsın’ felsefesini
kendisine şiar edinmiş…

Kahveci olan babasının yanında kahvecilik yapıp çay
satarak, hatta ayakkabı boyayarak geçti çocukluk yılları…

Hiç dışarıda arkadaşlarıyla oynayamadı ama
olgunlaştırdı erken yaşta bu durum O’nu…

Okurken bile çalışarak bu günlere kadar geldi…

Bolu’nun tanınmış isimlerinden, bir dönem Belediye
Başkanı olarak görev yapan, şimdilerde kendi muhasebe bürosunda çalışan, oda
başkanlığıyla da genç muhasebecilerin yetişmesine katkıda bulunan, çocuklarına
ve ailesine bağlı bir insanın, Yüksel Ceylan’ın hayat hikayesi…

 








































Bolu’nun
tanınmış isimlerinden Yüksel Ceylan, hayat hikayesini şöyle özetliyor;

OKUL HAYATI

10
Mart 1958’de Bolu’da doğdum. İlk orta ve Ticaret Lisesi tahsilimi Bolu’da
tamamladıktan sonra 1980 yılında Bursa İktisadi ve Ticari Bilimler
Akademisinden mezun oldum. Öğrenciliğim sırasında 1.5 yıl 1979 Aralık, 1980
Haziran sonuna kadar ORKÖY’de memurluk yaptım. ORKÖY’de ambar memuru ve ayniyat
mutemedi olarak çalıştım. Daha sonra ORKÖY’ün Köykentler kurduğu bir
kooperatifin müdürü oldum. Yaklaşık 13 ay Taşkesti Köykent’te, kooperatifin
muhasebecisi ve müdürü olarak çalıştım. Orada yem fabrikası yaptık. 13 ay sonra
kooperatif yönetim kurulu ile anlaşamadım, istifa ettim. Geldim 1981 yılı
Ağustos ayında Bolu’da muhasebe bürosu açtım. 1981 yılı ağustos ayından beri
Bolu’da serbest muhasebeci mali müşavir olarak çalışmaktayım. 1987 yılında
Bolu’daki serbest muhasebecileri bir araya getirerek bir dernek kurduk. 2.5 yıl
bu derneğin başkanlığını yaptım. Daha sonra 1 haziran 1989 yılında 3568 sayılı
serbest muhasebeci mali müşavirler, yeminli mali müşavirler kanunu kabul
edildi. Bu kanun kabul edildikten sonra 1990 yılında Bolu Serbest Muhasebeci ve
Mali Müşavirler Odası kuruldu. Bu odanın da yönetim kuruluna seçildim. 1990
yılından 1999 yılının Mart ayı sonuna kadar mali müşavirler odasında, oda
saymanı, oda sekreteri ve son dönemde de oda başkanı olarak görev yaptım. 1999
yılı Mart ayında belediye başkanı olmam nedeniyle bu yönetim kurulu görevimden
istifa ettim.

SİYASİ HAYATI

Siyasi
çalışmalarıma 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde Sosyal Demokrat Halkçı
Partiden belediye meclis üyesi olarak başladım. Necdet Gören başkanımızın
kontenjanından belediye meclis üyesi oldum. 1991 yılında Sosyal Demokrat Halkçı
Partinin il yönetim kuruluna seçildim. Burada, il saymanı ve il sekreteri
olarak görev yaptım. 1993 yılında merkez ilçe başkanı oldum. Daha sonra Sosyal
Demokrat Halkçı Parti ile Cumhuriyet Halk Partisinin birleşmesi sonucunda
Cumhuriyet Halk Partisinin merkez ilçe başkanı oldum. 1996 yılı şubat ayında
Cumhuriyet Halk Partisinden istifa ettim. Siyasetle ilgilenmemeye de karar
vermiştim. Ancak, Demokratik Sol Partinin merkez ilçe başkanı bir akrabam,
kendisi illa seni partiye kaydedelim, üye yapalım dedi, iyi yap dedim ben de. Daha
sonra 1999 yılı yerel seçimlerine yakın illa aday ol dediler, peki dedik
olalım. Müracaat ettim adaylık için. DSP genel merkezi de onayladı. Çalışmalar
yaptık ve 1999 yılı mart ayında belediye başkanı seçildim. 2003 yılında DSP’den
ayrılarak, Cumhuriyet Halk Partisine geçtim. 2004 yılında Cumhuriyet Halk
Partisinden tekrar aday oldum ama seçimleri kaybettik. Daha sonra 2005 yılında
Deniz Baykal’ın görevlendirmesi ile Cumhuriyet Halk Partisinin il başkanı
oldum. Kongreleri yaptık. Seçimde tekrar il başkanı seçildim. 2007 yılı
seçimlerinde de 1. Sıra milletvekili adayı oldum. Maalesef bu seçimi de
kaybettik. Daha sonra, herhangi bir siyasi faaliyette bulunmadım. 2014’te
yapılan belediye seçimleri için Cumhuriyet Halk Partisinden belediye başkan
aday adayı oldum. Yapılan ön seçimde Mehtap Hanım 1. Oldu biz 2. Olduk.
Adayımız o oldu. O zamandan beri de siyasetle pek ilgilenmiyorum. 2016 yılında
mali müşavirlerin mayıs ayında yapılan kongresinde oda yönetim kuruluna aday
oldum ve seçimi kazandık. Şu anda da mali müşavirler odasının yönetim kurulu
başkanı olarak çalışmalarımı sürdürüyorum. 2019 yılı mayıs ayına kadar bu
görevim devam edecek. Mesleki ve siyasi özgeçmişim bunlardan ibaret. Aynı
zamanda Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin de
üyesiyim. Şu anda hem serbest muhasebeci ve mali müşavir olarak büromda
faaliyetlerimi sürdürüyorum. Fırsat buldukça mali müşavirler odasında da genç
meslektaşlarıma hizmet etmeye çalışıyorum. Yaşamım bu şekilde devam ediyor.

AİLE HAYATI
















Evliyim,
3 tane çocuğum var. En büyük çocuğum, oğlum, Resim Öğretmeni, burada özel bir
lisede öğretmen olarak görevini sürdürüyor. Ondan sonraki çocuğum, kızım,
iktisat fakültesi mezunu benim yanımda çalışıyor, mali müşavir olacak. Bir de
en küçük kızım var öğretmen İstanbul’da doğu görevini yapıyor. Aile yaşantımız
da bu şekilde devam ediyor. 

GAZETE OKUMAYI ÇOK
SEVİYOR

Sporla
falan pek ilgilenmiyorum ama belediye başkanı iken, üç yıl Boluspor’un
başkanlığını yaptım. Ama sporla ilgim seyirciyimdir. Boluspor’un ve
Galatasaray’ın iyi bir taraftarıyımdır. Onların maçlarını özetlerini
seyredebilirim, canlı yayında izlemem öfkelenirim çünkü. Diğer spor branşlarını
da seyrederim. Voleybolu severim. Ticaret lisesinde iken, iki sene yıldızlar
voleybol takımında oynadım. Çok becerikli değilim sporda ara sıra yürüyüş
yaparım. Köyde bir bahçemiz de var zaman zaman o bahçeyi ekeriz. Hafta sonu
çocuklarla o bahçedeki ürünleri toplamaya, bahçeye bakmaya gideriz.
Kayınvalidem vardı, o ölünce de iki yıldır gitmiyoruz. Köy hayatımız da bu
şekilde babam tarafında da köyde kimse kalmadı. Halam vardı bir tek. Eniştem
ölünce de halam Bolu’da çocuklarının yanına geldi. Geçen bayramda bir annemi
aldım götürdüm, benim de yaşantım bu şekilde gidiyor. Müziği dinlerim, sanat
müziğini severim. Pek söyleyemem, sesim çok iyi değildir ama iyi dinlerim.
Fırsat bulursam sinemaya giderim, kitap okurum. Ama mesela her gün bir gazete
alır ve bütün köşelerini okurum. Zaman zaman yoruluyorum, akşam okurum gazeteyi
uyuyakalırım ancak kalkar mutlaka kaldığım yerden devam ederim. Sabahları o işi
pek beceremem, gergin olurum ama akşamları muhakkak okurum.

BELEDİYE
BAŞKANLIĞI DÖNEMİ






1989
yılında yerel seçimler öncesi Sosyal Demokrat Halkçı Partiden iki tane belediye
başkan aday adayı vardı, ön seçim yapıldı. Ben çok ilgilenmiyordum ama komşum
vardı Hüseyin Özcan, bir de Kemal Alemdar vardı. Onlarla sohbetimizden dolayı
bana bir teklif geldi ancak ben kabul etmedim. Zorladılar, iyi dedim o şekilde
başladım. Benim dönüm noktam oydu. Yoksa benim aktif siyasete girmek gibi bir
amacım yoktu. Bir de bizler fakir aile çocuklarıyız. Tırnaklarımızla yola  yola geliyoruz çalışarak. Ben siyaset için
ayrılacak vaktim yok diye düşünüyordum ama işte abilerimizin arkadaşlarımızın
zorlaması ile girdik. Bazen verimli çalışmak sizi bir yere götürüyor, bazen
şansınız bir yere götürüyor. Ben belediye meclis üyeliğinde çok verimli
çalıştım, bütün birimleri inceledim, rapor hazırladım, başkana sundum. Bir
dönem encümen üyeliği yaptım. Bana bir görev verildiği zaman layıkıyla yaparım
o konuda herhangi bir ihmalim olmaz. Diğer işlerimi bırakır, görevime
yoğunlaşırım o da benim karakterimden, ruh halimden midir bilmiyorum. Çalışkan
biriyimdir, azmederim, azmettiğim zaman da başarırım. Benim başkan adayı
olmamda muhasebecilik ve mesul müdürlük yapmam etkili oldu. O ara Apo (Abdullah
Öcalan) yakalanmıştı, o da Ecevit için ivme olmuştu. Ben de DSP’den aday oldum
ve çalıştım. Kabul gördü belediye başkanı oldum. Ardından deprem geçirdik, o
deprem süreci benim için zor bir süreçti. Çok şükür gerek hükümetin desteği ile
gerek vatandaşın sağduyusu ile 1.5 yıl içinde depremle ilgili bütün
sorunlarımızı çözdük. Bundan sonra da diğer çalışmalarımıza başladık. Ben
belediye başkanı olarak toplu konut dışında seçim beyannamemdeki bütün
vaatlerimi yerine getirdim. 2001’de bir kriz oldu o nedenle toplu konut
projesini gerçekleştiremedim. Onun dışında bütün vaatler yerine geldi ve iki
tane de deprem yaşadık. 17 Ağustos ve 12 Kasım. 17 Ağustos’ta Düzce Bolu’nun
bir ilçesiydi oraya yardım ettik o dönem. Arkasından da 4 ay sonra tekrar oldu,
zor bir süreçti ama üstesinden geldik. Bir yıl içinde kalıcı konutları teslim
ettik, bu da benim hükümetle aramdaki uyumdan kaynaklandı. Bolu’nun geleceği
ile ilgili de planlar yaptık. Mesela bir il gelişme planı hazırlattık.
Depremden sonra kent kurultayı kurmuştuk, kent kurultayının da başkanıydım. O
dönem Geredeli bir milletvekili vardı İsmail Alptekin, o da Fazilet
Partisindeydi çok ilgilenmiyordu. Düzce’de iki defa deprem olunca,
milletvekilleri de Düzce kökenli olduğu için biraz daha oraya ağırlık veriyor
ve Bolu’da bir boşluk oluşuyor. Bir kent kurultayı kurduk, üniversiteden destek
aldık, rektör yardımcı oldu. Bolu’nun 25 yıllık hedefini oluşturduk. Bugün
mesela turizm teşvikleri konuşuluyor, onlar o zaman ham projelerdi
olgunlaştılar. 

“GÖREVİMİ YAPTIM”

Ben
görevimi yaptığımı düşünüyorum. Siyasete girince, seçim atmosferine girince her
türlü lekeyi karayı sürüyorlar. Çok borç yaptı, belediyenin borcu var dediler.
Ben vicdanen müsterihim. Hem Bolu’ya karşı görevimi yaptım, hem de temiz bir
belediyeyi de Alaaddin Bey’e teslim ettim.

GÖZÜ KARA AMA
İHTİYATLI

Ben
Allah’tan başka kimseden korkmam. Gözüm karadır. Ama ihtiyatlıyımdır. Çok
anormal bir davranış içinde olmam, ölçerim, biçerim tartarım, değerlendiririm.
Ondan sonra karar veririm. Biraz tez canlılığım vardır, çabuk sinirlenirim. Ama
yaş ilerledikçe de o yavaş yavaş kayboluyor. Yanlışı gördüğüm zaman tepki
gösteririm ama sonra da üzülürüm. Ancak kimseye karşı bir kinim olmaz. Kimseye
bir kötülük yapmak aklımdan geçmez. Bazı insan kincidir, bekler pundunu
yakalar. Bende yok öyle bir şey.

AZMEDERSEN, ÇALIŞIRSAN
BAŞARIRSIN















Ben şuna inanırım,
azmettiğin zaman, çalıştığın zaman başarırsın. Biraz da şansınız olacak. Ben
bunları azmettim, çalıştım, şansım da yaver gitti çok şeyi başardım. Ama
bizler, yetiştirilme olarak bireysel çıkarlar için değil, toplumsal çıkarlar
için çalışmayı yeğleriz. Ben mesela yaptığım siyasi çalışmalarda kendi çıkarımı
hiç düşünmedim. Siyaset yaptım çok para harcadım, ama kimseden almadım. Kendim
kazandım kendim harcadım. Belediye başkanlığından emekliyim bana bir kıdem
aylığı gibi bir şey veriyorlar, benim siyasetten bütün kazancım o. 

ÇAY SATTI,
BOYACILIK YAPTI

Benim
babam kahveciydi. Ben 25 kuruşa çay sattım, çocukluğumda biraz daha küçükken
boyacılık yaptım. İlk boyacılığa başladım, eski hal pazarında Pazartesi günü
boyacılık yapıyorum. Üst yakanın köylüleri o kahveye gelir. 50 kuruşa ayakkabı
boyuyorum. Büyükler 1 liraya boyuyor. Biz de bu paraya boyuyoruz. Adam pazarlık
ediyor ben de kızıyorum, olmaz diyorum. Akşam oldu epey bir para kazandım.
Babama dedim ki, ben yapmayacağım bu işi dedim. Niye dedi, dedim zaten ucuz
boyuyoruz adam bir de pazarlık ediyor. Ben buna kızıyorum dedim. Pazarlık
ettiği zaman boyatıyor mu dedi babam. Evet dedim, o adettenmiş ben bunu 8
yaşımda öğrendim.

BU GÜNLERE KOLAY
GELİNMEDİ








Babam
kahveci olunca, mesela ilkokul üçte okurken, kahveye geleceğim diyorum. Geldim
ben diyorum hadi bardakları yıka diyor, yerleri sil diyor, onları da yapıyorum.
Masaları da sil, kül tabaklarını da temizle. Tamam bitti diyorum, tepsiye iki
çay koyuyor, falancaya iki çay götür. Sonra geliyorum, ben gidiyorum diyorum
dur diyor, uzaktaki bakkaldan bir kilo çay bir kutu kesme şeker al gel diyor.
İşte o zaman hava kararıyor, hadi git diyor şimdi. Benim kesinlikle oynamamı
istemezdi. Ben gerçekten ortaokulu bitirdiğimde olgun bir adamdım o babamla
birlikte kahvecilik yapmamın etkisi. Her türlü insanı tanıyorsunuz bu beni
olgunlaştırdı. Çocuk yaşımda kızıyordum, oynamak istiyordum ama göndermiyordu
beni. Ortaokulu bitirdim bir baktım ben adam olmuşum. Kendim askeri lisenin
imtihanlarına gittim ortaokulu bitirdiğimde. Şimdi ben bakıyorum liseyi
bitirenler gidemezler o yaşta ben gittim becerdim. Üniversiteye gittim, babam
seni okutamam param yok dedi. Özel idarenin çay ocağını işletiyoruz o zaman ben
de ticaret lisesinde okuyorum. Okuldan çıkıp orada çalışıyorum, akşam da ders
çalışıp sabah okula gidiyorum. Dedim ki ben akşam bölümünü yazdım, ben iş bulup
çalışacağım. 1.5 ay bir emprime fabrikasında çalıştım. Bu kadınların örttüğü
yemenilerden yapıyoruz. Orada Bulgaristan ve Romanya göçmenleri var onlar
ayrıca çalışıyor. Kız çocuğu ilkokulu bitirdi, ailesinin yanına geliyor. Bana
git boya getir diyarlardı götürüyordum. Akşam beşten sonra çık işten eller boya
yukarı kadar. Üniversiteye gidiyorum, o zamanlar en arkaya oturuyordum. Daha
sonra bir muhasebe firmasında iş buldum. Akşam 17.30’a kadar çalışıyordum sonra
koşa koşa 6’da derse gidiyordum. 10 dersim bitiyordu sonra bir çorbacı
bulabilirsen bir çorba içip yatıyordum. İşte böyle bir taraftan çalıştım bir
taraftan okudum. Şartlar sizi zorlayınca hepsinin de üstesinden
gelebiliyorsunuz. Azmeden ve çalışan insanın ben başaramayacağı bir şey yoktur
diye düşünüyorum biz başardık. Bu şekilde geldik bu günlere. 

Boludabolu Avatar
BoludaBolu
23 Ocak 2019
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir