Dolar
ABD Doları 1.000
Euro
Euro 1.000
Sterling
Sterling 1.000
Altın
Altın 1.000
BOLU ÇOK BULUTLU
19,7
ÇOK BULUTLU

Sefa MERAL

Sefa Meral (İşadamı ve Mali Müşavir)

 

Doğum: 16
Mayıs 1961 Bolu/Aydıncık Köyü

Okul: Bolu
Aydıncık Köyü İlkokulu, İstanbul Kadıköy Kemal Atatürk Ortaokulu, İstanbul
Maltepe Lisesi, Gazi Üniversitesi Bolu İİBF mezunu

Meslek: İşadamı
ve Mali Müşavir

                                     

 

O HEM BOLU HEM BOLUSPOR AŞIĞI

 

Bolu’da yaşayan herkes Bolu’yu ve Boluspor’u sever
ama O’nunki çok farklı. Tam bir Bolu ve Boluspor aşığı. Önüne çıkan birçok
fırsatı eliyle geri çevirmiş yıllar önce; Sırf Bolu’da, memleketinde yaşamak
için. Çok sıkıntılar çekmiş, işlerini yoluna koymuş, yıllardır ticaretle
uğraşıyor Sefa Meral. Boluspor denildiğinde akla ilk gelen isimlerden. Öyle ki
tam 6 dönemdir Boluspor yönetiminde yer alarak elini taşın altına koyanlardan. Doğayı,
köy yaşantısını, bazen avlanmayı seven, başarılı iş adamlarından Sefa Meral’in
hikayesi… 

 






















16
Mayıs 1961 yılında Bolu’nun Aydıncık Köyü’nde Zeliha ve Durmuş Meral çiftinin
çocukları olarak Dünyaya gelen Sefa Meral, üniversite hayatının ardından
muhasebeci olarak İstanbul’da bir firmada işe başlıyor. Bolulu bir firmada
çalışmaya başlayan Meral şöyle anlatıyor o yılları;  

Çocukluk Fotoğrafları

İLK İŞ HAYATI
İSTANBUL’DA BAŞLIYOR

“Üniversiteden
sonra İstanbul’da muhasebe işine başladım. Çelikay Nakliyat adında Bolulu bir
firma vardı. Orada işe başladım. Firmanın Genel Müdürü de Ömer Sayın’dı. Ben
Bolu’ya gideceğim dedim. Hatta babam, ‘Biz sizi okutmak için İstanbul’a geldik’
falan dedi. Tamam okudum ama ben memleketimi seviyorum, gitmek istiyorum dedim.
İşsiz, güçsüzken Bolu’ya geldim. İstanbul’da çalışmak istemiyordum çünkü bir
başlarsam kalacaktım orada.

 

“GİDERSEM İŞİ
BIRAKIRIM” 

Bolu’ya
geldim. Köytür Bolu Tavukçuluk firması vardı. Oraya muhasebeci olarak girdim.
Benden önce çalışanlar çok durmamış orada. Biraz sıkıntılı bir dönemdi. Memur
olarak girdim, 1 ay sonra kısım şefisin dediler. Daha sonra muhasebe müdürlüğü
yaptım. Bolu’dan başka yerlere tayinimin çıkma durumu oldu. ‘Ben gitmem,
gidersem işi bırakırım’ dedim. Böyle bir Boluluyuz işte. Sonra Adapazarı’nda Lades
Tavukçuluğu Köytür aldı. Orası yakın nasıl olsa hafta sonları gelirim diye çoluğu
çocuğu götürmeden bir sene orada kendim kaldım. Sonra Bolu’ya döneceğim
kasabada çocuklarımı yetiştirmek istemiyorum dedim. İstanbul’a tayinim çıktı.
Oraya da götürmedim çoluğumu çocuğumu. Orada genel müdür yardımcısıydım, istifa
edip geldim. Meşhur bir söz vardır; ‘Bir bardak süt için evde inek beslemeye
gerek yok’, İstanbul’da yaşamak istiyorsan gidersin ama ben istemedim. Bolu’da
yaşamak istiyordum.

 

ÖNCE SUCUK
FABRİKASI, SONRA ET İTHALATI














Bolu’ya
gelerek bir sucuk fabrikası kurdum. Alman ortaklarımız vardı. 3-4 sene sonra
fabrikada patron çoğalmaya başladı. Ben ayrıldım ve kendi işimi kurdum. 1997
yılında İthalat ve toptan şarküteri malzemeleri üzerine. Et ve et yağı
ithalatı, zaman zaman baharat gibi, daha sonra o sucuk fabrikası 2002 yılında
kriz döneminde battı. Bu arada 1995 yılında mali müşavir oldum ben. Bolu’da
birçok firmanın mali sistemini kurdum. Birçok firmanın mali sistemi oluşumunda
katkım vardır. Şirketim faaliyete devam ediyor. Türkiye’nin her yerine toptan
ticaret yapıyorduk. Fakat 2013 yılında ticaret kanununda özellikle çekteki
müeyyideler kalkmaya başlayınca ben frene bastım. Çek mağdurları diye bazı
esnafın kurtarılması için yapıldı fakat çekle milleti dolandırabilecek
kişilerin önü açıldı. O Kanundan sonra icra yaptırımının bir manası kalmadı. Ben
ticaretten çekildim öyle olunca. Bir taraftan da yaş ilerledi.” 

İş Fotoğrafları

İLK GÖRÜŞTE AŞK…

Üniversite
mezunu iki oğlu var Sefa Meral’in. Onlarda kendi hayatlarını kurunca, artık
hayatın tadını çıkarmak isteyip işlerden uzak kalmaya başlamış. Mutlu bir
evliliği olan ve aşkla evlenen Sefa Meral büyük oğlunun ilginç isim koyma
hikayesini de şöyle anlatıyor; “1982 yılında eşimle tanıştım. İlk görüşte aşık
oldum. 1983 yılında evlendim. 1984’de ilk çocuğum Yılmaz oldu. 1986 yılında ben
askerdeyken ikinci oğlum Yavuz Dünyaya geldi. Çok can ciğer bir arkadaşım
vardı. Üniversitede aynı evde kaldığım, kader birliği ettiğim bir arkadaşım
(Hakkı Altıntaş) vardı. Evlenince çocuklarımız olunca, eğer erkek olursa Yılmaz
kız olursa Sedef ismini koyacaktık. Onun da iki oğlu var ve ilk oğluna Yılmaz
adını koydu. Çocuklarımın ikisi de evlendi İstanbul’da yaşıyor.”

 

LAKABI ‘BOLU’
İDİ

Boluspor
sevgisiyle yaşayan Sefa Meral’in ortaokul döneminde lakabı bile ‘Bolu’ imiş.










kendisindeki
Boluspor sevgisini anlatırken ilk günkü gibi heyecanlanıyor: Ortaokuldayken
benim lakabım ‘Bolu’ idi. Herkes Bolu derdi bana. O zaman Boluspor Fenerbahçe’yi
Galatasaray’ı dize getiren bir takım. Bizim beden hocamız üç takım yapacak
futbol oynatacak. Fenerliler ayrılsın, Beşiktaşlılar ayrılsın, Galatasaraylılar
ayrılsın dedi ben kaldım ortada. Hocam ‘hayırdır sen Trabzonlu musun’ dedi. ‘Hayır
ben Bolusporluyum’ dedim. İstanbul’da Boluspor’u tutan bir adam. Beni bir
takıma kattı ve herkes bana ‘Bolu’ demeye başladı. Bende Boluspor sevgisi bir
başkaydı. 

Aile Fotoğrafları

BOLUSPOR’DA
YÖNETİCİLİK SERÜVENİ…

Yılını
hatırlamıyorum ama yaklaşık 15 yıl önce kim başkan, kim yönetici bilmeden Kulübe
geldim. Boluspor kongre üyeliği için ne yapmamız lazım dedim. Savcılıktan iyi
hal kağıdı, nüfus cüzdan fotokopisi vereceksin, cüzi de bir parası var dediler.
Hemen evrakları hallettim, üye oldum. Bir tavukçu arkadaşım (Nazım) dedi ki ‘gel
seni Boluspor’a yönetici yapalım’. ‘Benim etim ne, budum ne ben yapamam’ dedim.
O kongrede Bolu’da seçim yapılırken ben İstanbul’a iş için gitmiştim. Hayırlı
olsun diye aradılar. Yönetime girmişim. Geldim hakikaten Boluspor yöneticisi
olmuşum. Necip Çarıkçı’nın ilk döneminde. Alt yapılarda çalıştık, -ki ben alt
yapıyı profesyonelden daha çok seven bir adamım. Sonra Abdullah Abat döneminde,
Emin Semercioğlu döneminde de görev aldım. Yani altı dönem yöneticilik yaptım. Her
dönemde mutlaka bir görevim oldu. Çünkü yöneticilik benim anlayışımda -ben Boluspor
yöneticisiyim- deyip kendi haline bırakmak değil. Ben mutlaka görev alıp elimden
geleni yapmaya çalışıyordum. İşi gücü bırakıyorduk biz Boluspor için. Hatta
ailem ‘Senin işin mi daha önemli, Boluspor mu’ diye çok söylendi bana. 

 

BOLUSPOR TUTKUSU…








Boluspor
bende büyük bir tutku. Mesela ben hayatımda başka hiçbir takım tutmam. Beni
ağlatan üç-dört maç vardır. Bir tanesi üçüncü ligden üst lige çıktığımız
Denizli’deki Egospor maçı. Orada bütün tribün ağlamıştı. Bir tanesi çok önemli
bir dönüm noktası olan Denizlispor’u 1-0 yendiğimiz maç. Hiç unutamadığım,
burada Serhat Hocayı (Serhat Gürler) göndermek zorunda kaldığımız bir Manisa
maçı var. O kırılma maçımız olmuştu. Adana’da Adana Demirspor’la bir maçımız
beni çok duygulandırdı. Bir de play offta geçen sezon Göztepe’ye elendiğimiz
maç var ki; çok duygulandım, saklamaya çalıştım fakat saklayamayıp soyunma
odasında ağladım. Futbol Şube Sorumlusu olarak burada veda ettiğim Adana Demirspor
maçı da beni çok duygulandırmıştı. Bir iki oyuncumuz bu maçı senin için oynadık
dedi ve kendimi tutamamıştım. 

Siyasi ve Sivil Toplum Kuruluşlarındaki Fotoğrafları

Boludabolu Avatar
BoludaBolu
11 Aralık 2017
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir