Dolar
ABD Doları 1.000
Euro
Euro 1.000
Sterling
Sterling 1.000
Altın
Altın 1.000
BOLU ÇOK BULUTLU
12,5
ÇOK BULUTLU

Sabahattin Ahmet YAMANER

Sabahattin Ahmet YAMANER (Ticaret erbabı)

Doğum: 05
Ocak 1953 Bolu/Kındıra Köyü

Okul: 1971-1972
Erkek Sanat Okulu Metal Bölümü mezunu.

Meslek: Ticaret
Erbabı

Bulunduğu görevler: 1975 yılında Adalet Partisi İl Gençlik Kolları
Başkanlığı, Köroğluspor’da futbolculuk ve kulüp başkanlığı, Boluspor’da
yöneticilik, Esnaf Kefalet Kooperatifi’nde denetçilik, Bolu Ticaret ve Sanayi
Odası’nda meclis üyeliği, 8 yıl meclis başkan yardımcılığı, 5 sene meclis
başkanlığı ve yönetim kurulu başkanlığı…

Hayatımdaki en önemli ölçü saygınlık

Sabahattin Ahmet Yamaner Bolu’nun cemiyet hayatında
çok önemli bir isim. Ticaret Odası Başkanlığı ve Boluspor’da aldığı görevlerle
Bolu’nun çok yakından tanıdığı bir sima. Yamaner çocukluğundan iş hayatına
kadar yaşadığı zorluklarla mücadelesini hiç bırakmamış, hırsla çalışmış ama
hayatında en önemli düsturun saygınlık olduğunu bilen örnek sevilen bir
işadamı.

Sabahattin Ahmet Yamaner Adalet Partisi Gençlik
Kolları Başkanlığı başlayan siyasi hayatını Ticaret Odası’nda aldığı görevleri,
evlilik hayatını, iş hayatını ve futbolla olan ilgisini anlatıyor…

Bolu
merkez Kındıra Köyü’ndenim. 05 Ocak 1953 yılında Bolu’da doğdum Bolu’da
büyüdüm. 1971-1972 Erkek Sanat Okulu Metal Bölümü mezunuyum. 1975 yılında Adalet
Partisi İl Gençlik Kolları Başkanlığı yaptım. Rahmetli Süleyman Demirel’in partisinde
il gençlik kolları başkanlığı yaptım iki sene. Köroğluspor’da top oynadım.
Orada kulüp başkanlığı yaptım daha sonra Boluspor’da yöneticilik yaptım. Bazı nedenler
yüzünden idareciliği bıraktım. Bu süre zarfında 10 yıla yakın sürede Esnaf
Kefalet Kooperatifi’nde denetçilik yaptım. 20 yıla yakın Bolu Ticaret ve Sanayi
Odası’nda meclis üyesi oldum. Bu 20 yıllık zaman içersinde 8 yıl meclis başkan
yardımcılığı 5 sene meclis başkanlığı ve yönetim kurulu başkanlığı yaptım.

TİCARET ODASI
BAŞKANLIĞI YAPTIM TOBB’DA ÖNEMLİ GÖREVLER ALDIM

1976
yılında sanayide işe başladık. 26 haziran 1976 yılında evlendim.Milliyetçi
muhafazakar bir yapım var. Tabi bunu particilik olarak değerlendirmemek lazım.
1991 yılında rahmetli Demirel, İsmet Sezgin dönemiydi. O dönemde Doğruyol’dan
milletvekili olabilirdim. Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan bey AK Parti kurulmadan
önce 2002 yılında daha AK Parti’yi kurmamışken kendisiyle Yurdaer Otel’de yemek
yeme fırsatımız oldu. Ben o dönemde meclis başkanıydım. Benim için çok hoş bir
anıdır. Sanayide çalışmak daha öncelikli bir durumdu o dönemde de siyasete
girmeyi düşünmedim.  2005 yılında yönetim
kurulu başkanıyken o zaman Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanımızdı, yine yemek
yeme fırsatımız oldu yine isteseydim o dönemde de siyasete girebilirdim. 2007
yılında Demokrat Parti yeniden hayata geçtiğinde o zamanda siyasetle ilgili düşüncelerimiz
oldu sonra vazgeçtim. Siyaset bizim işimiz değil dedik. İş hayatına odaklandım.
Ticaret Odası Başkanlığı ve TOBB’da aldığım görevler önemli görevlerdi.

ÖNEMLİ PROJELERE
İMZA ATTIM








































Cemiyet
hayatında bir pozisyona geldiyseniz eğer aktif olarak çalışmanız iş yapmanız
gerekir. Ticaret Odası’nın şuan ki binasının bulunduğu alanın satın alınmasında
çok büyük emeklerim oldu. Benden sonra Emin (semercioğlu) ağabey görevi
devraldı. Yeni binanın yapılmasında omurgasının ortaya çıkartılmasında çok
büyük emeklerim oldu. Sadece orada oturmak nasip olmadı. Farklı projelerimiz
oldu belediye başkanımız Sayın Alaaddin Başkan bu konuları yakından bilir. Küçük
sanayi ile ilgili çalışmalarımız oldu. Toptancı haliyle ilgili çalışmalarımız
vardı. Ticaret Odası Başkanlığım dönemimde lojistik anlamda tır parkı ile
ilgili çalışmalarımız oldu. Siyaseten bazı engellerle karşılaştık. Ticaret odasında
devam edebilirdim ancak bu etkenlerde bu konuyu bırakmama da çok büyük rol
oynadı. İstediğiniz bir şeyi sizin dışınızda bir takım durumlardan dolayı
yapamamış olmak büyük üzüntü verici bir durum, bu nedenle devam etmedim.

Çocukluk Fotoğrafları

TİCARETTE
BEKLEDİĞİM YERE GELDİM

Ticaret
hayatına sıfırdan başladım. Büyük oğlum Selçuk Yamaner 1978 doğumlu. Şuan işin
başında o var. Küçük oğlumda ziraat fakültesine gönderdim. 2005 yılında
ülkemizin geleceğinin hayvancılıkta olduğunu düşünerek oğlumu o konuda eğitime
yönlendirdim. Küçük oğlum Mehmet Ali ziraat fakültesine gönderdim. Ana konumuz
metal. Metal konusunun dışında da gıda sektörünün içindeyiz. Besihanemiz var,
tavuk kümesimiz var, bir tane şarküterimiz var. Ticarette beklediğimiz yere
geldik denilebilir.

OLSAYDIM BAKAN
OLURDUM

Siyasetteki
hayalimde milletvekili olmak değildi. Olsaydı bakan olmaktı. Yanlış anlaşılmasın
milletvekillerini küçümsemek için bunu söylemiyorum ama daha fazla icraat
yapabilmek için bakan olurdum. Bakan olmak isterdim. Mehmet Ağar’la çok yakın
görüşmelerimiz vardı. Ticaret Odası Başkanlığı yaptığım dönemde. Eğer Demokrat
Parti beklediğimiz ilgiyi alabilseydi o zaman bende siyasette aktif olarak
bulunacaktım ama olmadı.

BAŞARIMI OKULUMA
BORÇLUYUM

Sanat
okulu mezunu olmama yani mesleki bir okuldan mezun olmama rağmen küçümsemek
için söylemiyorum okulumun bana kazandırdığı çok değer olmuştur. Bu gün ticari
olarak bir başarı gerçekleştirmişsek bunun en önemli sebebi Erkek Sanat
Okulu’nda okumuş olmamızdır.

TİCARET VE SANAYİ
BAKANI OLMAK İSTERDİM

Keşkeklerim
tabi ki var. Boluspor kulübünde zevkle çalışıyorum. Kulüp başkanlığı yapmak
gerçekten zor iş. Necip başkanımız bu işi gerçekten çok güzel bir şekilde
götürüyor. Bizde kendisine zevkle yardımcı oluyoruz. Şampiyonluk başka bir konu
ama Boluspor’un dimdik ayakta durup sportif faaliyetlerde Bolu’ya hizmet
vermesi çok önemli bir konu. Hayallerimde Boluspor Kulüp Başkanlığı yoktu çok
zor olduğu için ama mecliste çalışmak isterdim. Ticaret ve Sanayi Bakanlığı yapardım
diye düşünüyorum.






















 

Okul Fotoğrafları

DEMOKRASİ
İSTENİLEN NOKTADA DEĞİL

Mutlu
bir evliliğim var. İki evladım var. Politikada daha fazla hizmet etmek
isterdim. Demokrat Parti 2007 yılında başarılı sonuçlar alabilmiş olsaydı o
zamana benim için dönüm noktası olacaktı. Eskiden Adalet Partisi varken Büyük
Türkiye idealleri ile yetiştik gençlik kollarında.Atatürk’ün 1938 yılında erken
ölümü genç cumhuriyetimizde demokrasinin tam oturmamasına sebep oldu bence. Demokrasiyi
siyasi partilerde mecliste tam geliştiremedik, dolayısıyla siyasi partilerde
çok gelişmedi. Partiler açıldı kapantı rejim kesintiye uğradı, işin içine
askerler filan karıştı. Lider partileri oluştu.

BAŞARI BİR
KABİLYET İŞİDİR

Başkanımızın
Boluspor’da bize verdiği Tesisler Asbaşkanlığı’nı en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz.
Şuan birinci ilgi alanım Boluspor oluyor. Onun dışında siyasi partilerde Türkiye
ekonomisini çok iyi takip ediyorum. Bolusporumuzun çok daha iyi noktalarda
olması gerektiğini düşünüyorum. 1965 yılında kurulmuş bir kulübün çok daha iyi
noktalarda olması gerektiğini düşünüyorum. Tesisler olarak fiziki yapı
itibariyle ekonomik yapı itibariyle tamamen hazır olması gerektiğini
düşünüyorum. Devlette biliyorsunuz devamlılık esası vardır ama kulüplerde bu
devamlılık esası olmuyor. Necip başkanımız döneminde Boluspor’da çok önemli işlerin
başarıldığına inanıyorum. Bunu diğer başkanları yermek için söylemiyorum. Kulüp
başkanlarının hepsi başarıyı elde etmek için göreve gelir. Amaç aynıdır ama
bunu gerçekleştiremezsiniz bu bir kabiliyet işidir.

TÜRKİYE’DE 24
SAAT  SİYASET İÇİN ÇOK UZUN SÜRE














Hedeflerim
konusunda şunu söyleyebiliyorum. Rahmetli Demirel’in bir sözü var “Türkiye’de
24 saat  siyaset için çok uzun süredir”
der. İleriki dönemlerde ne olur bilemem. 

İş Fotoğrafları

KEŞKE KIRIP
DÖKMESEYDİM

Benim
hayattaki en büyük korkum çevremdeki insanlara bilmeyerekte olsa yanlış yapmak
olabilir. Ticaret Odası Başkanlığı dönemimde kırıp döktüğümüz insanlar oldu
keşke olmasaydı. Çocuklarıma da her zaman aynı şeyi söylüyorum itibarlarını
kaybetmemeleri için hata yapmamalarını söylüyorum. Ölçülü davranıyorum çocuklarıma
da bunu tavsiye ediyorum.

EN ÖNEMLİ KONU
KANAATKARLIK

Türkiye’de
1983 yılından sonra çalışmadan para kazanma hayalleri taşıyan insan tip ortaya
çıktı. Bu durumun neticesini şuan görüyoruz. Gençlerimiz sabırsız. Toplumumuz sabırsız
bir hale geldi. Gelire göre bir hayat dengesi oluşturulamıyor dolayısıyla bu
gün herkes gırtlağa kadar borç içinde. Bunu yönetimi eleştirmek için söylemiyorum.
Toplum sürekli borçlandırılmaya yönelik olarak hareket edildi. Toplum olarak
hesapsız kitapsız bir dönem yaşıyoruz bunun acilen düzeltilmesi gerekiyor. Bu durumunda
baya zaman alacağını düşünüyorum. Toplumda yaşayan herkesin tasarrufa önem
vermesi gerekiyor. Bir yarışa girmememiz gerekiyor. Bu gün para çok önemli ama
her şey değil. Çalışmak gerekiyor, sabırlı olmak gerekiyor. Ülkenin geldiği aşamaları
iyi görmek gerekiyor. Dün Türkiye neredeydi bugün Türkiye nerede? Toplum içerisinde
kesinlikle yarış içerisinde olmamak gerekiyor. Bazı kişilerin farklı
yetenekleri var. Bazı arkadaşlarımız bu yeteneklerle kulüp başkanlığı yapar
bazı arkadaşlarımız farklı yeteneklerle milletvekilliği yapar Allah herkese
farklı yetenekler vermiş. “Ben illa milletvekili alacağım” Denildiğinde
olmazsın bu bir yetenek işidir. “İlla kulüp başkanı olacağım” Olamazsın
bu bir yetenek işidir. Bu yarış düşüncesi içerisinde olmamamız lazım. Bulunduğumuz
yerde kanaatkar olmamız lazım. Bugün ülkede en büyük sıkıntı kanaatkarlığın
olmaması yada eksik olmasıdır. Sabah aynaya baktığınızda ben neredeydim şimdi
neredeyim demek gerekiyor. Ben 1976 yılında sanayide işe başladığımda hiçbir
şeyim yoktu. 1974-1975 yılında Arabistan’a gidip işçi olarak çalıştım.

İLK KAYNAK
MAKİNEMİ KEFALETLE ALDIM

1975
yılında Adalet Partisi İl Gençlik Kolları Başkanı’ydım. Rahmetli Avni Akyol o
zaman Kültür ve Turizm bakanıydı. Kendisiyle çok iyi görüşürdüm. Kendisiyle
Ankara’da görüştük dedim ki “Sayın bakanım bana iş lazım” bana o
zaman Sayın Akyol “Git Türkiye Elektrik Kurumu’nda işe başla” Dedi. Sonra
kısa bir dönem orada çalıştım. Orada bir olay yaşandı ben ülkücü kökenli bir
adamım. Atatürk ilke ve inkılaplarından kaynaklı Türk milliyetçisiyim. Turancı değilim.
İşyerinde çalışırken kıyafetlerimizin yakalarlında bozkurt rozetleri vardı.
8-10 kişilik bir gruptuk. Bir kavga oldu sonra iş önlüklerini çıkartıp işi
bıraktık. Her şey bir vesile ile oluyor. 1975 yılında Bolulu bir iş adamının
kefaletiyle ilk kaynak makinemi aldım ve işe başladım işte hayatımın dönüm
noktası da bu oldu. Çok çalıştım ve şuan istediğim yerdeyim. Milyon dolarlar
önemli değil, önemli olan sevilmek sayılmak. Başarı demekte zaten bence bu demektir,
sevilip sayılıyorsanız toplum içinde bir yeriniz varsa, başarılı olmuşsunuz
demektir. Çocuklarıma her zaman söylüyorum. Eşinizle bir restorana yemek yemeğe
girdiğinizde selam alabiliyorsanız, o zaman başarılı olmuşsunuz demektir. Başarı
para ve makamla olmuyor saygınlıkla oluyor.

ŞUNU OLACAĞIM BUNU
OLACAĞIM DİYE KENDİNİ ZORLAMAKTA ÇOK DOĞRU BİR YAKLAŞIM DEĞİL

Çocukken
futbolcu olmak istedim. Yine sporu çok sevdiğim için buralardayım. Şuan içinde
bulunduğum görevden dolayı çok mutluyum. Hedef koymanın çokta doğru olduğunu
düşünmüyorum. Yani şunu olacağım bunu olacağım diye kendini zorlamakta çok
doğru bir yaklaşım değil.

ANADAN BABADAN
OLMAYINCA ÇOK ZORLANDIM AMA PİŞMAN OLMADIM

İş
hayatımda keşke bu işi yapmasaydım dediğim hiçbir zaman olmadı. Ekonomik
anlamada sıkıntılar elbette çektim. Anadan babadan kalan bir durum üzerine iş
yapmadığımız için tek başına sürdürebilmek ve gerçekten işi bir noktaya
getirebilmek çok zor oldu. Hele bu günün şartlarında daha da zor. O günün
şartları bugünün ekonomik şartları kadar ağır değildi. Dolayısıyla işimizi
belli bir noktaya kadar getirmiş olduk.

HAYATTA EN BÜYÜK
GÜCÜ EŞİMDEN ALIRIM

Bir
insan en büyük gücünü bana göre aileden alır. Ailenizden destek alamadığınız
vakit bir işi gerçekleştirebilmeniz mümkün olmaz. Bir insan en büyük gücünü
eşinden alır. Bende dolayısıyla eşimden alırım.Ben bütün hayatım boyunca
demokrat bir adam olmaya çalıştım. 1975 yılında Adalet Partisi’nde siyaset
yaptığımda demokrasi öğrendik. Toplumda demokrasi, aile içi demokrasi ve
siyasette demokrasi anlayışını benimsedik. Aile içinde herkes aynı düşünecek
diye bir kaide yok ancak eşim yada çocuklarım hangi düşünceye sahip olurlarsa
olsun en iyisi olmalarını isterim. Aslında bizim aile içi demokrasiyi çok bariz
örneği var maalesef demek istemiyorum ama eşim ve ben Galatasaray takımını
tutuyoruz ama çocuklarım Fenerli hatta iki tane torunum var onlarda Fenerli.
Yani insansak karşımızdaki insan kim olursa olsun düşüncelerine saygılı olmak
zorundayız. bu olduğunda aile içinde mutluluk olur aksi taktirde zorbalık
yapmış olursunuz karşınızdaki insanları kırıp dökmüş olursunuz. Baskı rejimi
aile içerisinde mutluluk getirmez.

EŞİMİN BAYA
PEŞİNDEN KOŞTUM






































Eşime
aşık olarak evlendim. Baya da peşinden koştum. Ben Sanat Okulu mezunuyken eşim
ticaret lisesine devam ediyordu. Yaklaşık bir buçuk iki sene baya peşinden
koştum. Daha sonra nişanlılık dönemimiz oldu. 26 Haziran 1976 yılında da
evlendik.  

Aile Fotoğrafları

BİLMİYORSANIZ
OKUMUYORSANIZ CAHİL KALIRSINIZ

Yaptığım
işlerin düzgün ve tertipli olması benim için çok önemli ve bu konuda çok gayret
gösteririm. Düzgün yapılan bir işi sonuca götürebilirsem o bana ciddi manada
mutluluk verir. Bu durumun dışında yorgunluklarımı sporla gideriyorum. Siyasi çalışmaları
tamamen okumaya çalışıyorum, ekonomiyi tamamen okumaya çalışıyorum. Toplum
hayatında hangi pozisyonda olursanız olun eğer bilgi birikiminiz yoksa sessiz
bir şekilde oturmak durumunda kalırsınız. İçinde bulunduğunuz duruma cahil
kalırsınız. Bu yüzden benim yeni nesile tavsiyem hangi düşünceye sahip
olurlarsa olsunlar oturup okumalarını öğrenmelerini ve iyi bilmelerini tavsiye
ediyorum.

HERŞEYİM AYNI
OLSUN İSTERDİM








Dünyaya
bir daha gelsem aynı şeyleri yapar aynı işi tercih eder aynı pozisyonlarda
olmak ister ve aynı ailemin olmasını isterdim. Değerli büyüğümüz Mustafa Kemal
Atatürk’ün “Sanat altın bir bileziktir her kişi sanatkar olamaz”
dediği gibi yine sanatkar olmak isterdim ve yine iş hayatına atılmak isterdim. 

Siyasi ve Sivil Toplum Kuruluşlarındaki Fotoğrafları

Boludabolu Avatar
BoludaBolu
30 Nisan 2018
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir