Dolar
ABD Doları 32.2246
Euro
Euro 35.1426
Sterling
Sterling 40.8837
Altın
Altın 2508.2107
BOLU HAFİF SAĞANAK YAĞIŞLI
11,3
HAFİF SAĞANAK YAĞIŞLI

Arzu AYDIN

Arzu AYDIN (Milletvekili – Avukat)

Doğum: 1969
Bolu

Okul: Sakarya
İlkokulu, 50. Yıl Ortaokul, Bolu Atatürk Lisesi, İstanbul Üniversitesi Hukuk
Fakültesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Kamu Yönetimi Yüksek Lisans Eğitimi
devam ediyor…

Meslek:
Avukat

Bulunduğu görevler: AK Parti Bolu Belediye Meclis Üyeliği, AK Parti Bolu
İl Yönetim Kurulu Üyeliği, Bolu Belediyespor Yönetim Kurulu Üyeliği, AK Parti
Bolu İl Kadın Kolları Başkanlığı…   

BOLU’NUN İLK KADIN VEKİLİ

Bolu siyasetinde aktif olarak çalışan bir kadın olarak
başarılı çalışmalarla adını duyurdu…

AK Parti siyaseti içinde önemli rol oynayan
kadınlardan kurduğu ekibiyle Bolu’da başarılı çalışmalara imza atarken, yine
bir ilk olarak Bolu tarihine geçti…

24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşen 27. Dönem
Milletvekilliği seçimi sonrası Bolu’nun ilk kadın milletvekili unvanını aldı…

Öğretmen bir anne babanın hukukçu evladı olarak
mesleğini icra ederken, siyasette ‘bende varım’ diyerek gece gündüz vatanı ve
milleti için çalıştı ve çalışmaya devam ediyor…

O, kitap okumayı çok seven ve hayatını sadakat üzerine
kuran vefalı bir insan…

Hayatı boyunca hep dik durmaya çalışan, tek dileği
insanca yaşayıp, insanca ölmek ve oğlu Aydın Mert’e temiz bir isim bırakmak
olan, elini attığı her işten başarıyla ayrılan, Bolu’nun ilk kadın Milletvekili
Arzu Aydın’ın hayat hikayesi…

Bolu’da
herkesin yakından tanıdığı bir isim Arzu Aydın. 1969 yılında o zaman Bolu’nun
ilçesi olan Düzce’de başlayan yaşamı, Bolu’da devam etti. Başarılı bir eğitim
hayatının ardından hukukçu olmaya karar vererek İstanbul Üniversitesi Hukuk
Fakültesi’ni bitirdi. Uzunca bir dönem öğretim üyeliğinin ardından serbest
Avukat olarak çalışırken, aldığı teklifle kendisini siyasetin içinde buldu. AK
Parti İl Yönetim Kurulu üyesi olarak girdiği siyasette şimdi Bolu’yu Türkiye
Büyük Millet Meclisi’nde temsil etme hakkını kazandı. Üstelik bu başarısıyla
Bolu’da ‘ilk’ olarak tarihe geçti. Bolu’nun başarılı kadın siyasetçisi Arzu
Aydın hayat hikayesini şu şekilde özetliyor;
      

Çocukluk Fotoğrafları

DÜZCE’DE DOĞDU

1969
yılında, o zaman Bolu’nun ilçesi olan Düzce’de doğdum. Annem babam öğretmen,
onların mesleği nedeniyle bir yaşındayken de Bolu’ya taşınmışız. Ondan sonra
da, ilkokul, ortaokul ve liseyi de Bolu’da tamamladım. Sonrasında İstanbul
Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım, üniversiteyi orada bitirdim
tamamladım. Daha sonra da Abant İzzet Baysal Üniversitesinde Meslek
Yüksekokulunda hukuk dalında öğretim üyesi açığı vardı, bir sınav açtılar o
sınava girdim. Orada dokuz sene öğretim görevlisi olarak çalıştım, öğretim
görevlisi kadrosunda iken kamu yönetimi dalında yüksek lisansımı yapıyordum.
Yüksek lisans yapsanız bile öğretim görevlisine ilerleme imkanı yoktu, doktora
yapma imkanınız yoktu. Niyetim bir yerden siyasete dahil olmaktı, bir yandan da
mesleğimi yapmaktı. Ondan sonra istifa ettim ve serbest avukat olarak
çalışıyorum.

AİLE HAYATI








Biz
üç kardeşiz, ben en büyükleriyim, benden 18 ay küçük bir kız kardeşim var, Elif
Dilek, 14 yaş küçük de bir erkek kardeşim var. O artık her ikimizin de oğlu
gibi. Harun Aydın, onu çocuğumuz gibi büyüttük, iki abla bir anne. Annem onu üç
anneli bir evlat olarak tarif eder. İlkokulu Sakarya İlkokulunda okudum. 50.
Yıl ortaokulunda devam ettim. O zaman Bolu’da Atatürk Lisesi vardı. O bayırı
tırmandım üç sene. O zamanlar okula getirip götüren bir servis yoktu. Evimiz
Tabaklar Mahallesi’ndeydi. Tabaklar Mahallesi’nde de bir yokuş vardır hala daha
mevcut, o yokuş ve lisenin yokuşu, o zamanlarda yemek gibi bir adet de yoktu.
Çok ciddi arkadaşlarım vardı onlarla ara sıra kalırdık okulda ama çoğunlukla
eve gidip geldiğimiz olmuştur. Öyle bir lise hayatım geçti. 

Okul Fotoğrafları

NEDEN AVUKAT OLDU?

Avukatlık
sözel ağırlıklı bir meslektir. Kitap okumayı seven bir insan oldum her zaman.
Babam da edebiyat öğretmeni olduğu için evimizde de geniş bir kütüphane vardı.
Hala da var çok eski kitaplar da var. Bugün iki kelam edebiliyorsak, iki satır
yazı yazabiliyorsak, babamız sayesindedir. Mesela kompozisyon çok önemli bir
ödevdi o zamanlar, arkadaşlarımın, yeğenlerimin o ödevlerini de yapmışlığım var
çok kompozisyon yazardım. Babamdan öğrendim, kurallarını, yazım stilini.
Avukatlık zaten öğretmenlerimin, hem ortaokulda, hem de lisede, bana
yakıştırdığı bir meslek dalıydı. Bana avukat hanım diye hitap ettiklerini de
hatırlarım. Sözel ağırlıklı bir öğrenci de olduğum için kendime uygun gördüğüm,
hayata bakış açımın da buna imkan verdiği, kendimi öyle tanımladığım, kendime
uygun bir meslekti. O zamanlar tıp okumak çok önemliydi, o zamanlarda
tercihlerimi yaparken, ilk üç sıraya tıp yazdırdı ama ben kazanamayacağımı
zaten biliyordum. O tercihlerin arasında bir tane İstanbul yazdım. Çünkü bütün
arkadaşlarım Ankara yazmışlardı, o zaman yine telefonla öğreniyordunuz
kazandığınız yeri. Telefon açıp öğrendiğimde İstanbul dediler, İstanbul nere
acaba ben nereyi yazdım diye düşündüm. Tek yazdığım yerdi İstanbul
Üniversitesi, rabbim orayı nasip etti. Türkiye’nin ilk beynelminel fakültesi.
Orada çok kıymetli hocalardan ders aldım. Şu anda hala mevcut önemini
koruduğunu düşündüğüm, kendi hayatıma da avukatlık hayatıma da yön verdiğini
düşündüğüm bir fakülteden mezun oldum çok şükür.

OĞLU DA HUKUKÇU
OLMAK İSTEDİ

Bir
tane evladım var Aydın Mert. O da şu an üniversite okuyor ikinci sınıfta. O da
anne gibi hukuk tercih etti. Ben bu tercihine aslında katkıda bulunmadım. Zor
bir meslek, bir tane evladım var, başka meslekler de tercih edebileceği
noktasında yönlendirdim. Ancak ortaokuldan bu yana söylediği bir şeydi bu. Ben
de avukat olacağım dediği için hep o yönde ilerledi. Onun da fikri, hayata
bakışı duruşu, ayrıca sözel bölüme olan ilgisi vardı. Annenin bunu ölçmesi
gerekiyor, okumak önemli değil, okuduktan sonra o meslekte ilerleyebilmek
önemli. Baktım onun da bu yönde bir kabiliyeti var. O aşamadan sonra kendisine
destek oldum. Evli değilim, hayat size süreç içinde çok farklı şeyleri
getirebiliyor. 20 senelik bir evlilik hayatımdan sonra koşullar öyle
gerektirdiği için çok dostane, çok samimi, medeni bir şekilde beyefendi ile
yollarımızı ayırma kararı aldık. Evladımla, annemle, babamla kardeşlerimle var
olan hayatımı o saatten beri de idame ettiriyorum.

SİYASETE NASIL
GİRDİ?














2011
yılında bunu söylüyorum ve kendisinden de övgüyle bahsediyorum, adliyede yine
bir duruşma beklerken, baro müdürümüzün yanında Firdevs Hanım’la sohbet
ederken, o dönem AK Partinin kadın kolları başkanı Hatice Hanım dedi ki, avukat
hanım böyle bir durum var, AK Parti ilk yönetimi oluşturuyor, bu yönetimde
görev almak ister misiniz? Olabilir mi diye önce Firdevs Hanım’la konuştum.
Kendi aklımda tarttım, ailemle görüştüm, babam da olabilir, sıkıntı görmüyorum
dedi sağ olsun. Ben de Hatice Hanım’a olabilir, yapabilirim dedim. O dönem
kendilerini hiç tanımıyorum, siyasetle direkt bir bağım olmadı. Altını çizerek
söylüyorum, daha önce herhangi bir siyasi partide aktif rol alarak görev
almadım. İl yönetim kurulu üyesi olur musun diye bir beyefendi aradı. Ömer Sayın
il başkanı o zaman, tanımıyorum. Ben de kendisine asil mi, yedek mi
olabileceğimi sordum. Asil dedi ben de kabul ettim. İl yönetimine girdikten
sonra bir yönetim kurulu üyesi bir de yürütme oluşur. Yürütmede de bana tanıtım
ve medya başkanlığını verdiler. O görevi sürdürürken, yine bir kadın kolları
başkanlığında bir açık vardı. AK Partide görev istenmez verilir, anlayışı
vardır. Ancak ben tahmin ediyorum bunun yanlış anlaşıldığını düşündüğüm için
dedim ki; görev aslında istenir ama liyakatliler arasında en liyakatlisine
verilir. İstemek ayıp bir şey değildir. Yapabileceğinize inanıyorsanız
yaparsınız. Seçilmiyorsanız bile üzülmezsiniz. Davadan geri adım atmadan
yolunuza devam edersiniz. Ben yapabilirim dedim. Adaylar olarak genel merkeze
gittik. Mevcut genel merkez kadın kolları başkanı o da avukat Gürdal Akşit’ti.
Onun da onayı, yine bizim kararımız o zaman başbakana kadar gitti. Sağ olsun
reis de uygun gördü. 2012 yılında da kadın kolları başkanı olarak görev aldım.
Şu saate kadar da kadın kolları başkanı olarak göreve devam ettim o yolda
yürüdüm. Herhangi bir sivil toplum kuruluşunda görev almadım. Siyasete birden
girdim. Bir de meslekte karşılaştığınız vakalar, bazı dernek gibi, sivil toplum
kuruluşu gibi yerlere girmekten alıkoyabiliyor. Bunun faydası da oldu. En son,
belediyespor kulübünde oranın avukatı olarak görev yaptım. Bir müddet, yönetim
kurulunda görev yaptım. Ama şu an hepsinden ayrıldım. 

İş Fotoğrafları

HOBİLERİ

Öğrenim
hayatım boyunca ailem sporla, dersin bir arada gidebileceğini görecek bir ufka
sahipti. Hamdolsun benim de derslerim hep iyiydi. Annem babam gittiğinde sizin
Arzu’yu sormanıza gerek yok diyerek beni gururlandırdıkları, benim de bu vesile
ile ailemi gururlandırdığım olmuştur. Ben çalışkan bir öğrenci idim. Ben
dersime çalışırım, hala eğer bir görev verilmişse, mesela 16 Nisan
referandumunda anayasa değişikliği ile ilgili bütün değişiklikleri evvel kendim
okudum. Bunla ilgili notlar aldım fazlasını eksiğini, muhalefetin dediğini,
buna verilecek cevapları hazırladım. Hem il yönetimine, hem kadın kollarına hem
de gençlik kollarına sahaya çıktıkları zaman ne söyleyebilecekleri yolunda
fikirler oluşturdum. Öyle sahaya çıktık biz. Orada da hala bir şeyi açıklama da
yapacaksam mümkün mertebe çalışmaya çalışırım. Bu seçim sürecinde çalışmaya
fırsatım olmuyor sürekli koşuşturma oluyor. İlkokulda, ortaokulda, lisede hep
basketbol oynadım. Benim en büyük hobim de kitap okumak. Geçen esnafı
dolaşırken, çok almak istediğim bir kitabı gördüm. Arkadaşlara dedim hemen şu
kitabı alalım. Herkesin bir hayali var, benim hayalim, seçimden sonra biraz
durulunca o kitabı okumak üzerine.

KORKULARI








Hayata
dair korkum var. İnsanlara garip gelebilir ama hayvanlardan çok korkarım. Öyle
bir ciddi boyutta bir fobim var. Özellikle kedi ile ilgili, mesela şurada bir
kedi olsun ben caddede olayım, kendimi arabanın önüne atabilirim. Bu kuş olsun,
civciv olsun bütün hayvanlara karşı böyle inanılmaz bir fobim var. Onların
zarar görmesi kadar da korktuğum bir şey yok. Zarar verilmesine de dayanamam.
Bahçemizde köpeğimiz var, öksürdüğü zaman koşarak veteriner getiririm bir şey
olmasın diye. Ben yanaşamam, dokunamamakla ilgili bir durum var. Ayrıca
sadakatsizlikten çok korkarım, çünkü hayatımı sadakat ve vefa üzerine kurdum.
Arzu Aydın’ı buraya getiren, Arzu Aydın’ı Arzu Aydın yapan, vefasıdır,
sadakatidir. Bu, şahıslara karşı vefa olabilir, davaya karşı vefa olabilir,
aileye karşı vefa olabilir. Ondan çok korkarım, yalandan çok korkarım. Şu seçim
döneminde bir kadın aday olarak en çok neden korktunuz diye sorsanız, neden
mustarip oldunuz derseniz, iftiradan Allah’a sığınırım. 

Aile Fotoğrafları

BABASI ONUN
HERŞEYİ


Hayatım
boyunca, hayata karşı hep dik durmaya çalıştım. Bolu küçük yer beni herkes
bilir. Beni çok yakından tanıyanların vekil adaylığımı duydukları zaman siyasi
görüşü ne olursa olsun telefon açıp helal olsun dediler. Sen gerçekten
tırnaklarınla kazıya kazıya, dik durarak, mücadele ederek, yılmadan yıkılmadan,
insan çok yıkılır hayatta çok da darbe alabilir, ama önemli olan düştüğünüz
yerden kalkmayı başaracak iradeye sahip olmaktır. Ben ailemden böyle bir
terbiye aldığımı düşünüyorum. Annemin, babamın kişiliğimin oluşmasında çok
büyük etkisi var. Annem babamdan aldığım ilk terbiyenin çok etkisi var. Biz
birbirine bağlı, birbirini seven, kollayan bir aileyiz, öyle de yetiştik.
Babasının adını duyunca gözyaşlarını tutamayan bir evlat olarak kendimi
tanımlayabilirim. 

Siyasi ve Sivil Toplum Kuruluşlarındaki Fotoğrafları

HEDEFLERİ

Dostlarınız
varsa, sizi seven insanlar varsa yanınızda, yanınızda çok güçlü duran bir
aileniz varsa, hayat size ne getirirse getirsin, biraz da mücadeleci bir ruha
sahipseniz, en önemlisi Allah inancınız varsa, sabretmeyi biliyorsanız, rabbim
sabredenlerle beraber, sabrın sonu selamet sözüne kesinlikle inanırım. Hayatım
da bunu bana defalarca yaşatarak göstermiştir. Ben vekil adayı olmak isterken
de, olurken de, aslında temel düşüncem buydu. Bir, Bolu’yu çok seviyorum.
İnsanlar bir sürü dua edebilirler, ben dualarımda Bolu’yu gezerken, dağını,
taşını, toprağını gördüğüm zaman hep aynı şeyi söyledim kendimi bildim bileli.
Eğer bu hedefse, dualarımdaki hedef olur. Rabbim bana buralara hizmet etmeyi
nasip et çünkü çok seviyorum. Başka bir yerde nefes alamayacağımı düşünecek
kadar seviyorum. Babamın sırça sarayında iken belki değil ama hayatla belli bir
mücadeleden sonra tüm genç kızlara, kadınlara ki, kadın kolları başkanı olduğum
zaman da etrafımdaki yönetim kurulu üyelerinden duyduğum zaman en çok sevindiğim
şey, biz şu an dik duruyoruz. Kimsenin bizi ezmesine üzerimize gelmesine izin
vermiyoruz. Çünkü sen bize emsal oldun sözü beni motive eden, heyecanlandıran
en önemli sözdür. Şu anki hedefimde, bütün kadınlara, bütün genç kızlara bunu
gösterip onların önündeki, erkek egemen sosyal, erkek egemen siyaset önündeki
engelleri kaldırabilecekleri yönünde bir emsal olabilmek en büyük dileğim
benim.

“İNSANCA YAŞAYIP,
İNSANCA ÖLMEK VE OĞLUMA TEMİZ BİR İSİM BIRAKMAK İSTİYORUM”








Benim
bırakmak istediğim tek bir iz var. Seçim çalışmalarında da bunu görüyorum,
çarşıya, sokağa indiğimde de bunu görüyorum. İsmail ve Ayşe Aydın’ın kızı olmak
benim hayattaki en büyük referansım daha büyük bir referansa ihtiyacım yok. Bir
oğluma bu Arzu Aydın’ın oğlu, demek ki, emin kişidir, desinler isterim. İki ben
Bolu’da yaşayacağım. Siyaset, makam mevki bir yere kadardır. Ondan sonra
hayatınızı idame ettireceksiniz. Sokağa çıktığım zaman insanlar bana selam
versin isterim. Arkamı döndüğümde de iyi insandı desinler istiyorum, dua
etsinler istiyorum. Onun dışında çok büyük hedeflerim yok. İnsanca yaşayıp,
insanca ölmek ve oğluma temiz bir isim bırakmak istiyorum. 

Hobi Fotoğrafları
Boludabolu Avatar
BoludaBolu
12 Ağustos 2018
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir