Dolar
ABD Doları 32.2062
Euro
Euro 35.0008
Sterling
Sterling 40.8932
Altın
Altın 2510.5509
BOLU ÇOK BULUTLU
14
ÇOK BULUTLU

Ahmet Şerafettin YAMANER

Ahmet Şerafettin YAMANER (Emekli Piyade Kıdemli
Binbaşı – Kıbrıs Gazisi – Yamaner Kuyumculuk ve Fay Kuyumculuk Sahibi)

 

Hazırlandığı Tarih: Aralık-2017

Doğum:1949
BOLU

Okul: Bolu Atatürk Ortaokulu, İstanbul Kuleli
Askeri Lisesi, Ankara Kara Harp Okulu 

Meslek: Emekli
Piyade Kıdemli Binbaşı

Bulunduğu görevler: Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında Vatandaş
Temsilciliği,

Hasta Hakları
Koruma Kurulunda Vatandaş Temsilciliği, Halen Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfında
Yönetim Kurulu Üyeliği, Bağışçılar Vakfı Yönetim Kurulu 2’nci Başkanlığı, Bolu
Spor Yüksek Divan Kurulu İkinci Başkanlığı, Halen Türkiye Emekli Subaylar
Derneği Bolu Şube Başkanlığı

 

TAM BİR VATAN AŞIĞI

 

Kimileri vardır gözüne baktığınızda görürsünüz vatan
sevgisini, yaşama sevincini…

 

Yaşadıklarını anlattığında, o anları tekrar
yaşıyormuşçasına heyecanlanır, duygulanır, hatta gururlanır…

 

Askerlik mesleğini iliklerine kadar yaşamış, Kıbrıs
harbinde cephede savaşarak vatanı savunmuş, başarılı askerlik hayatını birçok
ödülle de taçlandırmış, efsane Komutan…      

 

Subaylığı; vatan savunmasında onurlu, gururlu ve
şövalye mesleği olarak gördüğünü her fırsatta dile getirerek, sivil hayattaki
ve iş hayatındaki başarılarıyla Bolu’nun sevilen ve saygı gören isimleri
arasında yer alan,  

 

Başarılı olmanın birinci şartının ‘Dürüstlük’
olduğunu, bununla birlikte prensipli çalışmanın önemli olduğunu, başarılı iş
adamlarının da İzzet Baysal’ı, Ahmet Baysal’ı örnek alması gerektiğinin altını
çizen ve çalışmayı çok seven bir insan…

 

Bolu’nun saygın isimleri arasında yer almasını,
İzzet Baysal’ın ‘Hak Yemedim, Hakkımı Yedirmedim’ sözünü kendine şiar edinerek
özetliyor belki de…

 

İşte Bolu’nun örnek alınması gereken kişilerinden, Emekli
Piyade Kıdemli Binbaşı, Kıbrıs Gazisi Ahmet Şerafettin Yamaner’in soluksuz
okuyacağınız hayat hikayesi…

 

 

1949
yılında Bolu’da doğdu. İlk ve Ortaokulu Bolu’da bitirdikten sonra Kuleli Askeri
Lisesi’ne girdi. Askeri Lise bitiminden sonra 1969 yılında Kara Harp Okulu’ndan
mezun oldu. Yurdun çeşitli bölgelerinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde vatan
savunması için başarılı görevler yaptı. 1973 yılı Şubat Ayında Kıbrıs Türk
Kuvvetleri Alay Komutanlığı (Kıbrıs Değiştirme Birliği) Ağır Silah Bölüğü
Tanksavar Takım Komutanı olarak Kıbrıs’a atandı. Birinci Kıbrıs Harekâtında Tanksavar
Komutanı olarak bütün Alay Cephesinde Muharebeye katıldı. 2’nci Kıbrıs Barış
Harekatında Takım Komutanı olarak ikinci harekata katıldı.

 

Yunan
Alayına giren Subaylardan biri oldu. 1960 yılında Birleşmiş Milletler kararı
ile Kıbrıs’ta bir Yunan Alayı ile Rum Milli Muhafız Birliği ve Türk tarafında
da Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı ve Kıbrıs Türk Mücahit Teşkilatından bir ve ikinci
Kıbrıs Harekâtına katılması dolayısıyla Şerit, Rozet ve Beratı aldı. Kıbrıs
Şehit ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Ersan Ertan, Türkiye Emekli Subaylar
Derneği Genel Başkam Emekli Tüm General Melih Tunca’nın da bulunduğu törende şahsına
madalya verildi.

 

Genel
Kurmay Başkanlığı uhdesinde olan istihbarat okulundaki görevi esnasında 1974
Kıbrıs Barış Harekâtından kalan rahatsızlığının nüksetmesi nedeni ile 1989
yılında kendisi ve ailesinin isteğiyle malulen emekli olmaya karar verdi. Askerlik
hayatında başarılı çalışmaları dolayısıyla üst komutanlıklardan çok miktarda
Taltif, Takdirname, Berat, Plaket ve para mükâfatı aldı.

 

Subaylığı;
vatan savunmasında onurlu, gururlu ve şövalye mesleği olarak gördüğünü her
fırsatta dile getirerek, sivil hayattaki ve iş hayatındaki başarılarıyla Bolu’nun
sevilen ve saygı gören isimleri arasında yer aldı. Çalışmayı çok seviyor. Öyle
ki; her yerde ve işte risk almaktan çekinmedi ve cesaretle her işe girdi. Emekli
Öğretmen Hayriye Yamaner ile evli olan Ahmet Şerafettin Yamaner’in iki oğlu
bulunuyor. Büyük oğlu Çağlar Yamaner, Makine Mühendisi ve Sivil Toplum
Kuruluşlarında görev alıyor. Küçük oğlu Fatih Yamaner ise İşletme Fakültesi
Mezunu. Onun da Sivil Toplum Kuruluşlarında birçok görevi var.

 

1990
yılında küçük bir iş yerinde başladığı kuyumculuk işini yıllar sonra çocukları
ile birlikte yürüterek mesleği onlara öğretti. Şimdi İki oğlunun işlerini
ayırdı. Yamaner Kuyumculuk Ltd. Şti. ve Fay Mücevherat Ltd. Şti. adı altında iki
iş yerinde 50’nin üzerinde çalışanı var.

 








































































İşte
kendi anlatımıyla Ahmet Şerafettin Yamaner’in hayat hikayesi… 

Çocukluk Fotoğrafları

“BİR DAHA
DÜNYAYA GELSEM YİNE ASKERLİĞİ SEÇERDİM”


Askerlik
kutsal bir görevdir. Her Türk asker doğar. Çok sevdiğim bir meslek. Üniformanızı
giyip yolda yürürken, vatandaşın sevgi göstermesi kadar güzel bir şey yok.
Subay demek; ruhunu, benliğini, vatana menfaat beklemeden verene, şan için
yaşayana, şeref için ölene, lider olan, komutan olan demektir. Böyle bir tarif
var. Bir daha dünyaya gelsem askerliği meslek olarak seçerdim. Ben
rahatsızlığım nedeniyle 1989 yılında askerlikten malulen emekli oldum. O zaman
Kıdemli Binbaşı idim. Gülhane Askeri Tıp Akademisinde doktorlar ‘istersen
muvazzaf subaylıktan yardımcı sınıfa veririz, istersen malulen ayrılma hakkın
var’ dediler. Düşündüm, taşındım. Emekli olmaya karar verdim. Çünkü çok yer
değiştirmiştim. 4 senem Kıbrıs’ta geçmişti. Harekat öncesinde de oradaydım.
Kıbrıs’tan Gazilik beratım da var. Kıbrıs Şehit ve Gaziler Genel Başkanlığından
şahsıma madalya verildi. Daha sonra Bolu’da da görev yaptım. İkinci kez
Kıbrıs’ta görev yaptım. Kıbrıs sadece benim için değil, Türkiye için çok
önemlidir. Bizim milli davamızdır Kıbrıs. Ege’nin durumu malum. Şuanda bir tane
kapımız var. Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili. Akdeniz kaldı. Akdeniz’e
sahip olmak lazım. Kıbrıs Adası batmayan bir uçak gemisidir. Atatürk güneyde
bir tatbikata giderken Kıbrıs’ın önemini soruyor subaylara ve ‘Burası elden
çıktığı taktirde Türkiye’nin ikmal yolları kapanmıştır’ diyor. Bu bakımdan
buraya önem veriyor. Kıbrıs’a sahip çıkmak lazım. Herkesin Kıbrıs’ı bilmesi
lazım. 

Okul Fotoğrafları

“ÇOCUKLARIM HEP
SOSYAL OLSUNLAR İSTEDİM”

2
oğlum var. Ben çocuklarıma sigara içirtmedim, hep sosyal olsunlar istedim ve
oldu da, spora yönlendirdim çocuklarımı. Küçük oğlum Fatih, Boluspor’da görev
yaptı. Bolu Sportif Havacılık ve Doğa Sporları Derneği’ni kurdu. En güzeli de
bize örnek olan bir Vakfın İzzet Baysal Vakfı’nın mütevelli üyesi, aynı zamanda
şuanda yönetim kurulu üyesi olması beni gururlandırıyor. Büyük oğlum Çağlar
Yamaner de 1973 doğumludur. O da sosyal aktiviteler de bulunuyor. Çok memnunum,
burs verdiği çocuklar var. Şuan da çocuklarımızın işlerini ayırdık iş
başarımızdan dolayı. Bundan da çok memnunum.

 

KUYUMCULUĞA
BAŞLAMA HİKAYESİ

Tabla
alacak param yoktu, sunta aldım, sanayide kestirdim, yanlarını çıtayla
deldirdim, hanımla beraber Esatlar’dan kadife alıp tablaları kendim yaptım. Oturacak
sandalyemiz yoktu, yüz kaplattım sandalyelere. 1990 yılından bahsediyorum.
Terzi Muzaffer Çetinkaya’nın orada siyasilerin, sporcuların toplandığı bir
mekan vardı. ‘Abi sen kuyumculuk yaparsın’ demişti. Ben altından hiç anlamam.
Hanımda küpe bile yoktur, takmaz, öyle bir yapısı var hanımın. Kuyumculuğu
nasıl öğreneceğim derken, kendi kendime öğrenmeye çalıştım. İstihbarat Okulunda
hava değişimindeyim. Ulus’ta kuyumcular çarşısını geziyorum. Vitrinlere
bakıyorum. Dükkan sahibi çıktı, ‘buyurun’ dedi. Dedim ‘ben Boluluyum,
İstihbarat Okulunda TİM Komutanıyım’ dedim. ‘Altının ‘a’sını bilmem ama bu işi
seviyorum ve yapmak istiyorum. Bana bu işi birisi öğretse ona para da veririm’
dedim. Ustasını çağırdı, ‘komutanım altından anlamıyor ama kuyumcu olmak
istiyor’ dedi. ‘Peki ben size ne vereceğim bunun karşılığında’ dedim. Söylediği
çok hoşuma gitti. ‘Bu memleket için sen sağlığını vermişsin biz sana bunu mu
vermeyeceğiz’ dedi. Halen anlatırken bile duygulanıyorum. Kuyumculuğa böyle
başladım. Hanım bana ‘Bu kadar az parayla bu iş yapılmaz, herkes bize güler’
dedi. Çatladılar’dan 9 metrekare yer tuttum. 1990 yılında kirası 100 lira.
Kirasını çıkarayım birde gazete param çıksın bana yeter dedim. İnsanlar ‘siz
Bolu’ya dürüstlük getirdiniz’ dediler.

 

SERÜVEN 9
METREKARELİK DÜKKANDA BAŞLADI














Yukarıçarşıda
caminin karşısındaydı benim iş yerim. Yabancı turistler falan geliyor, fotoğraf
çekiyor. Duvarlar örümcek ağı gibi telefon kabloları, brandalar yerlerde, kötü
bir görünüm var. O zaman dernek kurmaya karar verdim. Yukarıçarşıyı Koruma
Güzelleştirme ve Yardımlaşma Derneğini kurdum. Kalbur üstü, sözü geçebilecek
esnafları da yönetime aldım. Çok güzel bir organizasyonla o kırmızı tuğla
yapımı, dekoratif lambaların yapımı falan güzel işler yaptık. Ardından deprem
oldu, Büyük Cami orta hasarlı duruma geldi. Vali’ye, Belediye Başkanına gittik,
dediler ‘biz yapamayız’. Yönetim Kurulu olarak Ankara’ya gittik. Vakıflar Genel
Müdürlüğüne müracaat ettik. ‘Biz bu işi yapacağız, yapamazsak beni belediye
meydanında assınlar’ dedim. Sözleşme imzaladık falan nitekim bu işi yaptık.
Herkes sahaya çıktı. Bütün kurumlarla görüştüm bir çalışma yaptık ve Yukarıçarşıyı
güzelleştirdik. Bende 9 metrekarede başladığım kuyumculuk işinde ilerledim ve  işlerimiz büyüdü. Biz Boluluyuz, Bolu için bu
memleket için varız.

İş Fotoğrafları

KİTAP YAZIYOR

Sene
1974’den beri 43 sene geçmiş. Harpten evvel Kıbrıs’ta bulundum, halkla yaşadım,
halkı çok iyi biliyorum. 1985 yılında Kıbrıs’a Binbaşı olarak gittiğimde Kıbrıs
Güzelyurt Lisesinde Milli Güvenlik Dersine girdim. Kıbrıslı Türk öğrencilere
ders verdim. Kıbrıs’ta Oryantiring Gurup çalışmalarını bana verdiler. Mücahit
Teşkilatı ve bütün Kolordunun yarışmalarını organize ettim. Güzel görevlerde bulundum
Kıbrıs’ta. Aradan 43 sene geçtikten sonra dedim eski yerleri bir göreyim.
Enformasyondan bana verilen bir sürü albümler, resimler var. Bunları derleyeyim,
toplayayım ve bir Kıbrıs kitabı yazayım istedim. Harekat öncesinde Kıbrıs,
harekat zamanı ve harekat sonrası Kıbrıs. Kıbrıslı Türk kadını neler çekmiş? Şimdi
bu kitap üzerinde çalışıyorum. Sabah 6’da kalkıyorum. Kitabımı yazıyorum. Sırf
bu kitabı yazmak için Kıbrıs’a gittim. Genel Kurmay Başkanlığı’nda görevli
Muammer Paşa var. Ben Kıbrıs’ta eski yerlerimi dolaşacağım, harp anılarımı
kitap halinde toplayacağım dedim. O da oradaki birliklere telefon etmiş. Barış
Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Yılmaz Yıldırım Paşa beni aradı. Komutanım
sizinle yemek yemek istiyorum dedi. Tabi bu şekilde karşılanmak beni fazlasıyla
onurlandırdı. Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Komutanı Albay Hüseyin Özçelik
‘Komutanım ne zaman geleceksiniz? Ben sizi karşılayacağım’ dedi. Bir Yüzbaşı
rehber verdiler benim yanıma. Şoförlü araba tuttum. Bütün Kıbrıs’ı gezdim, not
tuttum, belge aldım. Bunları kitaba yazacağım. Bu kitap bittiğinde okumayı
seven herkese de bunu armağan edeceğim.

 

SİYASETÇİLER HEP
KAPISINI ÇALDI AMA…

CHP’den,
AKP’den geldiler, siz olmazsanız bile çocuklarınızdan birini verin dediler. DSP
İl Başkanlığını tavsiye ettiler. DYP İl Başkanlığı için geldiler. Siyasette yer
almamız için teklifler hep geldi. Ama ben ‘düşünmeniz yeter, beni onurlandırır’
dedim. Ya ticaret yapacaksınız, ya siyaset yapacaksınız. Ben siyasi olsam
yanlış yaparım, vatandaş yanlış anlar. Benim yanıma milletvekili arkadaşlarımız
da hep gelirler. Burası sizin yeriniz diyorum. Hepsi beni çok iyi tanırlar.
Şuan da çok güzel bir itibarımız var. Siyasetten çok daha güzel işler yaptığıma
inanıyorum. Siyaseti kesinlikle hiç düşünmedim. Üzerimize düşen görevleri böyle
daha iyi yapıyoruz.

 

“ÇOCUKLARIM
BOLU’YA ESER KAZANDIRSIN İSTİYORUM”














Devlete
daha çok vergi vermek birinci hedefimiz. İkincisi de İzzet Baysal bizim için
çok büyük bir örnek. Ben çocuklarıma hep diyorum. ‘İzzet Baysal’ın yaptığını
yapamazsınız ama mutlaka Bolu’ya birer eser bırakacaksınız’ diyorum. Çocuklarımın
vizyonları çok farklı. İkisinin de ufku çok geniş. İkisinin işlerini ayırdık
şuanda 50 kişi çalışıyor yanlarında. Ben hiç hak yemedim, hakkımı da
yedirmedim. Ben o prensiple gidiyorum. Çocuklarımın da birer eser bırakmalarını
istiyorum.

Aile Fotoğrafları

“HİÇBİR ŞEYDEN
KORKMAM”

Hiçbir
şeyden korkmam, ben harbe gitmiş adamım. Harpten evvel askere derdim ki; ben
iki yunan subayını yok ederim, biz Türk’üz sizde en az iki Yunan askerini yok
edeceksiniz derdim harbe girmeden. Zafer bizim olacak bizim arkamızda Türk
Silahlı Kuvvetleri var dedim. Allah bize o günleri gösterdi, Gazilik beratımızı
da aldık, geldik.

 

“HİÇBİR ŞEYDEN
PİŞMAN OLMADIM”

Hiçbir
şeyden pişman olmadım. Esasında riskli iş yapan girişimci insanlar yanlıştan
dönebilmeli ama ben nasılım biliyor musunuz; yastığa kafamı koyduğum an hemen
uyuyabiliyorum. Çünkü deşarj olabiliyorum. Hatası varsa karşımdakinin hatasını
hemen söylüyorum. Hatam varsa hatamı düzeltiyorum. Bir de sürekli ettiğim bir
duam var; Allah’ım bana yanlış yön gösterme. Yanlış yaparsam cezamı alayım diye
bedduam var benim kendime. Allah bana hiç kötü şeyleri göstermedi.

 

“BOLUSPOR’DAN
KOPAMAYIZ”














Rahmetli
Yılmaz Becikoğlu’nun döneminde, Genel Kaptan Necip Çarıkçı iken, ‘fahri olarak
yönetim kurulunda sizi görmek istiyoruz’ diye bir yazı aldım. Futbol
hastasıyım. Boluspor maceramız o zaman başladı. Kopamıyoruz Boluspordan. İçimiz
dışımız spor. Spor insanı kötülüklerden korur. Kahve kültürüm yoktur, tavla
oynamayı bilirim ama kahveye gitmem. Bütün spor dallarını da bilirim. Bilardo,
pinpon, voleybol oynarım. Şuanda bypasslı olduğum için ağır spor yapamıyorum.
Bol bol yürüyüş yapmaya çalışıyorum.                     

Siyasi ve Sivil Toplum Kuruluşlarındaki Fotoğrafları

Boludabolu Avatar
BoludaBolu
27 Aralık 2017
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir