Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Seyfettin NES

2026 görüntüleme

Seyfettin NES (Marangoz – Serdar Mobilya İşletmecisi)

 

Doğum: 04 Ocak 1956 Bolu

Okul: İlk ve Ortaokul eğitimini Bolu’da tamamladı…

Meslek: Mobilyacı

Bulunduğu görevler:

 

BAŞARILI BİR ZANAATKAR


Küçük yaşlarda amcasının mobilya atölyesinde çıraklık yaparak öğrendi işi…

Askerden geldikten sonra kalfa da olunca kendi iş yerini açmaya karar verdi ve devam ettirdi çok sevdiği mesleğini…

1992 yılında kurduğu kendi iş yerini şimdi oğlu ile birlikte işletiyor…

Çocukluğu ailesine tarla, bağ, bahçe işlerinde yardım etmekle geçti, sade bir çocukluk ve köy hayatı yani…

Gezmeyi, arabasıyla ilgilenmeyi ve en çokta ailesi ile vakit geçirmeyi seven başarılı bir zanaatkar…

Bolu’nun başarılı marangozlarından Serdar Mobilya sahibi Seyfettin Nes’in hayat hikayesi…

 

4 Ocak 1956 yılında Bolu’da dünyaya geldi Seyfettin Nes. Ortaokuldan sonra eğitim hayatını noktaladı ve amcasının mobilya atölyesinde çıraklık yapmaya başladı. Şimdi çok sevdiği mesleğini oğlu ile birlikte Serdar Mobilya adıyla devam ettiriyor. Seyfettin Nes hayat hikayesini şöyle özetledi;   

MESLEĞİNİ ÇOK SEVİYOR

İlkokulu köyde okudum. Bolu’da ortaokulu tamamladım. Ortaokul mezunuyum. Ondan sonra devam etmedim, meslek hayatım başladı. Küçük yaşlarda 1966 – 1967 yıllarında amcam mobilya atölyesi açmıştı onun yanında yetişmeye başladım. Çok uzun süre çalıştık. Mesleğimi seviyorum, severek yapıyorum. 62 yaşıma gelmeme rağmen hala seviyorum mesleğimi.

ÇOCUKLUĞU ÇALIŞARAK GEÇTİ

Çocukluk hayatım çok şaşalı geçmedi, okuduk. Köyde olduğumuz için köydeki ailemize yardım ettik, hayvanlara bakardık, bahçelere bakardık, hiç boş durmazdık. Çocukluğumuz rahat bir şekilde geçmedi çalışarak geçti. Her köy çocuğunun yapmış olduğu her şeyi biz de yaptık.

AİLE HAYATI

Annem ev hanımıydı, vefat etti. Annem çok çalışkan ve çok iyi bir insandı, çok becerikliydi. Köye gelen üst düzey kişileri annem karşılar ve ağırlardı. Babam sağ şu an köyde. Annemin adı Emine babamın adı Muhittin. Biz iki kardeşiz, benim küçüğüm bir kız kardeşim var Nezaket. Tarım İl Müdürlüğünden emekli oldu memurdu. Ben de meslek hayatıma devam ettim ve buralara kadar geldik. Kendi iş yerimden emekli oldum. Oğlumu yetiştirdim. Oğlum lise mezunu, meslek lisesini bitirdi. O da mesleğini seviyor ve çok güzel ve çok iyi işler yapmakta. Damadım yanımda usta olarak o da yetişti. Şu an dışarıdan kalfa usta yetişmiyor artık. Nedense bu meslekte çalışacak kişileri bulmak çok zor ve yetişmiyor. Biz de karınca kararınca kendi işlerimizi görüyoruz. İşimizi en iyi şekilde yapmak istiyoruz yapıyoruz da. 

SERDAR MOBİLYA 1992’DE KURULDU

Amcamın orada askere gidene kadar çalıştık orada kalfa olduk. Askerden sonra yine devam ettik işimize. 20 – 25 yıl geçtikten sonra emekliliğime de çok az kalmıştı, kendi işyerimizi kurdum burayı Serdar Mobilya olarak. 1992 yılında işyerimizi kurduk ve halen çalışıyoruz. Oğlumun üzerine yaptım bu işyerini.

ÜÇ ÇOLCUK BİR TORUN SAHİBİ

Ben hanımımla askere gitmeden önce tanıştık ve evlendik. Sonra askere gittim geldim. O dönemlerde hanımımla tanıştığımız dönemde, herhangi bir telefon yok, iletişim yok. Sadece hanıma düğünde rastladım, gördüm, beğendim, o da beni kabul etti ve evlendik. İki kızım bir oğlum var. En büyük kızım 1976 doğumlu Aynur. Ondan sonra Neslihan isminde bir kızım var, Serdar var oğlum. İşyerimin adını da Serdar Mobilya koydum. Böyle devam ediyoruz. Çocuklarım evlendi bir tane torunum var Atahan, çok seviyoruz onu. Eşimin adı Semiha. Bana çok destek oldu iş hayatında, en büyük desteği o verdi her şeye beraber çaba gösterdik bugünlere geldik.

MÜŞTERİ MEMNUNİYETİNİ SAĞLADI

Biz yaptığımız için en güzelini, en temizini, en sağlıklısını yapmayı gözetiyoruz. İşin parasal konusunu zaten bir kenara bırakıyoruz. Bir işi yaptığımız zaman kendimizi o işe adapte ediyoruz. En iyisini yapmaya gayret gösteriyoruz. Ama biz sanatkar olduğumuz için pazarlama konusunda kendimizi yukarı çıkartamıyoruz. Biz daha doğrusu kendi kendimizi keşfedemiyoruz. Yaptığımız işlerde müşteri memnuniyeti olacak. Müşterilerimle akraba gibiyimdir. Bende şu an kayıtlı 970 tane müşteri var. Hepsi kayıtlı. Bazıları vefat etti, onların çocukları, torunları ile de iş yaparız. Seyfettin amcalarının tanırlar. Bana gelirler, elimizden geldiği kadar biz de onlara yardımcı oluruz. 

HOBİLERİ

Ben gezmeyi çok severim. Mesela Pazar günleri arabamla gezerim. Arabamı çok severim, titiz bakarım arabama. Hanımla seyahat ederiz biz. Günübirlik gider gezeriz, dolaşırız hobilerimin içinde bunlar vardır.

ASLA HAK YEMEZ

Benim en çok mutlu olduğum an, karşımdakini mutlu ettiğim anlardır. Müşterim bir takım paralar veriyor işini yaptırmak için. O işi layıkıyla yapıp, müşterimin beğenisini kazandığım zaman çok mutlu oluyorum. Bütün emeğimin karşılını almış oluyorum. Nasıl bir sanatçı sahneye çıkar da alkış aldığı zaman mutlu olursa ben de öyle oluyorum. Benim bir özelliğim daha var ben herkesin yüzüne söylerim. Ama iyi olsun ama kötü olsun içimde bırakmam hak neyse onu söylerim kesinlikle şaşmam o konuda.

KORKULARI

Allah’tan başka hiçbir şeyden korkum yok, ölümden de korkmuyorum. Rabbül alemin o nefesi ne zamana kadar bize nasip ettiyse o çıkıp gidecek, ona boyun eğeceksin. O gerçek. Ama arkamdan da bu iyi insandı, güzel sanatkar insandı denilmesini de isterim tabi ki.

BEKLENTİLERİ

Benim çocuklarım, torunlarım iyi insanlar olsunlar hayattan bütün beklentim bu. Acı çekmesinler, memleketimiz iyi olsun, çocuklarımız iyi olsun, sadece bizim iyi olmamız bir şey ifade etmiyor. Toplum iyi olacak. Toplum, kalkınacak, iyi geçimleri olacak. Ferah olacak insanlar, sıkıntılı olmayacaklar, benim hayattan beklentim budur. Şu anki duyduğum haberlerde ve yaşadığımız ortamda benim hiç onaylamayacağım şeyler oluyor. İnsan ailesini darp ediyor, öldürüyor, çocuğuna kıyıyor. Bunların sebebi nedir? Bu neden araştırılmıyor. Bu çok acı bir şey. İnsanın en sevdiği kişi eşidir, çocuklarıdır, bundan daha güzel bir şey var mı? Ben akşam olsun da torunumun yanına, eşimin yanına gideyim diye çaba gösteriyorum. Ama bu insanlar niye böyle toplum niye bozuldu bunun sebebini de şöyle tahmin ediyorum; toplumda çok fazla maddi sıkıntı var. Bu tabi aileleri zedeliyor. İnsan üzülüyor, neden bir çocuk gözyaşı döksün. Ben çocukları çok severim.