Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Serdar SIR

1281 görüntüleme

Serdar SIR (İş Adamı)

 

Doğum: 1991 Bolu/Seben

Okul: Seben İlkokulu (4.sınıfa kadar), Gazipaşa İlköğretim Okulu, Kuleli Askeri Lisesi 2009 yılı mezunu, Kara Harp Okulundan ayrılmak zorunda kaldı, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği öğrencisi…

Meslek: Ticaret erbabı

 

Kuleli Askeri Lisesinden mezun olduktan sonra Kara Harp Okuluna girdi…

Başarılı bir öğrenciydi ancak FETÖ yapılanmasının zulmüne uğrayan öğrencilerden biri oldu…

Bu çirkin yapıya karşı gelince, baskılar arttı ve Harp Okulundan ayrılmak zorunda kaldı…

Küçüklüğünden beri astronot olma hayaliyle büyüdü, hatta sırf bu yüzden harp okulunu seçti…

Memur bir baba, ev hanımı bir annenin üç çocuğundan biri olarak Harp okulundan ayrıldıktan sonra ticarete atıldı, başarılı işlere de imza attı…

Kafe işletmeciliğiyle başladığı ticari hayatını çikolata üreterek devam ettirmek istedi, hedefinin üzerinde işler yapmaya başladı…

Okuduğu kitaplar sayesinde iyi noktalara geldiğine inanıyor, insanlarla sohbet etmektense büyük keyif alıyor…

Girişken, araştırmacı, Harp okulunda çektiği zorluklardan ders alarak hayatta hep başarılı olmayı isteyen, Bolu’nun genç işadamlarından Serdar Sır’ın hayat hikayesi…

 

1991 yılında Bolu’nun Seben İlçesinde doğdu Serdar Sır. Çocukluk hayatında dedesinin esnaf olmasından dolayı küçük yaşlarından itibaren dükkandaydı hep. Daha sonra ilkokul hayatı oldu. İlkokul 4’e kadar Seben’de okudu. Geri kalan eğitim hayatına Bolu’da devam etti.  Dolu dolu geçen hayat hikayesini şöyle özetledi Serdar Sır…

OKUL HAYATI

İlkokulu Seben İlköğretim Okulunda okudum 4’üncü sınıfa kadar. Devamında Gazipaşa İlköğretim Okuluna geldim, oradan başarılı bir şekilde mezun olduktan sonra Kuleli Askeri Lisesine gittim. Kuleli Askeri Lisesinden 2009 yılında mezun oldum daha sonra Kara Harp Okuluna geçtim. Kara Harp Okulundan 2011 yılında ayrıldım, sivil hayata adapte olduk. Daha sonra Abant İzzet Baysal Üniversitesinde hala elektrik elektronik mühendisliği öğrencisiyim.

ASKERİ LİSE

Kuleli Askeri Lisesi çok güzeldi. İstanbul’u ve Kuleliyi yaşadık. Ancak, değişen siyasi stratejiler ve politikalar nedeniyle Kara Harp Okulu çok zordu. Kara Harp Okulunda bildiğiniz gibi zaten, bir yapı vardı. Biz bu yapının orada olduğunu asla kimseye anlatamadık. Bu yapının zulmüne uğrayan ilk öğrencilerdenim. Ayrılmak zorunda kalma sebeplerim de bu. Dereceli bir şekilde mezun olacaktım. Ama bu imkanı bana vermediler. Bu yüzden ayrılmak zorunda kaldım. Askerlik hayatım boyunca başarılı bir asker olduğumu düşünüyorum bu dönemde. Spor bakımından da iyi bir sporcuydum. Dersi ve sporu birleştirdiğim için, malum yapının tam hedefi haline geldim.

ASTRONOT OLMAK İSTİYORDU

Çocukken model uçak üzerine bir hobim vardı. Dedemin de imkanlarından dolayı her zaman bir model uçağımız oldu. Onun dışında uzaktan kumandalı arabalara karşı ilgim vardı küçükken. Dedem beyaz eşya bayii ve dayanıklı ev aletleri satardı. O imkanlardan dolayı farklı oyuncaklarımız oluyordu. Farklı hobiler olurdu. Onun dışında hayvanlarla uğraşırdık, köpeklerimiz, küçükbaş hayvanlarımız, ördeklerimiz vardı. Onlarla uğraşırdık. Eğitimime zaman ayırır ve kitap okurdum. Ben küçüklüğümden beri astronot olmak istiyordum. Bunun için de hava kuvvetlerine gitmem gerekiyordu Türkiye şartlarında. İlk olarak Galatasaray Lisesini falan da kazandım öncesinde. Ama Kuleliyi tercih ettim astronotluk hedefimden dolayı. Sağlık problemlerinden dolayı Hava Harp Okuluna gidemedim. Gidemeyince Kara Harp Okuluna gittik, dedim ki helikopter pilotu olurum belki. Onu da olamadık. Bu şekilde bir bitiş oldu.

TİCARETE ATILDI

Ben memur çocuğuyum annem ev hanımıydı. 3 kardeşiz, kardeşlerim arasında en büyük benim. Kardeşlerim arasında yaş farkım büyük. Biri ile 9 yaş, biri ile 12 yaş. Bu farktan dolayı annem ilerleyen zamanlarda çalışmak zorunda kaldı. Dedem ne kadar esnaf da olsa, babam memurdu. Bu açığı gördüm, bir şeyler yapmam gerektiğini fark ettim. Harp okulundan ayrıldıktan sonra ödemem gereken tazminatın verdiği acı ve çalışma içgüdüsü ile ticarete atıldım. Ailemden çok fazla öğüt aldım. Dışarının zor olduğuna dair. Babamla uzun süre konuşmadık bu sebepten dolayı. Onlara iyi bir hayat sunabilmek için çalışıyorum şu an, anneme, babama, kardeşlerime. 

BAŞARILI İŞLERE İMZA ATIYOR

Aktif ticari hayatım 2011 yılında başladı. Harp Okulundan ayrıldıktan sonra doğrudan satışlar başladı. Süpürgedir, farklı ürünlerdir, bunların satışını gerçekleştirdik o zaman komisyon üzerineydi. Farklı şirketler için çalışıyordum. Daha sonrasında çamaşırhane, yıkama işi oldu. Satılık bir çamaşırhane vardı, orayı satın aldık bir arkadaşımızla orayı işlettik. Daha sonra oradan kazandığımız sermaye ile Sosyete Kahvesini açtık. Daha sonra, ortaklarımızın biri ile ayrıldık. İki ortaklı olarak Sosyete Kahvesinin işletmesini ve idaresini yapıyoruz. Onun dışında benim şahsi olarak başka bir şirketim RAYESS A.Ş. var Rayess çikolatası var. Onun dışında Seben İyi Tarım Ürünleri var. Bu şekilde ticari hayatımız devam ediyor, aktif olarak hizmet sektörü ve gıdadayız. Sermayesizlik vardı, her zaman arkamızı dayanacak bir dağ aradık ama bulamadık. Sosyete Kahvesinde nakit para akışı sağlandığı için bizim borçlarımızı ödememizi sağlayan bir sektör oldu. Daha sonrasında markalaşma yönünde üzerinde biraz çalışmalar yaptık. Bu konuda başarılı olamadık. Markalaştıramadık, ortağımızdan ayrıldığımız için. Bu markaya zarar verdi. Biz de alternatif yollar aradık Sosyete Kahvecisi üzerinde yoğunlaşmaya başladık. Doğrudan bir kafe kurmak ve konsept sağlamak yerine onlara hammadde satan bir firma olmak istiyoruz şu an. O yönde bir hedefimiz var. Sosyete Kahvesi değerli bir marka. Çok fazla teklifler geliyor bize. Ancak, kopamıyoruz. O yüzden bu şekilde mevcut düzeni koruyoruz.

ÇİKOLATA İŞİ…

Çikolatayı, tüm firmalara ulaşmak ve daha samimi olmak için seçtik. Belirli başlı ürünler, farklı ürünler de satabilirdik. Ama çikolata ile giremediğimiz bir firma yok. Bugün Mercedes’e bile gitsek çikolata satabiliyoruz. Çikolata bir firmanın kendi prestijini sağladığı bir ürün. Arabacı da alıyor, kamyoncu da alıyor, çimentocu da alıyor. Genel bir ürün olduğu için seçtik bunu. Firmalara ulaşmak için. Onun dışında da diğerlerinden farklı özel bir ürün yapmak istedik. Türkiye’de tatlar hepsi birbirine yakındır. Farklı bir lezzetle girdik piyasaya, daha üst segment daha kaliteli bir ürün yaptık. İçine hiçbir katkı maddesi koymadan yaptık. Bu da fiyat farkı olarak diğerlerinden üstte tuttu bizi. Ama ona rağmen, kalitemize göre büyük firmalarla çalışıyoruz şu an ve birinci yılda hedeflerimizin çok üzerindeyiz. Bir yıllık hedefimiz bu değildi, biz onun üzerine çıktık. Önümüzdeki sene de bunu arttıracağız. Küçük çaplı ihracatlar var şu an. Rusya’ya var, şimdi İsveç’e başladık. Sayıyı arttırmak için de çalışmalarımız devam ediyor. Arap pazarına yoğunlaştık bu aralar. Onun dışında çikolatamız büyük firmalar için güzel bir hediyelik. Özel bir hediye. Onlara özel bir ürün yapıyoruz. Piyasada bazı markalar var, o marka markalaşmış piyasada, şirket sahibi veya satın almalar telefonu kaldırdığında o firma ile görüşüyor. Bu adamlar logolarını bu firmaya yaptıramıyor. Ne kadar ürün alırsa alsın. Biz diyoruz ki adam bir kutu da alsa, biz bunu yapıyoruz, biz özel bir ürün yapıyoruz. 

HOBİLERİ

Lise hayatım boyunca spor yaptığım için spordan uzağım şu an. Tekrar başlamak istiyorum. Onun dışında hobilerim; kitap okumayı severim, günde en az 100 sayfa kitap okurum. Ticarette sadece para kazanma, birilerine bir şey satarak değil, kitap okuyarak da yapılabilir. Bunu gördüm ben. Çoğu geldiğim noktaya kitaplar sayesinde geldim. Hayat sürekli değişiyor. İnsanlar değişiyor ve ticaret de değişiyor. Plak koleksiyonu yapmayı severim. Koleksiyonum da vardır. Para koleksiyonunu severim, genelde koleksiyon severim. Evcil hayvanları severim, kuşlar balıklar, bir sene iki sene balık, bir sene iki sene kuşlar, kediler köpekler hepsini severim. Aktivite olarak da insanlarla muhabbet ederim.

BEKLENTİLERİ

Beklentim devletime dair. Türkiye Cumhuriyeti Devleti şöyle bir devlet olmalı; bugün biz iki arkadaş buradan kalkıp Antarktika’ya gitmeliyiz. Geziyoruz, o sırada dağın birinde kaybolduk telefonumuzun şarjı var, telefonumuz yerli bir telefon, kaldırıyoruz, yerli GSM şirketinin sağladığı özelliklerle 112’yi arıyoruz, biz şu dağda kaldık bizi kurtarın diyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti en yakın unsurları ile bize ulaşıp, kurtarıp bizi kendi memleketimize geri bırakmasını istediğim bir devlet istiyorum. Güçlü devletin bu olduğunu düşünüyorum. Böyle bir beklentim var. Hayata dair beklentime gelince, devletimi yüceltmek istiyorum. Bugüne kadar, eğitim hayatıma başladığım günden itibaren, kendimi ve çevremi değil, hep devletimin üstün gelmesini düşündüm. Bireylerin devleti oluşturduğunu düşünüyorum. Ben kendimi ne kadar geliştirirsem, devletim de o kadar gelişir diye düşünüyorum.  Bu tarz bir beklentim var kendi hayatıma dair. Günümüzde ekonomik krizler yaşıyoruz. Güçlü bir insan olmak istiyorum ki bu ekonomik krizde, birisi doları manipüle mi ediyor? Çıkartıp parayı ortaya koyup bu manipülasyonu bozmak istiyorum. Bu derece güçlü olmak istiyorum.

KORKULARI

Hedeflerime ulaşamamaktan çok korkarım başka bir korkum yok.

KULELİYİ UNUTAMIYOR

Kuleli Askeri Lisesinde çok güzel arkadaşlıklarımız vardı. Dünyaya bir daha gelsem, bana gider misin? Dediklerinde, direkt söyleyeceğim yer Kuleli Askeri Lisesi. Her seferinde gitmek isterim, orada bir gün iki gün kalmak için de şu an neler vermem, anlatamam.

Kuleli Askeri Lisesindeki arkadaş grubumuz çok güzeldi. Aktif bir öğrenciydim, güler yüzlüydüm. Genelde neşeli bir insandım. Neşeli insanlar, hemen ortamdan sıyrılır. Biz oralarda erken başladık haylazlığa. Sigaraya da o zaman başladık. Bizim arkadaşlıklarımız, şımarıklık, hareketlilik üzerine oldu.

HAYATI YOĞUN YAŞIYOR

Dışarıdan genelde yoğun bir insan olarak görülürüm. Aslında içerden de yoğun. Sabahtan akşama kadar genelde işimiz var. Sabah çikolata fabrikamıza gidiyoruz. Öğleden sonra, akşamüzeri kafede işimiz olduğu için kafeye gidiyoruz. Diğer şirketleri denetliyoruz, bunlarla uğraşıyoruz. Arkadaşlarımıza pek zaman ayıramıyoruz. Belli başlı arkadaşlarımla belli zamanlarda görüşebiliyoruz. Evlensek bile, evde eşimizi görmeye, sadece akşam uyumaya gittiğimiz için görürüz, onun dışında da göremeyiz. Şu anki pozisyonda. Sabah 08.30’da uyanıp, gece 02.00’de eve giden bir insan modelindeyiz şu an. Evlenmeyi düşünüyorum, ama eşime zulüm etmekten korktuğum için evlenmiyorum.

 

DOĞAYI SEVİYOR

Doğayı çok severim, kamp yapmayı çok severim. Zaman buldukça sık sık kamp yapmaya giderim. Hafta sonlarını değerlendiririm. Bolu’nun hiç gidilmemiş, insandan ırak noktalarına giderim. Doğayı keşfetmeyi severim. Onun dışında, üniversite öğrencilerinden yaşça büyük olmama rağmen onların enerjisini alabiliyorum. Çok fazla üniversiteden genç arkadaşlarımız var. Onlarla muhabbet etmeyi de çok seviyorum, çok farklı fikirler çıkıyor. Türkiye’nin her köşesinden gelmiş insanlar var burada. Onların hepsiyle farklı farklı düşüncelerde, farklı farklı gençlerle görüşüyoruz. Küçük çocuklarla muhabbet etmeyi severim. İnsanlar hayalleri ile yaşar. Ben hayallerimin peşinden koşuyorum, küçük çocukların da hayallerinin ölmemesini istiyorum. Çok farklı insanlar geliyor, küçücük çocuk 4 – 5 yaşında, ilerde teknoloji gelişirse, Jüpiter’in etrafındaki taşlarda oturup ayaklarımı sallayabilir miyim? Diyen çocuklarla muhabbet ediyorum. Bu da bana çok zevk veriyor.

UZAYA GİTMEYİ İSTİYOR

Girişkenim, araştırmacı kimliğim de var. Genelde duyduğum her şeyi araştırırım. Hemen bakarım, kaynağı not eder üzerine düşerim. Her konuda araştırırım. Her ortama girdiğimde, o konu hakkında kesinlikle bir bilgim vardır. Önce insanları tartar, sonra konuşurum. Bildiğim bilgi eksik olabilir. İnternette de bilgi çok karışık. Genel olarak bilgi kaynağımız internet. 100 sayfa kitap okuyarak, o kadar bilgiye ulaşamayız. Belgesel kanallarını çok severim, belgesel izlerim. Genelde fizik belgesellerini severim. Uzay belgeselleri farklıdır. O da içimde astronot olamamanın bıraktığı ukdedir. Ama inşallah bir gün teknoloji gelişirse, uzaya gideceğim.

Harp okulundaki iki yılda çektiğim zorluk, hayatta hep başarılı olmamı sağlayacak öğütler verdi bana. Çok zulüm gördüm. Bu bende çok iyi etki yaptı. Dışardaki insanlar için hayat çok zordu. Ama harp okulundan çıkmış bir insan için hayat çok kolaydı ben bu kolaylığı sağlayarak bu duruma geldim. Aslında insanlar bazı noktaları göremiyorlar. Çok basit, hayatını kolaylaştırabileceği yerde insanlar zoru seçerek kolaylaştıramıyorlar. Eğitim konusunda, iş kurma konusunda, ticaret konusunda. Çok zorlanıyorlar ama hayat çok kolay. Benim gibi, hiçbir varlığı olmadan tırnakları ile buraya gelmiş bir insan olarak söylüyorum bunu. Babamın parasıyla yada başka bir yerden aldığım sermaye ile konuşmuyorum. Kendi paramla geldim buraya. Kendi imkanlarımla geldim. Bu zorluklar sayesinde geldim. Hayat aslında çok kolay. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, belirli noktalara gelmek için aslında çok hazır bir devlet. Teşvikler var, devlet alım garantisi olan birçok teknoloji ve yatırım var. Siz bir şey üretiyorsunuz, devletten destek alıyorsunuz üstüne devlet diyor ki, ben bunu alıyorum, beş yıl, on yıl, üç yıl. Bu garantileri veren bir devletimiz var şu an çok şükür. Ama ona rağmen insanlar çok çekingen. Uzak kalıyorlar. Bazı ışıkları göremiyoruz. Eğitim seviyemiz düşük olduğu için. Bu seviyesi illa üniversite mezunu olmak değil, çünkü üniversiteden mezun olup, cahil olan insan sayısı benim gözümde Türkiye’de çok fazla. Adam hayatı boyunca bir tane kitap okumamış, öğretmenlikten mezun oluyor. Eğitim fakültesinden mezun olabiliyor. Bu adamın eğitimci olabilme şansı yok. Zaten bu yüzden de olamıyorlar, olamayan bir kesim var. Bu da işsizliğin, mesleki işsizliğin artmasına sebep oluyor. Adam kendi dalında uzmanlaşamadığı için iş bulamıyor, iş bulamadığında da bunun suçunu devlete atıyor. Durumumuz bu şekilde.