Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Sedef GÖREN AYTEN

969 görüntüleme

Sedef GÖREN AYTEN (Hayat Eczanesi)

Doğum: 08.09.1975/Bolu

Okul: Sakarya İlköğretim Okulu, Bolu İzzet Baysal Anadolu Lisesi, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

Meslek: Eczacı

ÇOCUKLUĞUMU TAM ANLAMIYLA DOYASIYA YAŞADIM...

Çocukluk hayatım ailemin yanında, Bolu'da geçti. Hayatın temelleri ailede atılır ve ilk eğitim ailede alınır. Nasıl bir çocukluk geçirdiysen, -ki ben çok mutlu bir çocukluk geçirdim- büyüdüğün zaman karakterine ve davranışlarına bu yansır. Çocukken ne kadar mutlu bir temel atıldıysa büyüdüğünde o kadar mutlu olursun ve insanları da o kadar mutlu edersin, o kadar faydan dokunur.Bizim zamanımızda bu kadar şehirleşme yoktu. Beşkavaklar Mahallesinde Bolnak Sitesinde, komşuluğun muhteşem olduğu bir sitede geçti çocukluğum. O zamanlar internet, telefon gibi şeyler yaygın olmadığı için çocukluğumuzu aslında tam anlamıyla doyasıya, olması gerektiği gibi yaşadık.

AİLE HAYATI

Annem Nimet Gören, babam Necdet Gören. Ailenin iki kızından küçük olanıyım. Ablam Dilek Gören Arvas, İstanbul'da yaşıyor. İki tane yeğenim var. Naz ve Alp. Evliyim Kocam Yücel Ayten. İstanbul'da avukatlık yapıyor. Ben de aileyi temsilen Bolu'da yaşamaya devam ediyorum. Gücüm yetene kadar bir İstanbul bir Bolu.Yollardayım sürekli. İş ve evlilik hayatımı birlikte yürütmeye gayret ediyorum. Aileden yana çok şanslıyım. Sosyal Demokrat bir ailede yetişmek hayat çizgimi belirledi; insanları sevmemi ve insanlarla paylaşmayı öğretti. Böyle anne, baba, kardeş ve eş her kula nasip olmaz. Dilerim uzun yıllar sağlıkla birlikte yaşarız.

HAYAT ECZANESİ 21 YILDIR AYNI YERDE...

Dedem annemin eczacı olmasını çok istemiş. Üniversiteye gireceğim zamanlar babam derdi ki “bir kadına öğretmenlik veya eczacılık çok yakışır.” Ben baba mesleği inşaat mühendisliğini ya da mimarlık istiyordum. O dönem aslında Yıldız Teknik mimarlık olacakken Anadolu lisesi olduğum için katsayılarımızı düşürmüşlerdi ve İstanbul Üniversitesi eczacılık oldu. Meslek hayatıma başlangıç hikayem bu şekilde oldu. Benim insanlarla ilişkim iyi olduğu için eczacılıkta çok zorlanmadım. Çünkü eczacı sağlık danışmanıdır. İnsanlarla birebir ilişki içindesin. İnsanları dinliyorsun, yönlendiriyorsun. Sana hastalık hikayeleriyle birlikte hayat hikayelerini de anlatıyorlar.

Yıllardan beri aynı yerde olduğum için ilişkiler daha da derinleşiyor. 98'de mezun olduktan sonra 1mayıs 1999'da rahmetli Kenan Başboyacı'dan  Hayat eczanesini devraldım ve 21 yıldır aynı yerdeyiz.

SİYASİ, STK HAYATI

Babam Necdet Gören olunca doğal olarak doğduğumdan beri siyasetin içindeyim. CHP üyeliğim yaşım tuttuğu yıl itibariyle var. Son dönem haricinde iki dönem CHP İl Yönetimi üyeliğim vardı, en son Kurultay Delegesiydim. Evlendikten sonra yeteri kadar zaman ayıramayacağım için ayrıldım ama desteğim dışarıdan her zaman devam ediyor ve edecek. STK lara da elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Benim için öncelik Atatürk, Kadın ve Eğitim.


ATATÜRK CUMHURİYETİNDE YAŞAMAKTAN ÇOK MUTLUYUM...

Kitap okumayı çok severim. Lise yıllarımda voleybol oynadım. Üniversitede yoğunluktan devam edemedim. Eczacılık fakültesi yoğun ve yorucu bir süreç. Her mesleğin kendini yenilemekten geçtiği kanısındayım. O yüzden mesleğimle ilgili kendimi geliştirecek aktivitelere katılırım. Vakit bulduğumda sinemaya, tiyatroya ya da konsere gitmeye çalışıyorum. Siyaseti takip ederim ve takip edilmesi gerektiğini de düşünürüm. İnsanların bilgi sahibi ve bilinçli olması gerektiğine inanıyorum. Siyasetle ilgilendim çünkü siyaset halka hizmet aracıdır. Ben babamdan bu şekilde öğrendim, Siyaseti kendine yontmazsan, halka nasıl faydalı olabilirim diye düşünerek, insanları ayrıştırmadan icraatlarını yaparsan işte o zaman başarılı olursun ve saygınlığın hiç bir zaman bitmez. Siyaset hayatımın daimi bir parçası.


Onun dışında Topuk Sesleri diye bir dergi çıkardık. Ben Atatürk Cumhuriyetinde, Atatürk'ün bana yani Türk kadınına verdiği haklarla yaşamaktan çok mutluyum ve Atatürk'e çok minnettarım. Atatürk sayesinde dünyada ilk seçme seçilme hakkına ve bir çok hakka Türk kadını sahip olmuştur. Türk kadınının bunu sonuna kadar kullanması taraftarıyım. Maalesef ülkemizde kadınlar hep ikinci planda ve bunun mücadelesini her zaman verdim. Topuk Sesleri dergisi de öyle bir birliktelikti, arkadaşlarla bir araya geldik. Onun editörlüğünü yaptım. Topuk Sesi Dergisi 2015 yılında çıktı, 3 sayı çıkardık. “Kadın hayata değer katar” sloganı ile kadınların evde oturmayıp her şeye hakim olması gerektiğini, bilgili olması, her türlü eğitimi alması gerekliliğini anlatabilmek için çalıştık. Çünkü kadın çocuğunu nasıl yetiştirirse o çocuk gelecekte onu ayna gibi yansıtır. Annenin çocuk yetiştirmede özellikle de erkek çocuğunu yetiştirmede çok önemli bir rolü var. Ataerkil bir toplumda yaşıyoruz, zaten kız erkek çocuk ayrımı yapılan bir ülkedeyiz. O yüzden annelerin daha bilinçli olması gerekir. Bu ayrımın önüne geçmesi için kendini geliştirmesi gerekir, bireysel olarak her şeyi yapabilme gücüne sahip olması gerekir. Bu da maddi güce bağlıdır yani kadın da çalışmalıdır. Zaten ülkemizde şu anki ekonomik duruma baktığımızda tek maaşla bir evin geçinemeyeceği aşikardır. Mutlaka kadın da çalışmalı ve kadın çalıştığı zaman evinde söz sahibi olur. O dergide konular bu ağırlıktaydı.


KORKULAR

Sevdiklerime bir şey olmasından korkarım, bunun dışında pek bir korkum yok. Biraz gözü karalığım var bile diyebilirim.


İNSAN HEDEF KOYARAK İLERLEMELİ...

Hayatta hedef koyarak yaşamak gerekir. Eğer hayatta bir amaç için belirli hedefler konmazsa, insan uğraşma yeteneğini yitirir ve tek düze bir hayatı olur. Hayattan keyif almak gerekir, insanın hayatta mutlu olduğu şeyleri yapması gerekir ve en başta insan yaptığı işi sevmelidir. Ben yaptığım işi severim çünkü ben insan severim. İnsan kendine zaman ayırmalı, hobileri varsa onunla uğraşmalı. Mutlaka hedef koyarak ilerlemelidir ve bu insanın kendini geliştirmesi konusunda da geçerlidir.Yetersiz olduğu yönlerini belirleyip onlara ağırlık verirse, açıklarını kapata kapata ilerler. Her insan kendini geliştirmeli, ben oldum dememeli çünkü öğrenmenin sınırı yok, bu şekilde düşünüyorum.

SON OLARAK

Ben İzzet Baysal'ın Bolumuza kazandırdığı İzzet Baysal Anadolu Lisesinden mezunum ve benim eczanem İzzet Baysal Caddesinde, rahatsızlandığımda İzzet Baysal'ın vesile olduğu hastaneye gidiyorum. O bizim çok büyük bir hayırseverimiz ve Bolulular olarak her zaman ona sahip çıkmalıyız. O'nun vakfına, O'nun eserlerine sahip çıkmalıyız. Sonuçta O, kendi öz sermayesini Bolu halkına adamış bir adam. Bolu halkı her zaman bunun bilincinde olarak hareket etmelidir.