Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Sedat ATLAN

241 görüntüleme

Sedat ATLAN (Makine Teknikeri-Tabaklar Mahallesi Muhtarı)

 

Doğum: 1974

Okul: Bolu Sakarya İlkokulu, 50. Yıl Ortaokulu, Bolu Atatürk Lisesi, Konya Selçuk Üniversitesi mezunu…

Meslek: Makine Teknikeri-Mahalle Muhtarı

 

ÇOCUKLUĞUNUN GEÇTİĞİ MAHALLENİN MUHTARI

 

Çocukluktan beri Bolu’da ve Tabaklar Mahallesinde yaşıyor…

Güzel bir çocukluk hayatı geçirdi…

1998 yılında Sümer Mahallesine açtığı bakkal dükkanını Sağlık Mahallesinde devam ettirdi. Bakkal büyüdü, market oldu…

Bir dönem aza olarak görev yaptığı Tabaklar Mahallesine 2014 yılında Muhtar olarak seçildi…

Muhtar olarak mahallede yaşayanlara bir şeyler yapmak onu çok mutlu ediyor…

Hayvanları çok seviyor, fırsat buldukça balık tutmaya gidiyor…

Bir tek sıkıntı içinde olan insana yetişememekten korkuyor…

Tabaklar Mahallesinin başarılı muhtarı Sedat Atlan’ın hayat hikayesi…

 

Tabaklar Mahallesi Muhtarı Sedat Atlan, 1974 yılında doğdu. İlkokulu Sakarya İlkokulunda, ortaokulu 50. Yılda, liseyi ise Bolu Atatürk Lisesinde okudu ardından Konya Selçuk Üniversitesinde iki yıl eğitim gördükten sonra makine teknikeri oldu. 2014 yılından bu yana çocukluğunun geçtiği mahallesi için çalışan Sedat Atlan, ihtiyaç sahiplerine ulaşabilmenin mutluluğunu yaşıyor. Sedat Atlan hayat hikayesini şöyle özetliyor;

ÇOCUKLUĞU TABAKLAR MAHALLESİNDE GEÇTİ

Çocukluğum Tabaklar Mahallesi’nde geçti. Gençliğim, her şeyim burada geçti. 3 kardeşiz, babam Türkiye Halk Bankasında memurdu. Annem ev hanımıydı. Ortanca abimin bir dükkanı var. Büyük abim, özel bir firmada çalışıyor. Eşimin bir dükkanı var. Beraber çalışıyoruz. Bolu’da çocukluğum çok güzel geçti. Başta bir ısınma sıkıntısı yaşandı, ama iyi niyetimizi görünce bizi kabullendiler. 38 senedir bu mahalledeyiz. Hep burada oturduk. İki sene deprem olduğunda Sağlık Mahallesinde oturduk diğer zamanlarda hep buradaydık. Orada iş yerimiz vardı gidip geliyorduk. Çocukluğumuz çok güzeldi. Kışın bayırlarda kayardık, çok güzel kar yağardı. Ben Bolu için cennet diyorum. Türkiye’nin neresine gidersen git, Bolu gibi hakikaten bir il yok. Çok yeri gezdim, doğudan batıya kadar, kimisi çok sıcak, kimisi çok soğuk, Bolu tam cennet. Her türlü mevsimi yaşıyorsun. Çocukluğumuz dolu dolu geçti. Mahallede bizim yaş grubu çoktu. Her türlü aktivite oluyordu, rahat bir şekilde maç oynayabiliyorduk, geniş alanlar vardı. Önceden iki katlı evler vardı. Çocukluk çok rahattı, fazla araba yoktu. İnsanların birbirine güveni çoktu. Şimdi yakın komşusunu dahi tanımıyor. Üzüldüğümüz noktalardan biri de bu. 

MUHTARLIK ONU MUTLU EDİYOR

Üniversiteden sonra askere gittim. Askerde iken evlilik oldu. Bitimine 4.5 ay kala evlendim. Abimle birlikte düğünümüz oldu, çift düğün bir arada oldu, öyle nasip oldu. 1998 yılında bir dükkan açtık Sümer’e. Oradan Sağlık Mahallesine geçtik. Bakkaliye üzerine idi. Sonra büyük market oldu, Sağlık Mahallesi’nde 330 metrekare. Bir dönem benden önceki muhtarın azasıydım. 2009 yılı ile 2014 yılları arası azalığını yaptım. Sonrasında arkadaşlarla düşündük, neyimiz eksik dedik, yapabilir miyiz dedik? Yapabiliriz, hep sokaklardan seçtik azaları. Sonrasında muhtarlık nasip oldu. Çok güzel şeyler yaşadık, kötü anlar da oldu ama muhtarlığın bir şeyi var, maddi sıkıntısı olan herkes sana geliyor. Devletin ilk kapısı olduğu için herkes ilk sana geliyor. Çocukların o gözündeki mutluluk bizim Beysu Annemiz var, mahallemizde çoluğu çocuğu o giydirdi, yardımseverler derneğinin başkanı kendisi sağ olsun çok iyi bir insan. Sürekli de ziyaretine giderim. Mahallede ne kadar maddi durumu olmayan ne kadar çocuk varsa hepsini giydirdi, hala da hepsini giydiriyor. Hatta bir hafta önce okul ihtiyacını alamayan ilköğretim giden bir kız çocuğu vardı. Annesi bana geldi ben de Beysu Anneye telefon ettim, sağ olsun gelsin dedi, hemen tedarik etmişler sağ olsunlar. Rahmetli Avukat Şirzat Kubilay vardı, bizim mahallemizde bulunan 6 tane üniversite öğrencisine 9 ay boyunca burs verdi sürekli. Mahallede maddi durumu iyi olanlar var, Yardemir ailesi, Çamurcu ailesi, bizimkiler, Keskin ailesi sağ olsun bunlar maddi durumu olmayanlara yardım ediyorlar. Şu ana kadar 450 kişiye yardım paketi dağıtıldı. Giysi yardımı ayrı, ikinci el eşyalar geliyor onları dağıtıyoruz. Adaklık getirenler oluyor onları dağıtıyoruz. Yardım konuları daha hoşuma gidiyor. Diğer sıkıntılar var ama en iyisi çocukların yüzlerinde gülümseme görmek en büyük mükafat oluyor. Muhtarlığın en sevdiğim yönü o. Çocukların o anki gözlerindeki parıltı onun verdiği hazzı hiçbir şey vermiyor.

ELİNDEN GELENİ YAPIYOR

Kızılay’da bir sene kadar bir görev aldım 10 sene önce. Başka da olmadı. Şimdi AFAD grubu kuruyoruz. Türkiye’de herhalde ikinci pilot bölge bizmişiz. Buraya AFAD konteyneri konulacak. Onun içinde 37’ye yakın bir gönüllü grubu oluşturduk. Orada inşallah iyi işler olacak. Depremden önce önlemlerimizi almaya çalışıyoruz. Burası deprem kuşağında ne olacağı belli değil. Sağ olsun devletimiz bize bir sayfa verdi, oraya bütün dertlerimizi yazıyoruz. İçişleri Bakanına ben depremle ilgili yazı yazmıştım. Bununla ilgili eğitim alalım diye. Ne yapacağımızı bilelim. Çünkü muhtarız, o anda çaresiz kalmaktansa, tedbiri alıp öğrenelim bu işi. Bir iki haftaya bütün oluşum tamamlanmış olacak. Valimize de sunulmuş. Ramazan’da ramazan yemeklerimiz oluyor. İlk önce ben bütün erzağı alıyorum. Çevredekiler katkıda bulunuyor. Arta kalan parayı da fakirlerimize erzak alıp veriyoruz. Kitap getiriyorlar, kitapları dağıtıyoruz. Okumuş vatandaş, getiriyor, onları dağıtıyoruz. İki sene evvel Mudurnu’ya 4 – 5 çuval dolusu kitap gönderdik. Orada kütüphane kuruluyormuş. Test kitapları, romanları oraya gönderdik. Vatandaşımız da alıyor, başka kitaplar geliyor. Onları dağıtıyoruz. İkinci el eşyalara kadar her şeyi birçok ailenin ihtiyacını, maddi durumu da sıkıntılı olanların ev eşyasına kadar diziyoruz. Çevremizdeki insanlara söylüyoruz onlar da yapıyorlar. Kimisi buzdolabı veriyor, kimisi fırın veriyor, kimi başka bir şey veriyor öyle öyle eksikleri tamamlıyoruz. Elimizden geleni dağıtmaya çalışıyoruz. Vatandaşımızın sıkıntısını bir nebze olsun giderebilirsek en büyük mutluluk bu. Muhtar tarafsızdır, tarafsızlığı var. Bizim için herkes bir. Fark etmiyor, sağı solu, bizim için insan olsun. Mahallemizdeki insanlara en güzel şekilde hizmet verebilirsek, en büyük mutluluklardan birisi de bu. 

HOBİLERİ

Balık tutmayı severim. Ben bütün hayvanları severim. Çocukluğumuzda kedimiz vardı, köpeklerimiz vardı. Hayvan beslemeyi çok severim ama apartman olunca sıkıntı. Bir ara yeğenim kanser olduğunda 14 tane koyun aldım, onlara doğal ortamda baktım. Her ay bir tane kesip ona yedirdik. Et ona yarıyordu, rahatsızlığına sıkıntı vermiyordu, daha iyi oluyordu. Tavuk da almıştım, köyde bir yer kiraladık. Çocuklukta futbol oynardım, Boluspor’u ve Beşiktaş’ı tutuyoruz. Fanatikliğim yok ama.

 

DÖNÜM NOKTASI

Muhtarlık benim için dönüm noktası oldu. Biz önceden de zekatımızı veriyorduk. Bu kadar çok ihtiyaç sahibi olduğunu bilmiyorduk, bu kadar çok insanların hayatını görebiliyorsun daha çok insanla meşgul olduğun için insanların her türlü halini görüyorsun. Küçük çocukların mutlulukları bize yetiyor. Onlar bize azim veriyor.

 

KORKULARI

Bir tek korkum, sıkıntı içinde olan insana yetişememek. Ona gücüm yetmezse en büyük sıkıntı o. Allah’tan başka kimseden korkmayız çok şükür. Ben hayata muhtar olarak bakıyorum. Zenginler sağ olsun yardım ediyorlar da, daha çok paylaşırlarsa, o zaman hayat daha güzel olacak. Ne kadar çok kişiye yardım edebilirsek o kadar sıkıntı kalmaz.  En büyük mutluluk da bu bana göre. Hep birlikte kardeşçe yaşadıktan sonra bir sıkıntı olmaz.