Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

İsa Özcan

2978 görüntüleme

İsa Özcan (Belediye Başkan Yardımcısı)

Doğum: 26 Mayıs 1969/Seben

Okul: Seben Atatürk İlkokulu, Seben Ortaokulu, Bolu Teknik Lise, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Otomotiv Bölümü

Meslek: Memur

Bulunduğu görevler: Bağlı olduğu müdürlükler; Zabıta Müdürlüğü, Kültür Sosyal İşler Müdürlüğü, Muhtarlık İşleri Müdürlüğü, Halkla İlişkiler Müdürlüğü, Veterinerlik

Okul hayatında tam bir sayısal uzmanıydı. Birçok spor dalında takım kaptanıydı. 80’li yıllarda mankenlik yaptı. Bulunduğu konuma emeğiyle, tırnaklarıyla kazıyarak geldi. Bolu halkının Gacım’ı… İşte Belediye Başkan Yardımcısı İsa Özcan’ın hayat hikayesi…

ÇOCUKLUK HAYATI

Çocukluk hayatım Seben’de geçti. Orada doğup büyüdüm. Beş kişilik bir ailenin en küçük çocuğuyum. Küçükken bulduğumuz yaylada top oynardık. Biraz daha büyüyünce tarla bağ bahçe işleriyle uğraştım. Çocukluk yıllarımda 20-30 baş hayvanımız vardı hayvancılık yapardım. Yemlerini atıp, gübreleri temizlerdik. Çok güzel günlerdi…

OKUL HAYATI

Okul hayatıma Seben Atatürk İlkokulu’nda başladım, Seben Ortaokulu’nda devam ettim. Ortaokul dönemimde sayısal uzmanıydım. Cahit Yılmaz diye bir matematik hocamız vardı test sınavı yaptığı zaman benim cevapladıklarımı kendi hazırladığı şablonun üstüne koyar kendi şablonunu test ederdi o kadar iyiydim yani matematik konusunda. Dersin haricinde arkadaşlarımla her gün futbol oynardım hatta pantolonlarımız yırtılırdı. Bir de bilindiği gibi Seben, voleybol memleketi olarak geçerdi. Ortaokul dönemimde de voleybol şampiyonluklarımız vardı.

Ortaokuldan sonra Bolu'da liseye başladım. Sanat okuluna girdikten 1 sene sonra puanım yüksek olduğu için teknik liseye geçtim. Bolu’da ilk teknik lise öğrencilerindenim yani. Hatta ortaokul sınavlarında Çanakkale parasız yatılı öğretmen okulunu kazanmışım ama söylemediler bana. Ben Bolu’da liseye başladıktan 6 ay sonra öğrendim. Biz kırsal kesimde yetiştiğimiz için anne babamız ne derse onu uyguladık şimdiki gençlik gibi değil yani. Anaya babaya yaşlılara hep saygı duyulurdu.

Lisede de matematik konusunda çok iyiydim. Hiç unutmam, Hakan Çuhadar diye bir arkadaşım vardı. Hakan’ın matematiği çok zayıftı. Sınavda arkama oturdu, kopya çekti. Hocamız Ahmet Merken sınav sonuçlarını açıkladı. Hakan’a 10 bana 9 dedi. Sonra ikinci sınavlar olduğunda ben aynı yerimde oturuyorum arkadaşı aldı en arkaya koydu. Bizim arkadaş sınavdan 0 aldı ben 10 aldım. Hatta hoca espriler yaptı bir insan 0’dan 10 alırda 10’dan nasıl 0’a düşer diye.  Liseye başladığım zaman da voleybol takımındaydım, daha sonra basketbolla ilgilendim. Hatta basketbol takımıyla turnuvalara gittik. O dönem Efes Pilsen seçmelerini kazandım. Seben küçük bir yer olduğundan yaşlılar göndermedi beni. Lise hayatımda o kadar popülerdim ki 85-86 yıllarında iki yıl boyunca kız lisesinde mankenlik yaptım. Çocukluk ve okul yıllarım muhteşemdi yani.

Lise bittikten sonra Seben’e döndüm. 1992’de memurluğa başladıktan sonra açık öğretime girdim. 8 yıl boyunca bir İngilizceyi geçemediğim için bıraktım. Fakat sonra 45 yaşında sınavla Bolu Abant İzzet Baysal’da otomotiv bölümüne girdim iki yıllığı tamamladım.

İŞ HAYATI

Lise bittikten sonra eczanede kalfalık yaptım. İlaç olayı riskli korkuyor tabi insan ama bir insana yardım etmek, ilaç vermek güzel duygulardı. Hatta ben iki yıllık kalfayım o zamanlar, bir arkadaşım yeni başlamıştı. Romatizma hapı yerine kutuları benzer olan fitilleri vermiş. Vatandaş sabah erkenden geldi, hapı yutuyorum ama tekrar ağzıma geliyor dedi. Bir baktım fitil vermiş yani bu şekilde espriler de çok bizde. Üç yıl eczanede çalıştıktan sonra askere gittim.

Askerden döndükten yaklaşık bir yıl sonra, 14 Mart 1992 yılında Seben Belediyesi’nde emlak memuru olarak işe başladım. Memurluğa başladığım ilk gün Bolu'da Paşakent kooperatifi vardı, ilk maaşımla kooperatifin taksitine başladım. Tabi biz de boş durmuyorduk inşaat sektöründe bizim bir arkadaş grubumuz vardı beton atardık, çalışırdık yani. Ekmeğimizi helalinden kazandık.

Sonra 2003 yılında Bolu’daki kooperatif inşaatı bitince Bolu Belediyesine tayin istedim. O zamanın belediye başkanı Yüksel Ceylan, çalıştığın iş yaptığın her yerde herkes senden memnun o yüzden seni alıyorum dedi. Allah bin kere razı olsun. Bolu'ya 2003 yılında geldiğim zaman veznelerde tahsildar olarak başladım.

2017 Yılında Abant İzzet Baysal Otomotiv Bölümünü bitirdikten sonra halkla ilişkiler müdürü oldum. Daha sonra 2018 yılında da belediye başkan yardımcısı oldum ve hala devam ediyorum. Bu günlere emeğimle ve tırnaklarımla kazıyarak geldiğimi düşünüyorum. Her gelen vatandaşı dinlerim sorununu çözmeye çalışırım. 

AİLE HAYATI

Annem ev hanımı, babam orman işletmesinde aşçıydı. 3 kardeşiz. Abim ve ablam var en küçükleri benim. Annem ve babam kırsal kesimde yetişen muhafazakâr insanlardı. Eşim Ayşe Özcan ile 1991 yılında evlendik. Eşimle eczaneye ilaç almaya geldiğinde tanıştım. O lise sondu, okula gidip gelirken eczanenin kapısında beklerdim görmek için. O zamanlar telefon yok tabi. Askerden geldikten 6 ay sonra da evlendik. İki tane çocuğumuz var. Oğlum Cengizhan Özcan kızım Betül Özcan. Oğlum şuan Ankara'da bilgisayar mühendisi kızım da felsefe bölümünü okuyor. Aile bağlarımız çok güçlüdür.

HOBİLER, FOBİLER

Seben küçük yer olduğu için mesai bittikten sonra kahve alışkanlıkları vardı. Bolu’ya geldikten sonra iş yoğunluğundan dolayı hepsi bitti. Amatör olarak Seben Spor ’da oynarken sol bacağımın bağları yırtılmıştı o yüzden artık futbol da voleybol da oynayamıyorum. Doğa tutkusu var artık haftada bir defa araziye çıkarım gezerim.

Bir şeyden korkum yok. Ulaşabileceğim en yüksek noktaya geldim, bundan sonra bir üst nokta düşünmüyorum.

DÖNÜM NOKTASI…

Askere komando olarak gitmek istedim. Sonra yazı geldi; Isparta Eğirdir. Askere ilk gittim nizamiye kapısından girer girmez ben nereye geldim böyle dedim. Hüsamettin Yüksel diye bir üst teğmen vardı. Tesadüfen tanıştık, Mudurnuluymuş. Zaman geçtikçe nizamiyedeki Bolulu olanlarla kendi aramızda konuşuyoruz, nereye düştük, ne kadar zor bir yer gibi…. Sonra Hüsamettin Yüksel’de bizi dinlemiş orada konuşurken ben dikkatini çekmişim. Çok sevmişti beni; dobra oluşumu, doğruluğumu. 18 ay boyunca Eğirdir’de çavuş olarak kaldım. Tezkereme 1 ay kala beni yanına çağırdı. Seni MİT’e yerleştireceğim, memleketine gider gitmez beni ara dedi. Bana bir telefon numarası verdi. Geldim Seben’e aileme sordum evin en küçüğü olduğum için babam direk karşı çıktı. Aradım izin vermediklerini söyledim. Hüsamettin Yüksel çok dil döktü, “geleceğini kurtar oğlum” diye. Fakat yaşlılar ne derse onu yaptık. Hiç bir şeyden pişman olmadım.