Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Hakkı ÖZTABAĞ

6089 görüntüleme

Hakkı Öztabağ (Eski futbolcu, antrenör – müteahhit – Boluspor yöneticisi)

 

Doğum: 01 Ocak 1968 Bolu/Gerede

Okul: Bolu Atatürk İlköğretim Okulu, Bolu 50. Yıl Ortaokulu, Bolu Ticaret Meslek Lisesi

Meslek: Müteahhit

Bulunduğu görevler: Boluspor Yönetim Kurulu Üyesi (Profesyonel Futbol Şube Sorumlusu)

 

 

Kırmızı-Beyaz sevdalısı…

Formasını giydi, hocalık yaptı, şimdi yönetici

 

Boluspor’un en şaşalı döneminde formasını terletti. Dört büyüklere ve futbolun efsane isimlerine karşı oynadı. Futbolu bıraktıktan sonra Boluspor’da dahil birçok takımda hocalık yaptı. Şimdi Boluspor’un eski günlerine kavuşması heyecanıyla yönetici olarak görev yapıyor. Artık inşaat sektörüne adım atarak Bolu’nun birçok yerinde bina yapsa da futbolu ve tabi ki Boluspor’u asla bırakamıyor. Futbolcu, antrenör, yönetici ve müteahhit Hakkı Öztabağ’ın hikayesi…    

 

1 Ocak 1968 yılında Bolu’nun Gerede ilçesinde Rahmetli Şükrü ve Muammer Öztabağ çiftinin oğlu olarak Dünya’ya geldi Hakkı Öztabağ. İlk, orta ve lise hayatı Bolu’da geçen Öztabağ’ın 10 yaşında başladı futbol macerası. Başarılarla dolu hayat hikayesini bakın nasıl özetliyor Öztabağ;

 

Babam Yukarı Çarşı’da ayakkabıcılık yapardı. Sonra Ziraat Bankası’na hademe olarak işe girdi. Memur oldu, müdür yardımcısı oldu. Gayretli, azimli, bir insandı. Oradan emekli oldu. Emekli olduktan sonra Lassa Ahmet’in (Ahmet Uslu) yanında muhasebecilik falan yaptı. Sonra erken yaşta rahmetli oldu. Annemde rahmetli. Nur içinde yatsınlar…

BOLUSPOR’DAN, GİRESUNSPOR’A GİDEN YOL…

Futbola Boluspor Alt Yapısında başladı. Bütün kategorilerin hepsinde oynadı. İlk profesyonel futbol hayatı da yine Boluspor’da başladı, 1986-1987 yılında. 1990-1992 yılları arasında Ankara Telekomspor’da, 1992-1993 yılları arasında Manisaspor’da, 1993-1994 yılları arasında Göztepe’de, 1995 yılından itibaren 1999 yılına kadar dört sene İzmirspor’da. Sonra kiralık olarak 6 ay Çorluspor’da, 6 ay Düzcespor’da oynadıktan sonra 2000-2003 yılları arasında Giresunspor’da futbol oynayıp, dizindeki sakatlığının ardından 33 yaşında bıraktı futbolu. Ama hiç kopamadı futboldan. Antrenörlük belgesini aldıktan sonra bu kez antrenör olarak çıktı yeşil sahalara.

 

FUTBOLU BIRAKTI, ANTRENÖRLÜK YOLCULUĞU BAŞLADI

Sonrasını Hakkı Öztabağ’ın ağzından dinleyelim; 33 yaşında dizimdeki menüsküs nedeniyle futbolu bırakmak zorunda kaldım. 2005 yılında antrenörlük belgesi aldım. İlk hocalığa 2007 yılında Ali Beykoz ile birlikte Gölcükspor’da başladım. Sonra 5-6 yıl Boluspor Alt Yapısında çalıştım. Engin Hoca Rizespor’a gidince ‘bizim ihtiyacımız var, bizimle çalışır mısın?’ dedi ve 6-7 aylık bir maceramız oldu. Sonra Oğuz Çetin Boluspor’a gelince ‘Hoca Ligi çok bilmiyor gelir misin’ dedi Abdullah Başkan (Abdullah Abat) ve geri döndüm. Oğuz Çetin’le çalıştık Boluspor’da. Oğuz Hoca istifa edince bende bıraktım. Mehmet Başaygün geldi sonra, Ali Beykoz geldi, orada tekrar yardımcılık yaptım. Sonra Çorum Belediyespor’dan bana bir teklif geldi. Tek başıma son on maçında takımın başında çıktım.

 

FUTBOL MERAKI ÇOCUKLUKTA BAŞLADI

Futbol merakım çocukluktan başlıyor. Benim 5 yaşında futbol topuyla bir resmim var. Mahalle aralarında sürekli top oynardık. Ailemin ‘seni futbola yazdıralım’ talebi oldu. Kendi gayretlerimle gittim minik takıma yazıldım. O zaman ümit takım denirdi, maçlardan önce bizde oynardık. Bizi yetenekli gördüler ve profesyonel yapmaya karar verdiler. Ben, Uğur Tekinalp ve Erkan Çakır vardı. Üçümüzü, hatta kaçmayalım diye Aladağlara götürdüler. Çünkü o zaman her takıma gidebiliyordun. Sana bonservisini yatırıyordu. Serbest kalabiliyordun, o dönemlerde öyleydi. Sonra profesyonel yaptılar bizi ve Süper Lig’de Boluspor’da futbolculuğum başladı. 1986-1987 sezonunda Recep Çetin, İsmail Taviş, Müfit İkizoğlu, Büyük Şenol (Şenol Çorlu), Küçük Şenol (Şenol Ustaömer), Ethem, Kaleci Süleyman, Hikmet Abi, Abdullah Abi ile aynı takımdaydık.

 

TELEKOMSPOR, MANİSASPOR, GÖZTEPE, İZMİRSPOR…

Sonra Ankara Telekomspor’a transfer oldum. O sene Altan Doyran vardı rahmetli. Takım başarılı olmuştu, o sene ilk altıya girmiştik biz. O zaman Boluspor’un tek geliri futbolcu kaynağıydı. Futbolcu satarak Boluspor ayakta kalıyordu. Takım büyük başarı elde edince takımı lav ettiler. Şenol Abi Beşiktaş’a gitti. Recep Abi Beşiktaş’a gitti. Şenol Abi Trabzonspor’a gitti. Hayrettin abi Ankaragücü’ne gitti. Bana da Telekomspor’dan teklif geldi. Kulüp kabul edince bende oraya gittim. Ben orta saha oynuyordum. Sonra Manisaspor’a transfer oldum. Orada iyi bir sezon geçirince Göztepe bana talip oldum. Orada bir sezon oynadım. Göztepe’nin Yardımcı Antrenörü Yıldırım Vural vardı. Göztepe Antrenörü Ümit Turmuş’du. İlk hocalığıydı onunda. Yıldırım hoca İzmirspor’a geçince, oradan beğendiği birkaç oyuncuyu davet etti. Sonra İzmirspor maceramız başladı. 4 sene takım kaptanlığı yaptım.

 

ASKER KAÇAĞI DİYE STADTAN ALDILAR

Hatta hiç unutmuyorum. Askerlik dolayısıyla beni stattan aldılar. Benim yoklama kaçağı olduğumu Manisaspor’dan biliyorlardı. Manisasporlular maçın devre arasında beni şikayet etmişler. O zaman İsmail abi vardı İzmir’in ünlü işadamı. ‘Ne yapayım?’ dedim. ‘Sakın kaçma’ dedi. Polisler beni aldı bir gece karakolda kaldım. Sonra askerlik şubesine gittik, kanuna baktılar. Kanuna göre profesyonel futbolcu sezon sonu kendi hakkıyla gider dediler. Beni bıraktılar. Öyle bir macera yaşadım.

 

ÇORLUSPOR, DÜZCESPOR, YİNE BOLUSPOR

Son iki sezon Hocamız İlyas Tüfekçi’ydi. Onunla iki sezon çalıştım. Sonra O Çorluspor’a gitti. Yeni bir oluşumdu. ‘gelir misin’ dedi, gittik 5-6 ay orada oynadım. Hoca bırakınca bizde bırakmak zorunda kaldık. Sonra Düzcespor’a geldim 6 ay. Erdem Tuhal’dı Hocamız. Hep böyle zincirleme geçti hayatımız. Erdem Hoca da Giresun’a geçince ‘gel’ dedi, gittim. Orada oynadım. Sonra ayağım müsaade etmeyince bırakmak zorunda kaldım. 2003 yılında futbolu bırakmış oldum.  2004 yılında antrenörlüğe başvurdum. Samsun’da kursa katıldım. Belgemi aldım. 2006-2007 yılında Ali Beykoz’un Gölcükspor’la anlaşmasıyla birlikte yardımcı antrenör olarak bende gittim. 1,5 yıl orada kaldım. Sonra Boluspor Alt Yapısına geldim. 5-6 yıl hocalık yaptım. Engin Hoca Rizespor’a gidince ‘ekipte olur musun’ dedi, ‘oluruz’ dedik ve Rize macerası başladı. 6-7 ay orada kaldık. Bizden sonra Mustafa Denizli geldi, hatta takımı şampiyon yaptı. Sonra Abdullah Başkan (Abdullah Abat) döneminde Boluspor maceramız başladı. ‘Oğuz Çetin Ligi bilmiyor yardımcı olur musun’ dedi, görev yaptık. Sonra Mehmet İnceayan Başkan oldu. Ali Beykoz’la birlikte görev yaptık. Sonra Çorum Belediyespor macerası başladı. Sonra da hocalığı bıraktık.

İNŞAAT SEKTÖRÜNE BAŞLAYIŞ…

Futbol oynadığım dönemlerde birikimim vardı. Abim benim inşaat mühendisi. Kendimizin Borazanlar Mahallesi’nde yerimiz varken bu işe başlayalım dedim. Bende gayrimenkul var, Abimde para vardı. Abim zor işler dedi ama benim kafamdaydı. Futbol oynadığım dönemde biraz arsam ve 4 tane evim vardı. Ben bunları satıp arsa ya da dükkan alacağım dedim. 4 evi sattım. Borazanlar’dan bir arsa aldım. Ben muhiti çok iyi biliyorum. Alper’le (Alper Altuntaş) birlikte yapalım dedik ve 10 dairelik inşaat yaptık. Bu işe başlamış olduk. Şimdi devam ediyoruz.

 

İKİNCİ EVLİLİĞİ, ÜÇ ÇOCUK BABASI

Futbol oynadığım zaman Bolu’da çok popülerdim. Bahçelievler’in en güzel kızı Aylin Yayla vardı. Biz bir iddia üzerine tanıştık. Bir cesaretle tanıştık falan. 6-7 sene çıktık. Ben İzmirspor’a gittim, O buradaydı. Sonra İzmir’de üniversiteyi kazandı. Sonra orada da ilişkimiz devam etti. 1999 yılında evlendik, kızım da 19 yaşında İzmir’de İnşaat Mühendisliği okuyor. 2007’de eşimle ayrıldık. Sonra ikinci evliliğimi yaptım görücü usulü. Ailelerimiz tanışıyorlardı. İkinci eşimin adı Ayşe. İki oğlum var ikinci evliliğimden; Mustafa Çağrı 8, Mehmet Alperen 3 yaşında.

 

ŞİMDİ PROFESYONEL FUTBOL ŞUBE SORUMLUSU

Necip Başkan (Necip Çarıkçı) ile ben Alt Yapıda çalıştığım için tanışmışlığım var. Başkan seçilmeden önce Yönetim için teklifte bulundu ve öyle başladı yöneticilik. Yöneticilik hocalık gibi değil. Orada bulunan insanlar benim hocayken yönetici abilerim olan insanlardı. Şimdi onların arasındayım. Profesyonel Futbol Şube Sorumluluğu görevini aldım. Sefa Abi (Sefa Meral) bu işi gayet güzel yürütüyordu. Ama vakit ayırmak gereken yorucu bir iş. Boluspor’u iyi yerlere getirmek için elimizden geleni yapacağız. Buna herkesin destek vermesi lazım.

 

Boluspor’un o güzel günleri yaşaması Boluspor Yönetiminin başarısı mıydı, yoksa aldığınız destek miydi?  

İkisi de vardı. O dönemde Boluspor Samsunspor’la beraber aynı şeyi yapıyordu. Neydi bu; Tüm alt liglerdeki oyuncuları tarıyordu. Oradaki iyi oyunculardan senede 15-20 transfer yapıyordu. Onların 5-6 tanesi mutlaka tutuyordu. Boluspor o dönemde bunu ilk yapan takımdı. Rıdvan Dilmen, Recep Çetin falan hep o dönemde geldi. Ondan sonra Gençlerbirliği, Gaziantepspor, Samsunspor devreye girdi. Daha sonra Boluspor bu futbolcu izleme olaylarını bıraktı. O dönemde futbolcuların çoğu karın tokluğuna oynardı. Ayakkabı yok, top yok, tesis yok. Şuan oyuncular lüks içinde yaşıyor. Şimdi sahasından malzemesine, tesisine, yemeğine kadar her şey var. 

UNUTAMADIĞI MAÇ…

İstanbul’da Beşiktaş’a karşı oynadığımız bir maç vardı. 0-0 bitmişti. Bir gol kaçırmıştım. Kadir Akbulut (sol bek) arkamdan geliyordu. Vurdum, direğin yanından dışarı çıktı. O gol olsaydı bambaşka bir maç olacaktı. Beşiktaş’ta Metin-Ali-Feyyaz-Rıza-Zalad’ın olduğu dönem. O maçlar unutulmuyor. Gözünün önüne geliyor. Çok iyi futbolculara karşı çok güzel maçlar oynadık.

 

PİŞMAN OLDUĞU AN…

Futbol hayatımda çok pişman olduğum an yok. Ama iş hayatımda oldu. Ortak olduğum İzmir’de bir fabrika vardı. İş hayatını bilmiyoruz, birikimiz var. Sevdiğimiz birkaç abimiz var onlara güveniyoruz. Hayata futbolcu kimliği ile bakıyoruz. Sevdiğimiz birkaç abimiz bir iş yapıyoruz, sizde olur musunuz dediler. Bize de cazip geldi. Zafer Biryol, Can, eski Fenerbahçeli Toprak, granür işine girdik. O dönemde büyük miktarda paramız gitti. Sonra neyin ne olduğunu öğrendik ama büyük bir bedel ödedik.

 

TUTKUSU…

Balık tutmayı çok severdim. 10-15 sene boyunca sürekli balık tutmaya gittim. Bir dönem kitap okuma merakı vardı futbol oynadığım dönemde. Şimdi çok fazla okuyamıyorum.

 

EN BÜYÜK KORKUSU…

En büyük korkum çocuklarıma bir şey olması. O beni çok korkutuyor.