Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Evren OLGUNER

614 görüntüleme

Evren OLGUNER (Eczacı)

 

Doğum: 01 Nisan 1975 Bolu

Okul: Bolu Sakarya İlkokulu, Bolu İzzet Baysal Anadolu Lisesi, Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi…

Meslek: Eczacı

Bulunduğu Görevler: Türk Eczaneler Birliği Üyesi, Fenerbahçe Kulübü Üyesi…

 

İYİ BİR BABA, İYİ BİR ECZACI

 

Eğitimci bir anne babanın tek çocuğu olarak keyifli bir çocukluk hayatı geçirdi…

Başarılı bir eğitim hayatının ardından Eczacılık Fakültesine girdiği andan itibaren hayali olan Serbest Eczacılığı yapmak istedi ve başardı da…

1999 depreminde 9,5 yıl Akçakoca’da yaşadıktan sonra Bolu’ya geri dönüş yaptı ve yaklaşık 10 yıldır Bolu’da eczacılık yapıyor…

Siyaset için birçok teklif alsa da siyasetten uzak durmayı tercih edenlerden…

Gezmeyi çok seven, neredeyse görmediği ülke kalmayan, adrenalin tutkunu, iyi bir Fenerbahçeli…

Hayatının dönüm noktasını ilk evladı, oğlu Can’ı kucağına aldığı 12 Temmuz 2011 yılı olarak kabul ediyor. Şimdi ise ikinci kez baba olmanın heyecanını yaşıyor…

Çevresi tarafından oldukça sevilen, yardımsever bir isim, Evren Olguner’in hayat hikayesi…

 

1 Nisan 1975 yılında Bolu’da dünyaya gelen, Bolu’nun tanınmış Eczacılarından birisi Evren Olguner. Çevresindeki insanlara yaptığı yardımseverliği ile bilinen başarılı Eczacı. Oğlu Can’ın ardından şimdilerde ikinci çocuğu Naz’ı kucağına almanın mutluluğunu yaşıyor. Evren Olguner, hayat hikayesini şu şekilde özetliyor; 

AİLENİN TEK EVLADI

Ben tek çocuğum, abim, ablam ya da kardeşim yok. Annemin sağlık durumu dolayısıyla herhangi bir çocuk dünyaya gelmemiş, dolayısıyla tek çocuk olarak büyüdüm. Anne ve babadan ibaret bir şekilde mutlu huzurlu bir çocukluğum geçti. Taşrada büyüdük, yetiştik, ilişkiler sıcaktı. İlkokul öğretmenimin hayatımda önemli bir yeri vardır. İsmi Hamiyet Elmas’tı. Dört dörtlük bir insandı kulakları çınlasın. Annem ve babam, Sema ve İbrahim Olguner. İkisi de ilkokul öğretmenleriydi o zamanlar emekli oldular. Böyle keyifli bir çocukluk hayatım geçti.

HAYALİ ECZACI OLMAKTI

Eğitim işleri bittikten sonra, fakülteyi bitirdim ve benim rotam çiziliydi. Bazı arkadaşların tereddütleri vardı. Serbest eczacılık mı yapacaklar? Devlete mi girecekler, ilaç firmasına mı girecekler? Benim rotam fakülteye girdiğim tarihten itibaren belliydi. Hep eczane üzerine yoğunlaşmıştım. Dolayısıyla, fakülte de bitince önce biz erkeklerin en büyük engeli olan askerliği aradan çıkartayım diye Gaziantep’e gittim. Gaziantep’te hayatımın en güzel 1.5 yılı geçti. Ben gastronomiye meraklıyımdır.  Boğazına düşkün bir adamım. Çok keyifli bir zaman dilimi geçirdim orada. Hayatımda ilk defa para kazanıyordum orada. Yedek subay asteğmen oldum. Dolayısıyla hem hayatımda ilk defa para kazandım, hem ilk özgürlüğümü ilan ettiğim dönem. Hem de oradaki arkadaşlarım, tugaydaki, etraftaki, arkadaşlarımla çok keyifli bir askerlik döneminin akabinde 1.5 yıl sonra Bolu Merkez’e gelerek Gölyüzü’nde bir eczane açtım. Ağustos ayında, ondan yaklaşık 1 ay sonra bir deprem yaşadık. Adapazarı’ndaki ilk depremden sonra eczanemiz orta hasarlıydı. Çatlak patlak dükkanda iş yapmaya çalışıyorduk. O sıralarda, bizim Akçakoca’da müstakil yazlığımız vardı. İnsanlar dışarda yatıyorlardı, biz de öyle. Hafta sonu en azından evde uyuyalım diye oraya gidiyorduk. Sonra orada geveze bir bekçinin iknaları ile ben geçici olarak Akçakoca’ya taşındım. Amacım geçiciydi, sonrasında Bolu’ya dönmekti, ama tam 9.5 yıl orada kaldım. Sonra tekrar Bolu’ya döndük. Yaklaşık 10 yıldır burada eczacılık yapıyorum. 

CAN VE NAZ ONUN HERŞEYİ

Bir tane oğlum var. 6 yaşına girmek üzere adı Can. Bir de yeni kızımız oldu. Yıllardır bir kızım olsun istiyordum. İlki erkek oldu dünyamı değiştirdi, evlat bambaşka bir şey. Sonrasında hep çocukluk hayalim gerçekleşti, Allah bir kız çocuğu verdi. Eşim Cansel Olguner, eşim de mütercim tercüman. Home Office çalışıyor, tıbbi çeviriler yapabiliyor. Yurdun muhtelif yerlerindeki arkadaşları ile konnekt oluşturdular. Şu an tıbbi çeviriler yapıyor. Oğlumun adını eşim koydu. Daha doğrusu Alp mi Can mı derken, eşimin adı Cansel, Cansel’in canı olsun dedi. Ben de onu kırmadım can koyduk. Bu sefer isim hakkı bende olduğum için üç harften yukarı çıkmayalım diye Naz koyduk.

SİYASETİ HİÇ DÜŞÜNMEDİ

Siyasi geçmişim yok. Akçakoca’daki meslek hayatım da dahil, buraya geldiğimde de öyle. Bir çok kez muhtelif siyasi partilerden katılımla ilgili davetler aldım. Ama ben özel hayatına düşkün biriyim. Siyaset çok kutsal ve çok saygıdeğer bir ateşten gömlek. Yapanları saygıyla karşılıyorum ama ben hafta sonu maçlara gidiyorum. Eşle dostla buluşuyoruz. O yükü omuzlamak istemedim için onları kibarca reddettim. Siyasi ve politik bir geçmişim yok. Fenerbahçe kulübü üyesiyim, iyi bir Fenerbahçeliyim. Dahil olduğum mesleğim gereği Türk Eczacılar Birliğine üyeyim. Onun dışında herhangi bir şey yok. 

HOBİLERİ

Hobilerim yemek yemek (şaka bir yana). Ben gezmeyi seven biriyim. O konuda şanslıyım ki, eşim de benle hemfikir. Bir sürü ülke bir sürü yer gördüm. Avrupa’da da görmediğim çok az ülke kaldı. Bir Uzakdoğu bir de Amerika kaldı görmediğim. Sporu çok severim. Şimdi sadece izlemekle yetiniyorum. Gezip tozar, spor yaparım.

HAYATININ DÖNÜM NOKTASI

Hayatımın dönüm noktası… bizim eczacılık literatüründe turnusol kağıdı vardır. O renk değiştirince tepkimenin ne olduğunu görürsünüz. Dönüm noktam, evladımı kucağıma aldığım 12 Temmuz 2012. O zamana kadar çok inişli çıkışlı, çok mutlu, çok huzurlu, çok hüzünlü her insan gibi benim de hayatımda çalkantılar oldu, duygu fırtınaları yaşadım. 43 yaşındayım, 43 senedir analizini yaptığım en önemli nokta hangisi derseniz, 12 Temmuz evladımı kucağıma aldığım an.

KORKULARI

Küçükken köpekten çok korkardım, hatta şöyle de bir anım var. İzzet Baysal Anadolu Lisesi mezunuyum. Öğrenci girişi ve idari giriş vardı o zaman. Ben de o gün okula geç kaldım. Öğrenci girişinin önünde bir köpek uyumuz uzuz bir köpek. İdari girişten de öğrenci girişi yasak. Ben de lise 1 yada 2’yim 16 yaş civarındayım. Girdim gizlice, kapıda müdür muavini ile karşılaştım. Çok da severdi beni, adım Evren, paşa derdi bana. Şaka ile benim kulağıma yapıştı, hocam dedim, köpekten korktum dedim. Aklıma gelen köpekten korkum var. Hala biraz tedirgin olsam da seyreldi. Yüksekten biraz tedirgin olurum. Adrenalin severim. Aklıma gelen beni bariz ürküten bir şey de yok. 

ÇOCUKLARI HERŞEYİ

Hayatımı analiz edecek olursam; bir ailenin tek çocuğuyum. Memur çocuğuyum. Anne baba emekli öğretmen. Hayata dair maddi bir hedef konulur küçükken, şu olsun bu olsun diye. Çok şükür, o konuda hayat bana çok güzel davrandı Allah hep yardım etti. O konuda hiçbir ihtirasım yok. Şunu da yapayım. Bunu da yapayım demiyorum. Bir sürü yer gördüm, bir sürü insanla tanıştım. Benim için hayat güzel şeyler verdi. Şimdi tek gayem, o da kişisel değil. Ben hayatımın bu yaşına kadar çok güzel mutlu bir şekilde yaşadım. Maddi manevi her konuda. Annem babam sağ, evladım sağlıklı, işim düzgün, bir kariyerim var çok şükür, eşimiz dostumuz var, küçük bir ilde yaşıyoruz. O yüzden mevcut hayatımdan çok memnunum. Hayata yönelik ne gayem var, bir oğlum var bir de kızım olacak inşallah. Onlar mutlu, huzurlu savaşsız, gürültüsüz, kargaşasız, kaossuz yaşasınlar benim tek gayem o. Hayattan kişisel bir beklentim yok. Kurduğum tüm hayaller hepsi çok şükür gerçekleşti. Ama çıkan kargaşalar, kavgalar, savaşlar herkes gibi beni de ürkütüyor. Bu saatten sonra beklentim benim yok ama, küçücük çocuklarım var. Onların barış içinde yaşaması, huzurlu olmaları çok önemli.

YARDIMSEVER

Bir dernek üyesi değilim ama kendi çapında paylaşmayı ve yardım etmeyi seven birisiyim. O yüzden böyle bir oluşum olursa ben bunun için zevkle dahil olmaya çalışırım. Akçakoca’da bir tane yaptık biz, 10 - 15 arkadaşımızla bir grup oluşturduk. Periyodik olarak belli bir para topladık. 15 – 10 bin TL’lik bir havuz oluşturuyorduk. Onla da mahallede durumu müsait olmayan bir öğrenci mi var, biri düğün mü yapacak, onun belli bir kısmını biz karşıladık. Yaşlı bir teyze var sosyal güvencesi yok. Hastalığını tedavi etmek için maddiyat gerekli, yada birinin oğlu askerde, babası yok. Genelde anne veya babası biri olmayanı tercih ettik. O konuda finansal bir çabamız oldu. Keşke burada da olsa ben buna zevkle dahil olurum. Böyle bir havuz oluşturulabilirse, ben elimden geldiğince destek olurum.