Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Efe ÇAVUŞOĞLU

1442 görüntüleme

Efe ÇAVUŞOĞLU (Turizm Danışmanı – Çavuşoğlu Tur İşletmecisi)

 

Doğum: 1990 Bolu / Karacaağaç Köyü

Okul: Sakarya İlköğretim Okulu, İzzet Baysal Anadolu Lisesi, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü…

Meslek: Turizm Danışmanı

Bulunduğu görevler: Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği üyesi, TÜRSAB’ın altında bulunan bazı turizm kuruluşlarının yönetim kurulu üyeliği, TÜRSAB Batı Karadeniz Bölge Yönetim kurulu üyeliği…

 

YENİLİĞİ SEVEN BİR TURİZMCİ

 

Bolu’nun tanınmış ailelerinden, Çavuşoğlu Ailesinin başarılı gençlerinden birisi…

Kendini oldukça iyi geliştirerek, aldığı İngilizce eğitiminin ardından staj için gittiği Amerika’da edindiği tecrübe ve deneyimler hayatının dönüm noktası oldu…

Köyde doğup büyüdüğü için köy hayatını çok iyi biliyor. Hatta bunun iş hayatına olumlu yansımaları olduğunu da belirtiyor…

Ataları Trabzon’dan geldiği için iyi bir Trabzonsporlu, Bolu’da yaşadığı için iyi bir Bolusporlu olarak her iki takımın maçlarını izlemekten büyük keyif alıyor…

Kitap okumayı ve doğa yürüyüşlerini çok seven, sürekli kendisini geliştirmeyi hedefleyen, yeni bir şeyler öğrenmeyi ve öğrendiklerini paylaşmayı da arzulayan Bolu’nun genç işadamlarından biri, Efe Çavuşoğlu’nun hayat hikayesi…   

 

1990 yılında Bolu’da Karacaağaç Köyü’nde doğdu Efe Çavuşoğlu. İlkokul eğitimini Sakarya İlköğretim Okulunda lise eğitimini ise İzzet Baysal Anadolu Lisesinde tamamladı. Mezun olduktan sonra Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü kazandı. Sonra başarılı bir eğitim hayatı geçirdi. Efe Çavuşoğlu hayat hikayesini şu şekilde özetliyor; 

AMERİKA’DA STAJ DÖNÜM NOKTASI OLDU

Üniversitede İngilizce eğitim dili idi, ilk iki sene İngilizce altyapımı çok kullanmadım. İki sene sonunda İngilizceyi tamamladıktan sonra bölüme başladım. Mezun olmadan bir yıl önce zorunlu stajımız vardı Amerika’da orada da bir staj programına katıldım. Sonrasında bu hayatımın dönüm noktası oldu. Oradaki görevim şuydu; aslında bölümüm uluslararası ilişkiler, şu an turizm danışmanlığı görevi yapıyorum kendi firmamda, daha çok yurtdışı operasyonları düzenliyoruz. Amerika’daki stajım şuydu; uluslararası öğrencilere oradaki alacakları konaklama, gezilecek yerler, rehber gibi diyebiliriz, o görevde bulundum. Bu görevde bulunmadan önce orada da bir eğitim aldım. Gelen uluslararası öğrenciler, örnek veriyorum; Latinler, İtalyanlar, Fransızlar, onlara yol gösterdik. Mesela Türkler geliyordu, kendi ülkemizden, onlara da biz rehberlik ediyorduk. O konularda yardımcı olduk. Okulumu derece ile bitirdim, onu da son senemde, hem bölümümle alakalı, hem de yaptığım stajla alakalı bir onur belgesi almıştım. O da benim için gurur vericiydi. Ardından, stajı tamamladım ve üniversiteden mezun oldum. Sonrasında tekrar, babamın ana mesleği olduğu için faaliyet gösterdiğimiz turizm alanında tekrar Bolu’da turizm faaliyetlerine geçtim ve böylelikle iş hayatına başlamış oldum. Her işte olduğu gibi biz de her geçen sene tecrübe kazanıyoruz. Her geçen yıl üzerine koyarak insanlara turizmle ilgili serviste bulunuyoruz.

KÖY HAYATINI ÇOK SEVİYOR

Köyde doğmanın verdiği özgüvenin iş hayatına olumlu yansıdığını düşünüyorum. Benim babam ben doğduğumda muhtar olarak görev yapmaktaydı. Beş kişilik bir ailenin son üyesiyim. İki tane ablam var. Onlarla birlikte eğitimlerimizi şehir merkezine gelerek tamamlamıştık. Yazları okul bittiği gibi biz de tüm Bolu’da olduğu gibi babaannemizin yanına giderek yaylalarda yaz tatillerini geçirdik. Dedemin mesleği çobanlıktı, keçilerin, köpeklerin arasında yaylalarda, her yaz oradaydık. Hayvan sevgimin de buradan geldiğini düşünüyorum. Şu an bir tane de köpeğim var. Babam muhtar olduğu için eve gelen giden oluyordu, muhtarlıktan çok muhtarın evi biliniyordu. Köyde olan bir düğün, cenaze gibi işlerde hemen muhtarın evinde karar veriliyordu. Biz de bu kalabalıkta büyüdüğümüz için ailemizi geniş gördük. Bunun beni hayatta güçlü kıldığını düşünüyorum. Köy hayatında en çok unutamadığım şeylerden bir tanesi de bisikletlerle gidip, kendi aramızda bir ateş yakıp mısır közlemek gibi. Bunların tadını şimdi de arıyoruz.

YABANCI DİLİN ÖNEMİ

Üniversite hayatında İngilizcenin bu kadar önemli olduğunu her alanda, sadece kendi mesleğimde değil, çok önemli olduğunun farkında değildik. Lisede aldığımız İngilizce eğitimini çok yeterli bulmuyorum. Maalesef kitaplardan ibaret olduğunu düşünüyorum. O zamanlar yabancı dizileri izlerken, İngilizce ve Türkçe dublajlı izlerken aradaki farkı fark ettik. Bundan sonra dedim ki; neden iyi bir İngilizcem yok. Burada da birkaç tane turistle karşılaştığımızda Bolu’ya gelenlerde iletişim kuramamıştık. Sonra bir karar verdim, İngilizceyi iyi öğrenmek için İngilizce eğitim veren bir okul seçmek durumundaydım. Onun için de Bilkent Üniversitesi benim için uygun oldu. Ama bu kadar da zor olduğunu bilmiyordum. Orada da oldukça zorlandım. İki yıl hazırlıkta çalışma içinde bulundum. Ardından hazırlığı tamamlayıp, İngilizce yeterli seviyede olduğu için bölüme devam ettim. Oradaki zorluğu da bölüme geçince anladım. Eğer iyi bir İngilizce ile bölüme geçmeseydim, bölümde başarılı olamazdım. 

ÜNİVERSİTE ZAMANLARI DOLU DOLU GEÇTİ

Üniversitede de doğa kulüplerine üyeydim. Aynı zamanda bir de Bilkent Trabzonsporlulara üyeydim. Bizim atalarımız Trabzon’dan geldiği için aynı zamanda Trabzonsporluyum. Bilkent Trabzonsporlular, doğa kulübünün adını hatırlayamıyorum, bir de Bilkent’in toplumsal duyarlılık projelerine katıldım. Orada da şöyle faaliyetlerde bulunuyorduk; tamamen gönüllü projelerdi. Bu projelere katılarak, Ankara’nın köylerindeki okullara yardımlarda bulunduk. Onlara araç gereç ve bina yapılarında yenileme aktivitelerinde bulundum. Onun dışında huzurevlerine çok ziyaretlerde bulunduk. Lise yıllarında da burada ziyaretler yapmıştık. O benim için çok önemli, yaşlıları ziyaret edip, onların duygularını paylaşmak bizim için önemliydi. Genelde toplumsal duyarlılık projelerine katıldım. Bu projelere katılırken de okuldaki yabancı arkadaşlarımız, öğrenciler ve öğretmenlerle birlikte katıldığımız için orada ulusal bir görüş oluştu bende. Yurtdışında staj yapmaya karar verdim ve yurtdışı ilişkilerini geliştirmeye başladım.

AİLE HAYATI

Aileme çok teşekkür ediyorum. Onların sağlamış olduğu imkanların bizleri bu zaman getirdiğini düşünüyorum. Çünkü hayatta ne istediysek, ailemizden hep karşılığını aldık. Zor şartlarda büyüdük, ekonomik durumlarımızın zor olmasına rağmen babamız ve annemiz bize hiçbir zaman yok demedi. Ama belki, bazı şeylere hemen karşılık veremediler ama belirli bir süre sonra zaten hepsini çocuklarına verdiler. İki ablamla beraber büyüdüm. Benim toplamda üç annem var gibiydi. Hepsi benimle ilgileniyordu. Onun için onun biraz şımarıklığı var üzerimde diyebilirim. Onun haricinde babamızın bazı, her anne babanın olduğu gibi şimdi daha iyi anlıyoruz, şöyle bir deyim var ya zaten; senin çocuğun olunca anlarsın diye. Biz de tabi ki de daha evli değilim, çocuğum yok ama şimdiden anlayabiliyorum. Lise yıllarımızda biraz daha üniversiteye geçmeden önceki yıllarda biraz daha kontrollüydük, babamızın dediği saatlere uyuyorduk. İlkeler anlamında da şu; biz asla hiçbir şekilde, babamın ticari ahlakından anlayabiliyorum, babamın ilkelerinden dolayı. İnsanlara olan yaklaşımı bize hep örnek oldu. Şu an bile görüyoruz müşterilerle olan ilişkisini. İnsanları asla kırmayın, hemen kötü söz söylemeyin, anlayışlı olun, annemiz de aynı şekilde. Bizim evimizde şu hala devam eder, modern çağ geliştikçe, süpermarketler açıldıkça biz hala annem eski muhtarın karısı olarak tanınır, biz de muhtarın oğlu olarak tanınırız. Mesela Bolu’da kurulan Pazartesi pazarında her Pazartesi günü, o bir ilkedir bizim evde annem önden gider, yöresel köy ürünlerini alır. Biz de aynı şekilde annemizi alıp eve götürürüz. Köy kültürü hala devam eder. Orada evimiz de duruyor, hala babaannem yaşıyor. Ailemiz genel itibariyle böyle. Ailemiz Pazar günü, hep beraber kahvaltı yaparız. 

ÇAVUŞOĞLU TURİZM YENİ ADIYLA CVS TRAVEL

1989 yılından beri baba mesleği olan Çavuşoğlu taşımacılık olarak Bolu’da personel, öğrenci, işçi taşımacılığı olarak faaliyet gösteriyoruz. Taşımacılık kısmında 6 bin kadar vatandaşımızı fabrikalarına, fabrikalarından da evlerine teslim ediyoruz. Bu faaliyetleri gösterirken, insanlardan bize karşı olan bir talepler oluştu. Turlar ortaya çıktı, Karadeniz turları, güneydoğu turları derken, biz tekrardan turizm faaliyeti bundan bir 15 yıl önce başlamıştı. Bolu’daki birçok okulun da okul gezilerini, günübirlik gezilerini, İstanbul, Ankara turlarını da yapıyorduk. Ben üniversiteyi bitirdikten sonra turizme yaptığım stajdan dolayı eğilimli olduğumu, kendimi orada daha iyi hissettiğimi, insanlara hizmet vererek, aslında ben bunu bir keyif sektörü olarak görüyorum. Dedim neden ben bunu profesyonel bir şekilde yapmıyorum. Hemen geldiğimde, aşkla hemen o işe başladım. Burada insanları tatillere gönderiyoruz. İnsanlar ülkemizde maalesef bir kere tatile gidebiliyorlar. Onları da bizim gibi seyahat acentelerinde, turizm ofislerinde değerlendiriyorlar. Biz de bunun için çok dikkatli oluyoruz. Önemsiyoruz. İnsanlar yılda bir sefer tatil yapabiliyor. Burada da insanların talepleri karşısında biz de gidip gezmek istedik, görmek istedik. Ne tarz bir tatil istediklerine göre kategorileştirip, onlara tatil seçenekleri sunuyoruz. CVS Travel’ı da şöyle kurduk. CVS, bizim asıl şirketimiz ÇVŞ’nin kısaltılmışı. Yurtdışında çok iş yaptığımız için ve yurt dışından Türkiye’ye, Akdeniz Bölgesine ve Ege Bölgesine turist getirdiğimiz için, oralardaki Çavuşoğlu’nu, ç’leri, ş’leri, tam telaffuz edemiyorlar. Bir akşam düşündüm, biz bunu kısaltalım dedim ve CVS markasını yarattık. CVS’nin asıl geliş yeri Çavuşoğlu Turizmdir. Bu şekilde turizm faaliyetlerine devam ediyoruz.

HOBİLERİ

Beş yıl önce bir kitap okuma alışkanlığı inanılmaz derecede başladı. Üniversite hayatımı çok etkilediğini düşünüyorum. Kitap okumayı, gerçekten seviyorum. Dünya klasiklerini tekrarını okuyorum. Bir tek Trabzonspor ve Boluspor maçlarını takip ediyorum. O iki takımın maçları bana keyif veriyor. Hafta sonları da doğa yürüyüşleri yapıyorum. O da Amerika’da öğrendiğim bir etkinlik olarak hayatıma işledi. Yürüyüşü seviyorum, köpeğimle vakit geçirmek de hobilerim arasında.

FIRSAT BULDUKÇA YENİ ÜLKELER GEZİYOR

İnsanların gezdiği sezonda biz maalesef gezemiyoruz işimizden dolayı. Tam sezonumuz bitince biz de Ekim Kasım ayları gibi kendimize yurtdışında hem gezmek, hem de yeni bir şeyler öğrenmek için yeni parkurlar, yeni yurtdışı turları çıkarmak için gezip keşfetmek için yaptığım tatiller oluyor.

KORKULARI

Benim hayattaki tek korkum, benim adıma yanlış bir şekilde başka birine bir şey söylenmesi ve benim bundan haberim olmadan yaşamam. Bunun için hep Allah’a dua ederim, benim hakkımda başka birine yanlış bir şey söylenip o kişinin de bana sormadan ona inanmasından korkarım.

İlkokul yıllarında andımızı okurduk biri seçilirdi yada resmi bayramlarda şiir okumamız gerektiğinde ben hep geri planda tutardım kendimi. Kalabalığa hitap etmek benim için zor olurdu heyecanlanırdım. Bu üniversite yıllarına kadar devam etti. Üniversitede Merlin diye bir hocamız vardı o da sağ olsun ilk sunumu bize verdi. Ben yine inanılmaz bir şekilde heyecanlandım. Kendisinin yanına gittim, ilk hafta yapmayayım erteleyelim heyecanlanıyorum dedim. Kendisi bana şunu dedi; kendini iyi hissettiğin bir ortamda bir video çekebilirsin sunumunu öyle yapabilirsin, sınıfta açıp, bize gösterebilirsin, böylelikle de bu korkunu yavaş yavaş yenmiş olursun dedi. Gerçekten ben bunu denedim, ilk denememde de çok rahat bir şekilde yaptım. Sonraki sunumlarımı da video çekmeden yapabildim. Bu da benim için önemli bir anıydı. 

HEDEFLERİ

İnsanlar hayalleri oldukça yaşıyor, hayalsiz bir yaşam düşünemiyorum. İlk işe başladığımda bu kadar çok tur yada işimle alakalı bu kadar hizmet vereceğimi tahmin edemiyordum. Ama şu an gerçekten işimden memnunum, gelen taleplerden de memnunum. Biz her yıl oturup, geçen yıl kaç kişiye hizmet ettik, bu sene kaç kişiye hizmet veriyoruz. Bu grafiğin artışı benim hayallerime çıkan merdiven gibi düşünüyorum. İlerde şöyle bir hayalim var; Türkiye’yi en iyi tanıtacak turizm acentelerinden biri olmak istiyorum. Özellikle Avrupa’da. Gidip gelmelerimizde maalesef Türkiye hakkında kötü yorumları görüyorum. Onların medyasından kaynaklandığını düşünüyorum. Ama Türkiye’ye geldiklerinde karşılaştıkları manzara karşısında şok oluyorlar. Bu sene Avrupa’dan ve Rusya’dan gelen turistlerin sayısı bunu kanıtlıyor. Benim hedefim şu; Türkiye’yi onların gözünden değil de gerçek bakış açısından göstermek istiyorum. Türkiye’deki yurtdışından gelen turistlere en iyi şekilde tanıtan turizm firması olmak istiyorum.

NELERİ SEVER?

En sevdiğim yemek, biraz da kökenimizden dolayı mısır ekmeği ve yoğurt. Bu benim olmazsa olmazlarımdan. En sevdiğim ülke tabi ki Türkiye. Ama ardından, Çek Cumhuriyeti diyorum. En sevdiğim film de Yeşil Yol. Kitap da Suç ve Ceza Dostoyevski’nin, o kitabı da çok seviyorum. Bazı bölümlerini de içinden açıp okuyorum.

KARADENİZ MUTLAKA GÖRÜLMELİ

Karadeniz turları beni çok etkiliyor. Giden misafirlerimizin de en çok memnuniyet oranı da çok sevdikleri yerlerden biri de Karadeniz turları. Oradaki aslında etki, şöyle bir bilgi aktarıyorum müşterilerimize, misafirlerimize. Karadeniz insanının biraz hırçın ve inatçı oluşunu. Oradaki doğa şartlarının insanın genlerine işleyip karaktere dönüştüğünü gösteriyor. Düz bir arazi yok, tamamen çay ve fındık üretimi var. Bu araziler hep engebeli araziler. Burada çalışmak kolay. Orada sürekli yağmurun altında engebede kalıyorsunuz. Bu bir hayatı zorlaştırıyor, seni hırçınlaştırıyor. Bir an önce yapmak için hırslı oluyorsun.