Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

İsmail AKGÜL

3539 görüntüleme

İsmail AKGÜL (Bolu Ülkü Ocakları Başkanı)

Doğum: 10 Mayıs 1986 Bolu / Karacaağaç

Okul: Karacaağaç İlkokulu, Gazipaşa Ortaokulu, Bolu Atatürk Lisesi, Kocaeli Üniversitesi Makine Bölümü, AÖF Sosyoloji Bölümü (devam ediyor)

Meslek: İnfaz Koruma Memuru

Bulunduğu görevler: Ülkü Ocakları Üyeliği ve Başkanlığı…

‘PARAM OLMASIN AMA İTİBARIM OLSUN’

Çocukluğundan beri Ülkü Ocakları’nın içinde büyüdü…

Yıllar sonra Ocağın çaycılığından başkanlığına kadar yürüdü…

Sporla uğraşmayı seviyor…

Çok profesyonel olmasa da her enstrümanı çalabiliyor…

Kimse O’nu tanımazken, Ülkü Ocakları Başkanı olarak tanınmaya ve sevilmeye başladı…

‘Param olmasın ama itibarım olsun’ sözünü her zaman hayat felsefesi olarak gören, cebindeki son kuruşa kadar paylaşmayı çok seven, kanaatkar bir insanın İsmail Akgül’ün hayat hikayesi…

10 Mayıs 1986 yılında Bolu’nun o zaman köy olan Karacaağaç Köyünde dünyaya geldi İsmail Akgül. İlkokulu Karacaağaç Mahallesinde, Ortaokulu Gazipaşa İlköğretim Okulunda, Liseyi Bolu Atatürk Lisesinde okuduktan sonra üniversite eğitimini Kocaeli Üniversitesinde aldı. Şimdi ise halen Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Sosyoloji Bölümünden eğitimine devam ediyor. Şu an cezaevinde infaz koruma memuru olarak görev yapan aynı zamanda ülkü ocakları başkanlığını yürüten, evli, biri 6 biri 3 yaşında iki çocuk babası İsmail Akgül hayat hikayesini şöyle özetliyor…

AİLEDEN ÜLKÜCÜ

Ailenin de ülkücü olması hasebiyle biz ilkokul çağlarımızdan beri ülkü ocaklarının içinde büyüdük. İlkokulda özel derslerimizde bayan üniversiteli ablalarımızın abilerimizin bize ders vermesi ile ülkü ocakları ile tanıştık. Babamın eğitimci olması nedeniyle ailemizde çok fazla beraber olma durumumuz olmadı. Babam öğretmen sürekli tayin durumları söz konusu idi. Son 20 senedir anne baba da Bolu’da, onlarla beraberiz. Annemin adı Emine, Babamın adı Mehmet. İki kardeşiz, bir kız kardeşim var öğretmen Elif. Eşi astsubay, onlar şu an Muş ilinde görev yapıyorlar beraber. Cezaevinde infaz koruma memurluğu yapıyorum ben. Yaklaşık 7 yıldır infaz koruma memuruyum. 2016 yılının nisan ayında 23 Nisan’da da ülkü ocakları il başkanı oldum. Ondan önce 1,5 yıl ocak başkan yardımcılığım oldu. Üniversite başkanlığı Kocaeli’nde, burada liselerde okul sorumluluğu. Sırasıyla çaycılığından ocağın en üst kademesine kadar görev yapmak nasip oldu bize.

AİLE HAYATI

2011 yılında eşimle tanıştım. O zamanlar ticaretle uğraşıyordum. Kendisi de o zaman market sorumlusuydu. Orada ticari faaliyetler yaparken, eşimin market müdürü olması hasebiyle, onla ticari ilişkileri görüşürken bir tanışma oldu. Zaten tanıştık, 3 ay sonra nişan yaptık, 3 ay sonra da 6 ay içinde her şeyi bitirdik. Eşim de şu an kamuda görevli, o da çevre ve şehircilik il müdürlüğünde çalışıyor. Adı Nurşen Akgül. İlk tanıştığımızda ikimizin de doğru düzgün bir işi yoktu. Allah nasip etti, daha sonra ikimiz de kamuda çalışmaya başladık. Çocuğun biri 3 yaşında Zeynep Elif anne baba çalıştığı için kreşe gidiyor. Oğlum 6.5 yaşında, Mehmet Talha onun ismi de. O da anaokuluna gidiyor. Gerek kamudaki çalışmadan dolayı, gerek işlerden çok fazla görme imkanımız olmuyor. İki yıldır özellikle ocak başkanı olmamız sebebiyle, günde iki saat ancak görebiliyorum. 

KALABALIK BİR GURUBUN TEMSİLCİSİ

Biz kamu yararına çalışan bütün STK’ları destekliyoruz ama ülkü ocakları başkanı olma hasebiyle, bizde işler biraz askeri düzende. Rahmetli Alparslan Türkeş’in kurmuş olduğu bir yapı, kendisi de askeriyeden geldiği için sert bir hiyerarşisi olan bir kurum. O yüzden bizde ülkü ocakları başkanı iken başka bir kurumun da üyesi olup başka bir başkana tabi olma kabul edilemiyor. Ama iyi yapılan STK’ları desteklemişimdir maddi manevi. Kalabalık bir grubun temsilcisi olduğum için diğer STK’ların faaliyetlerinde yoğunluk sağlama adına desteklerimiz oluyor.

SPORU SEVİYOR, ENSTRÜMAN ÇALIYOR

Bizim kendimize ayıracak vaktimiz pek olamıyor. Sporla uğraşıyoruz. İki yıldır kick box yapıyorum. Spor salonlarına gidiyorum. Ülkü Ocakları genel başkanı spora çok düşkün bir insan. Sürekli arkadaşlarımızla sportif faaliyetler düzenliyoruz. Koşu yarışmaları, bisiklet yarışmaları, futbol turnuvaları. Genelde, bizim stresimizi attığımız nokta spor. Amatör olarak enstrüman hastalığım var benim. Evde kemanım, orgum, bağlamam vardır… Çok profesyonel olmasam da bütün enstrümanlardan ufak ufak çalma yeteneğim var. Nota bilen sanatçılara göre alaylı, biraz daha kara düzen. Evde zaman buldukça kitap okuma, yarım saat bir enstrümanla uğraşma. Genelde spor enstrüman ve kitap başka bir şey yok.

HAYATININ DÖNÜM NOKTASI

Ülkü ocakları başkanlığı benim için dönüm noktası. Adem Evcil, benim geçmiş dönem ülkü ocakları başkanım aynı zamanda çocukluk arkadaşım. Caddede beraber simit sattık biz. Ona hayırlı olsun ziyaretine gittiğimde, ocak yönetimi olarak bizi görevlendirdi, 1.5 sene sonra da ocak başkanı oldum. Benim hayatımda dönüm noktasıdır. Kimse Bolu’da bizleri tanımazken, bir anda Bolu’da, sosyal çalışmalarıyla basında yer alan bir insan oldum. Biz şundan memnunuz, Ülkü Ocaklarının ismi geçmiş dönemde kirletilmişti. Biz 2.5 yıldır bunun mücadelesini verdik. İnşallah da bunun kırıldığına inanıyoruz. Olumlu dönüşler alıyoruz. Yardım faaliyetleri, sosyal sorumluluk projeleri, ramazanda kumanya kampanyaları, bayramlarda çocuk giydirme kampanyaları oluyor, ihtiyaç sahibi ailelere gücümüzün yettiği kadar yardım etme faaliyetlerimiz var. Bir tane kendi mülkümüz var, ocak başkanlığım döneminde. Orada da 40 metrekarelik bir alanı etüt merkezi haline getirdik. Profesyonel hocaların eşliğinde orta son, lise son sınıf öğrencilerine ücretsiz matematik, fizik, kimya derslerimiz verilmeye başlandı. Bizim belirlediğimiz haftalık konularda, kızıl elma, dini konular, tarihi konular, günümüz siyasi gündemi ile ilgili arkadaşlarımıza konferansçılar getirip seminer veriyoruz. Biz legal olarak Milliyetçi Hareket Partisi ile bir bağımız olmasa da, bizim fikirlerimizi en iyi temsil eden noktasında Milliyetçi Hareket Partisi olduğu için ona bir gönül sevdamız var. Ama Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bey’dir. Gönül birlikteliğimiz olduğu için de aynı kurummuşuz gibi bir intiba var. Oradaki arkadaşlarımızın da çoğu ülkü ocaklarından yetişip, artık biraz daha siyaseti, ülkü ocakları bir tık daha siyasetten uzak ama Milliyetçi Hareket Partisi bunun uygulamaya geçtiği yerdir. Hamur burada hazırlanır, orada bitirilir. Biz şimdilik görevimizin başındayız, buradan da memnunuz. En azından siyasette biraz daha insanlar menfaat beklentisindeyken, burada çalışan bize çay getiren arkadaşlarımız tamamen gönüllülük esası ile çalışan insanlar. O yüzden burası samimiyetin biraz daha farklı olduğu bir yer. 

KORKULARI

Her insanda olduğu gibi en başta Allah’tan korkuyoruz. Onun haricinde, sevdiğimiz, kıymet verdiğimiz, arkadaşlarımızın, eşimizin, dostumuzun kırılmasından çok korkarız. Yanlış anlaşılmaktan, itibarımızın kaybolmasından korkarız. Paramız olmasın ama itibarımız olsun, karakterimiz olsun. Ben küçükken çok hareketli bir çocuktum. Kavga ederdim. Babam derdi, bana namussuzlukla, arsızlıkla, hırsızlıkla gelme ne ile gelirsen gel derdi. Biz de onu hayatımızda ilke edindik. Olmuştur hayatımızda kavgalarımız, gürültülerimiz. Ama Allah’a şükür, itibarsız kalmaktan, şerefsiz olmaktan, bir de Allah’tan korkarız.

HAYATTAN BEKLENTİLERİ

Hayat çok kısa hayattan çok fazla da bir şey beklememek lazım. Hadise uyabilmenin çabası içindeyiz. Yarın ölecekmişiz gibi ahirete, hiç ölmeyecekmişiz gibi bu dünyaya çalışıyoruz. Biz ahirete çok çaba gösteremiyoruz. Hiç ölmeyecekmişiz gibi gidiyoruz. Ben hedeflediğim birçok şeye ulaştım. Ben kanaatkâr bir insanım, aman şu olsun bu olsun diye değil. İşsiz güçsüz bir adamdık, asgari ücretli bir işe girdik. Sonra Allah’ım sen bize daha hayırlı işler ver, memur yaptı. Çok da fazla maddi bir isteğimiz yok. Ama bulunduğumuz makam bakımından, üniversitede 400’e yakın öğrenci teşkilatımız, ortaöğretimde de 550’ye yakın öğrenci teşkilatımız var. Biz buradan gittiğimizde manevi olarak o kardeşlerimizin gönlünde yer bırakmak bizim temennimiz. Makamlardayken, insanları herkes sever, önemli olan makamdan sonra insanların bizim arkamızdan ne konuştuğu. İtibar, haysiyet, şeref burada da o çıkıyor karşımıza. Bizim manevi beklentimiz var. Çok fazla insanların beklentiye girmesi hoş değil. Aman ev alayım, tarla alayım, birinci evimi aldım ikinciyi alayım, arabamı aldım onu yükselteyim, demedim. Paylaşmayı severiz, varsa hemen cebimizdekini üçe beşe böleriz. Kanaatkâr olmak lazım. Onun haricinde hayattan maddi beklentimiz yok. Sağlık olsun başka bir şey yok.

“ÖNYARGILAR KALKSIN”

Biz Ülkü Ocaklarında insanların önyargısının kırılması için elimizden geleni yapıyoruz. İçerdeki vizyon olsun, temizlik olsun. Bizim eskiden rahatsız olduğumuz konulardı. O zaman yaşımız küçüktü baştakiler ne diyorsa oydu. Geçmiş dönemlerde neyi beğenmediysek değiştirdik. Kitap yoktu, 10 – 15 metrekare kütüphane yaptık, ders dedik, gençliği ileri yönelik hazırlayacağız onla mücadele ettik. Örgüt, FETÖ, PKK bir sürü yere öğrenci arkadaşlarımızı kaptırdık. Biz niye yapmayalım dedik, şu anda 25 tane öğrenci evimiz var dörder tane arkadaşımızın kaldığı. Hepsinin kumanya, eşya giderleri bizim hayırsever iş adamlarımız tarafından karşılanıyor. İnsanların ön yargısının kırılıp gelip burada yerinde bizi görmelerini, arkadaşlarımızın nasıl faaliyetler yaptıklarını görmeleri lazım. Elhamdülillah bunu kısmen başardık, basının da desteği ile bunu başardık. Bizim anlatmak istediğimiz budur.