Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Hasan AYAR

2286 görüntüleme

Hasan AYAR (İşadamı-Müteahhit)

Doğum: 15 Temmuz 1975 Gerede/Bolu

Okul: Gerede Yakakaya Köyü İlkokulu, Gerede Lisesi Orta Bölümü, Bolu İzzet Baysal Endüstri Meslek Lisesi Elektronik Bölümü, AÖF Kamu Yönetimi…

Meslek: İşadamı-Müteahhit

Bulunduğu Görevler: AK Parti Gerede Gençlik Kolları Kurucu Üyesi, bir dönem AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyeliği, AK Parti Bolu Belediye Meclis Üyeliği, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Üyesi, MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi, bir dönem Boluspor Yönetim Kurulu Üyesi…  

DEDEDEN MİRAS MESLEĞİ DEVAM ETTİRİYOR

Bolu’nun tanınmış isimlerinden, başarılı işadamlarından birisi…

50 yıllık deden miras inşaat mesleğini yeni adıyla müteahhitliğini devam ettiriyor…

Yıllardır aile mesleğini daha da yukarılara taşımak için gece gündüz demeden çalışıyor…

AK Parti Gerede Gençlik Kolları Kurucu üyesi olarak girdiği siyasetin birçok kademesinde görev aldı. Halen Bolu Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapıyor…

Hem siyasette hem de Sivil Toplum Kuruluşlarında aktif rol aldı, almaya da devam ediyor…

Geçmişine değer veren ve özlem duyan biri olarak, insanların geçmişine sahip çıkmasını savunanlardan…

Bolu’nun başarılı müteahhitlerinden, Arsel İnşaat sahibi, Bosch dayanıklı tüketim malzemeleri bayisi Hasan Ayar’ın hayat hikayesi…

15 Temmuz 1975 yılında Abdullah ve Bahire Ayar çiftinin dört çocuğundan biri olarak Gerede’de dünyaya geldi Hasan Ayar. Bolu’da yıllardır faaliyet gösteren Arsel İnşaat ve Bosh yetkili bayisi olarak ticari faaliyetini sürdürüyor. Gerede Yakakaya Köyünde başlayan okul hayatı Gerede Lisesi Orta Bölümünün ardından Bolu İzzet Baysal Endüstri Meslek Lisesi Elektronik Bölümünde devam etti. Açık Öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi ikinci sınıfta eğitim hayatını bitirdi. Hasan Ayar hayat hikayesini şu şekilde özetliyor…

KÖYDE BÜYÜDÜ

Biz köyde büyüdük. Bizim yaptığımız meslek de babamızın mesleği, biz boş kaldığımızda, çocukluğumuzda, baba mesleği ile iştigal ettik. O yüzden baba mesleğini devam ettiriyoruz. Bizim ailemizde yaklaşık 50 senedir inşaat işi yapılıyor, dededen miras. Dedem 1986 yılında öldü, marangozdu, eski ev ustası. Karkas dediğimiz, bizim özellikle Gerede bölgesinde vardır. Ahşap arası tuğla. Ondan sonraki süreçte amcam, babam, amcamın çocuğu halen daha beraber ortak çalışıyoruz.

DEDE MESLEĞİNİ DEVAM ETTİRİYOR

Aileden gelen bir meslek olduğu için biz onu biraz daha yukarı taşımaya gayret ettik. Şu anda yaptığımız o. Bu işin fırınında, inşaatın imalatında çalışan nesil bizden önceki nesildi. Biz daha çok üretim ve pazarlamasını yaptık. Bu süre içinde bir de bünyemize dahil ettiğimiz dayanıklı tüketim malları var. O da inşaata eşdeğer olduğu için. mesela inşaata birinci öncelikli malzeme nedir? Buzdolabı, çamaşır makinesi, v.s. iç içe olduğu için de böyle bir sektöre girdik. Bu arada da çocuklarımız büyüdü onların da ek işe ihtiyacı oldu. Sektördeki devamlılık bu şekilde. 

AİLE HAYATI

Evliyim. Bizim yöresel bir adet belki. 18 yaşında nişanlandım, 19 yaşında evlendim. 25 yıllık evliyim. 24 yaşında bir oğlum var üniversitede inşaat mühendisliği okuyor. Eşimin ismi Zeynep, ev hanımı kendisi. Büyük çocuğum erkek o inşaat mühendisliği okuyor ismi Erhan. Kızım Elif de kamu yönetimi ikinci sınıfta okuyor Abant İzzet Baysal Üniversitesinde. Onun küçüğü de İngilizce Öğretmenliğinde okuyor, o da Abant İzzet Baysal Üniversitesinde. En küçüğü de 6 yaşında anaokuluna gidiyor. Küçüğün ismi Ravza, onun büyüğü de Emine.

ERKEN YAŞTA EVLENDİ

Bizim evliliğimiz pek görücü usulü sayılmaz. Biz aynı köyün içindeydik. Biz birbirimizi görüyorduk. Ama şöyle bir gerçek var; o yıllarda evliliğe bizim bakışımız şöyleydi. Belirli bir yaşa gelmişsin, liseyi bitirdim nişanlandım, nişanlandığımın yılı da evlendim. O zaman sorarlardı senin evlenme zamanın geldi, sana kimin kızını alayım? Sorunun şekli direkt buydu. Senin kafanda biri yoksa, akrabalardan başlardı, teyze kızı, hala kızı, onlarda da yoksa sana kimi alayım? 1993’te evlendim ben. Benim bulunduğum muhitte biri askerden gelmişse biri, 20 yaşın üzerindeyse evlenme şansı azdı. Benim yaş grubumda okul hayatı olmadan 15 – 16 yaşında evlenen arkadaşım çoktu. 

SİYASİ HAYATI

Siyasetle birebir iştigal eden biriyim. AK Parti Gerede Kurucu Gençlik Kollarındaydım. 2001 yılında parti kurulduğunda. 2013 – 2016 arasında da AK Parti Yönetim Kurulunda Halkla İlişkiler Başkanıydım. Sivil toplum kuruluşu olarak da sanayi ticaret odası üyesiyim. İki dönemdir de meclis üyesi aynı zamanda inşaat komitesi üyesiyim. MÜSİAD’da yönetim kurulu üyesiyim, dış ilişkilerden sorumluyum. Ayrıca Boluspor’da da bir dönem yöneticilik yaptım.

HOBİLERİ

İnşaat sektöründe hobilerimiz dediğin zaman, bizde maalesef çalışmadır. Çünkü inşaatçının Cumartesi Pazarı yoktur. Bizde işin olmadığı gün bir fuara bir yere gezmeye, buna yaz tatilleri de dahil olmak üzere işe endeksli yaparsın. Bizim sektörü de kış mevsimi boş olduğu için kış uzun ve soğuk geçtiği dönemlerde inşaatta herhangi bir şey yapamazsınız. O dönemde de fazla tatil olanağı olmaz. Önceden futbolu ufak tefek oynardık, araç sporları severim. Hobi olarak söyleyebileceğimiz çok fazla bir şey yok. Ya çalıştık, ya sivil toplum kuruluşlarında görev aldım.

GEÇMİŞE SAHİP ÇIKMAK ÖNEMLİ

Yaşadığınız hayatta size en yakın olanı hatırlamaya çalışıyorsunuz. Ama bu ne zamana kadarmış, 43 yaşındayım, 40 yaşına kadarmış. 40 yaşından sonra eskileri hatırlayıp mutlu olmaya başladım. Şu andaki yaşadığımız hayatla, bizim çocukluğumuzdaki hayat arasında fark var. O zaman mutlu eden şeyler ne kadar basit, ne kadar kolay, ne kadar ulaşılabilirmiş. Ama bizim gözümüzde, çok büyük hadiselerdi onlar. Ben ilkokulu köyde okudum Gerede’de, okul okumak farklıymış. Sonra lise hayatına Bolu Merkez’de başladım. Elektronik bölümü, elektronikle iştigal edecek bir konum yoktu aslında. Ama o süreçte bizim o yaş grubunda en önemli şey, bilgisayar öğrenmek, yeni teknolojileri öğrenmek, elektronik revaçtaydı. Küçük şeyler bizi çok mutlu ediyordu. Ama şu an bakıyorum. Gençliğe üzülüyorum açıkçası. Çok yapay. Hayat değişti, çocuklar toprağa basmayı bilmiyor, çocuklar sokaktan bir ev hayvanı geçtiğinde o hayvandan korkuyor ürküyor. Akşam evde et olarak yediğimiz bir koyunu gördüğünde korkuyor. Ben o günlere hasretim. Merada hayvanların otladığını görmek bize zevk vermiyormuş, iş gibi bakıyormuşuz biz ona. Ama şu an o hayvanları izlemek mutluluk veriyor. Şimdiki neslin hayatı maalesef telefon, internet, bilgisayar üzerine kurulu. Bu iş eskiye muhtemelen dönmez. Ama bence insanların geçmişine sahip çıkması lazım. 

KORKULARI

Hayat endişe edilebilir bir şeydir, korku biraz daha farklı bir şey. Korku anlık yaşanır. Ticaret yapıyorsan, ticaretinin aksayacağından korkabilirsin, rahatsızlığından endişelenebilirsin. Ama uzun soluklu korku anlamında ben bakmam olaylara bu geçicidir.

İNSAN GİBİ YAŞAMAK EN GÜZELİ

Türkiye’de 2000’li yılların öncesi var. Biz de iş hayatında çok aktif değildik ama öğrencilik vardı o yıllarda. Hakikaten o yıllarda çok zor ve sıkıntılı süreçler yaşandı. Başının kapalı yada açık olmasıyla insanlar sınıflandırıldı. Artık şu anda o dönemlere baktığında kimsenin umurunda değil. Kimse böyle bir şeyin hesabını yapmıyor, yaşanmamış gibi. Siz burada yaşıyorsanız sizin dininizin, ırkınızın, lehçenizin farklı olması bir şey ifade etmiyor. Önemli olan iyi insan olmak. İyi insan olmak farklı mana ifade ediyor olabilir ama hepimiz eşitiz. Sonuçta net olan bir şey var hepimiz insanız insan gibi yaşamak en güzeli.