Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Adem EVCİL

2038 görüntüleme

Adem EVCİL (Siyasetçi - Eğitimci)

Doğum: 26 Temmuz 1986 Bolu

Okul: Bolu Sakarya İlkokulu, Bolu 50. Yıl Ortaokulu, Bolu Atatürk Lisesi, Bolu İmam Hatip Lisesi, AİBÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu, Düzce Üniversitesi Spor Bilimleri FakültesindeYüksek Lisans, Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde Yüksek Lisans devam ediyor…

Meslek: Eğitimci

Bulunduğu görevler: Ülkü Ocakları İl Başkanlığı, Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanlığı, Halen Milliyetçi Hareket Partisi Bolu Milletvekili Adaylığı…

HUZUR; 5 VAKİT NAMAZ VE 2 VAKİT SPORDA…

Orta gelirli bir ailenin 5 çocuğundan ikincisi olarak Bolu’da dünyaya geldi...

Başarılı bir okul hayatı geçirirken, 15 yaşında gittiği bir konserle tanıştı Ülkü Ocaklarıyla…

Lise reisliğinden, il başkanlığına kadar uzanan 16 yıllık yolun sonunda, siyasi hayatının dönüm noktası oldu belki de MHP İl Başkanlığı…

Hem de çok zorlu bir süreçte…

Birçok teşkilatın görevden alındığı süreçte, Bolu’daki ülkücü camiayı tekrar şaha kaldırmak zor olmadı O’nun için…

Ocak Başkanlığı döneminde de, MHP İl Başkanlığı döneminde de yüzlerce projeyi hayata geçirdi ekibiyle…

‘Vatanımızı sokakta bulmadık’ diyen bir vatan ve millet sevdalısı…

Söz verip de yerine getirmeyen insanlara hiç tahammül edemeyen,

Huzuru 5 vakit namaz ve 2 vakit sporda bulan,

Proje üretmeyi çok ama çok seven,

Gazete dağıtıcılığından, manifaturacılığa kadar birçok alanda ekmek parasını kazanan, Sağcısı, solcusu, her kesimden saygı ve sevgi gören,

Bolu’nun başarılı, genç, dinamik, saygılı siyasetçisi Adem Evcil’in soluksuz okuyacağınız hayat hikayesi…

26 Temmuz 1986 yılında Bolu’da dünyaya geldi Adem Evcil. Ortaokul, lise ve üniversite hayatını da Bolu’da tamamladı. Sakarya İlkokulunda başladığı öğrenim hayatına 50. Yıl Ortaokulunda devam etti. Kısa bir süre Bolu Atatürk Lisesinde eğitim gördükten sonra Bolu İmam Hatip Lisesi hayatı başladı. Bolu İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra da Abant İzzet Baysal Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulunda öğrenimime devam etti. Geçen yıl itibariyle Düzce Üniversitesi Spor Bilimleri FakültesiYüksek Lisans Programını birincilikle kazandı. İlk dönem derslerini tamamlayarak an itibariyle Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Adem Evcil soluksuz okuyacağınız hayat hikayesini de şöyle özetiyor;

15’Lİ YAŞLARDA BAŞLAYAN ÜLKÜCÜLÜK SERÜVENİ

Biz Ülkü Ocakları ile çok küçük yaşta tanıştık. 15’li yaşlarımda o dönem bir konser için babam götürmüştü beni Ülkü Ocaklarının bir organizasyonuna. O organizasyon bittikten sonra kendimi bildim bileli Ülkü Ocaklarının içindeyim. Lise reisliğinden, çay dağıtmasından, sosyal faaliyetlerinden, orta öğretiminden, ikinci başkanlığından, ocak başkanlığından, üniversite başkanlığından, il başkanlığına kadar bir süreç yaşadım. Dönüp lise arkadaşlarıma da sorsan, Adem Evcil’i nasıl bilirsiniz diye ülkücü derler, üniversite arkadaşlarıma da sorsanız ülkücü derler, sosyal arkadaşlarıma da sorsanız onlar da ülkücü derler. Dolayısıyla yıllarca bu hareketin içinde her türlü görevi aldık. Bundan sonra da Allah ömür verdiği sürece Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları içinde üzerimize düşen her ne olursa, çaycılık olursa çaycılık, paspas çekmek olursa, paspas çekmek, başkanlık olursa başkanlık, aklına gelebilecek her türlü alanda genel başkanımızın bir talimatıyla görev almaya hazırız.

BİRÇOK PROJEYE İMZA ATTI

Çok uzunca yıllardan beri bu camianın içindeyim. 2001 yılından beri aktif olarak Ülkü Ocakları ve Milliyetçi Hareket Partisinin içindeyim. İmam Hatip Lisesinin okul reisiydim. Oradan başlayan bir serüvenle birlikte, sosyal faaliyetlerinde, ortaöğretimde, eğitim masasında, üniversite başkanlığında, ocak ikinci başkanlığında, başkanlıktan, Milliyetçi Hareket Partisine geldi bu süreç 2001’den bu zamana kadar. 2015 yılının 7 Ocağında Ülkü Ocakları il başkanı olarak göreve başladım. Çok zorlu bir süreçti. Malum çözüm sürecinin son kırıntıları devam ediyordu. Üniversitede yaşananları hepimiz biliyorduk. Çok zorlu bir süreçti. Çok zorlu şartlarda devraldık görevi. Ama hiç yılmadık. 17 ay boyunca başkanlık görevini layıkıyla taşımaya çalıştık. Ben bıraktığımda 300’ün üzerinde irili ufaklı faaliyet yapılmıştı. Bu faaliyetler sosyal sorumluluk projelerinden tut da, ihtiyaç sahiplerine yardıma kadar. İhtiyaç sahiplerine yardımdan tut da eğitime kadar, oradan tut, Cuma namazlarında bir Fatiha da sen oku etkinliğine kadar, birçok etkinlik yaptık. Bizim düsturumuz insanı yaşat ki devlet yaşasın. Çalışmamız, mücadele etmemiz lazım. Sokakların durumu belli. Çok zorlu bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte çocuklarımızı sokaktan uzak tutmak adına, gerek kültürel, gerek milli, gerek yerli faaliyetlere devam etmemiz gerekiyor ki, bu kardeşlerimiz tarihini öğrensinler, bu kardeşlerimiz nasıl bir coğrafyada yaşadığını öğrensinler. Bu kardeşlerimiz bu coğrafyanın nasıl bedeller ödenerek, buraların yurt tutulduğunu öğrensinler.

 

ÜLKÜ OCAKLARI BAŞKANLIĞINDAN MHP İL BAŞKANLIĞINA

17 ay Ülkü Ocakları il başkanlığı yaptım. Kimilerinin muhalif süreç olarak adlandırdığı, kimilerinin biraz daha farklı isimler koyduğu bir süreç başladı. Bu sürecin karşısında belki de Türkiye’de birçok insan bu kervana katılmış giderken, biz bu işin böyle olmayacağını, bizim lider, doktrin, teşkilat üçlememizin olduğunu, bizim nasıl ki İslam’ın şartı beşse, nasıl ki imanın şartı altı ise, Milliyetçi Ülkücü hareketin, şartı da, farzı da üç. Lider, doktrin, teşkilat. Bizler hayatlarımızı buna göre kurarız, bu bağlamda yaşarız ve bu bağlamda ölürüz. Bizler bugün bu partinin, yarın başka bir partinin, bayrağını sallamayız, bizler omurgalı dik bir duruşla ülkücü doğduk, Allah bize son nefesimizi ülkücü olarak vermeyi nasip etsin deriz. Bizler beşikten mezara bu süreci yaşayacak insanlarız. Bu sürece çok ucuz bir şekilde buradaki teşkilatları hallaç pamuğu gibi dağıtarak, bir furyanın peşine takılıp giderek, buraları yüzlerce bin lira borçlar bırakarak, bizler böylesine bir süreçte burayı devraldık. Olaylı bir süreç geçti. Bu sürecin ardından, sayın genel başkanımızı bizatihi talimatları neticesinde Milliyetçi Hareket Partisi Bolu İl Başkanlığına atandım. Çok zorlu süreçler geçti. İlk gün gazeteci arkadaşlar geldi, onlara çay verecek ikinci bir adam yoktu. Bu harekete bunları yaşatmak, bizim beş bin şehidimizin kanı üzerinde oturup burada siyaset yapmak, bu kadar basit değil. Ben buradan kalkıp gidiyorum diyemezsin. Milliyetçi Ülkücü Hareketin bir başkanıysan önce o şehitlere bunun hesabını vereceksin. Dünyada olmazsa ahirette onlar birilerinin mutlaka yakasına yapışacaktır.

ZORLU BİR SÜREÇTE İL BAŞKANLIĞI

Zorlu olaylı bir süreçle il başkanı oldum. Göreve gelmemizin hemen hemen her gününde farklı olaylar yaşandı. Sekiz teşkilatın sekizi de görevden alınmıştı. Hemen ivedi bir şekilde teşkilatlarımızı kurduk. Yıllardır yapılmamış, bir şekli ile ötelenmiş, yıllardır kötü izbe yerlerde bir şeyler yapılırken, bizler yepyeni, pırıl pırıl bir il binası kazandırdık. Ülkü Ocakları başkanlığımız döneminde de Ülkü Ocakları başkanlığımıza bıraktığımızda Ülkü Ocaklarının tarihinde daha önce bir defa olmuş, sonra satılmış bir yeri vardı. Biz ocak başkanlığını bıraktığımızda bizden sonraki arkadaşımıza bir şey bıraktık. Ona itibarlı bir ocak bıraktık, ona bir ocak yeri bıraktık, ona çok daha güzel bir teşkilat bıraktık. Bundan sonraki süreçte de aynı mücadeleye devam ettik. İvedilikle bütün teşkilatlarımızı açtık. Ondan sonra da 15 Temmuz hain darbe girişimi ülkenin gündemine oturdu.

15 TEMMUZ HAİN DARBE GİRİŞİMİ

Sayın Genel Başkanımızın önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben ilkesi ile aynı düsturda hareket ettik. Burada Bolu’nun meydanları bizim 15 Temmuz gecesi nerede olduğumuzu önce Allah sonra kendileri şahitler. Meydandan bir an bile kaçmadık. Demokrasinin yanında olduk. Sokak sokak, hane hane genel başkanımızın o akşamki takdire şayan duruşunu anlattık. Ülkenin bekasının siyasetin çok daha ötesinde bir şey olduğunu insanlara anlatmaya hala devam ediyoruz. Ülke, vatan, millet, bayrak varsa siyaset var. Bunlar yoksa siyaset yok. Bunlar yoksa ne Ak Partinin bir önemi var, ne MHP’nin bir önemi var, ne CHP’nin bir önemi var. Bu ülke varsa, her şey var. Vatansızlığın ne demek olduğunu Suriye’den kaçıp kıyılarımıza vuran çocuk cesetlerinde gördük. İçimiz parçalandı yüreğimiz dağlandı. Vatansızlığın ne olduğunu o şişme botlarda, patlayan botlarda ölen insanlarda gördük. Vatansızlığın ne olduğunu kendi sınırlarından kilometrelerce uzakta bir düzen kurmaya çalışan düşük maaşlarla çalışan ailesini geçindirmeye çalışan insanların gözlerinde gördük. Biz, vatanımızı sokakta bulmadık. Binlerce şehidimizin kanı var. Biz canımızı vermeden kanımız dökülmeden bir çakıl taşını bile bu memleketten vermeyeceğiz. Gördünüz 15 Temmuz’da. Biz 15 Temmuz akabinde birçok yeri ziyaret ettik TBMM’nin ne halde olduğunu gördük. Bir ülkenin meclisinin bombalanabilecek kadar hain bir işin içine giren güruhla karşı karşıya kaldık. Özel Harekat Daire Başkanlığında o vatan evlatlarının uykularında bombalandığını gördük, bizim silahlarımızla, bizim uçaklarımızla, bizim mermilerimizle bizim vergilerimizle. Oradaki atmosfer unutamayacağım hadiselerden biridir. Ömer Halisdemir’in babası Hasan Hüseyin Halisdemir’i ziyaret ettim. Hasan Hüseyin Amca’dan ayrılırken, bana şöyle bir şey söyledi, göğsümüze dokundu ve şöyle dedi; ben de sizdenim. Ne dedi ki dedim, ben de sizdenim. Bunu derken, ben de ülkücüyüm demek istedi. Ben o gün o saat, o dakika ülkücülüğümle bir kez daha gurur duydum. O gururu bize yaşattı. Onun gibi bir babadan böyle bir evlat doğarmış. Hep derler, bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir yiğidi, bir yiğit bir vatanı kurtarır.

ARTIK SEÇİLMİŞ İL BAŞKANI

Sonraki süreçte genel başkanımızın yapmış olduğu bir çağrı ile Sayın Cumhurbaşkanının, yasa dışı, anayasayı ihlal eder şekilde davranışlarının olduğu, ya anayasal çizgiye gelmesi ya da Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile birlikte anayasal çerçeve çizilmesini, sürekli yıllardır konuşulan bir başkanlık sistemi gelecek. Çeşitli isimlerle gündeme gelen süreci, sayın genel başkanımız, grup toplantısında yapmış olduğu bir konuşma ile ülkenin gündemine taşıdı. Dedi ki, artık bizim gündemimizin artık bu tarz meselelerle oyalanacak vakti yok. Artık getirin değerlendirelim ve sandığa gidelim, demokrasinin vazgeçilmezi. Değerlendirmeler yapıldı, ilk Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak isimlendiren sayın genel başkanımızdı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi halkoylamasına sunuldu. Biz de il başkanı olarak, 1999 yılından bu zamana kadar Milliyetçi Hareket Partisi içinde bulunduğu ilk seçimi kazandık. Bolu’da bir tane Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilini 3 tane belediye başkanına rağmen, Bolu bütün ilçeleri ile birlikte evet dedi ve %62’lik bir irade ile evet dedi. Sonraki süreçte kongrelerimizi hızlı bir şekilde tamamladık. Atanmış il başkanı idik, seçilmiş il başkanı olduk. Sonra da malumunuz, genel başkanımız 24 Haziran seçimlerini işaret etti ve bu bağlamda çalışmalarımıza devam ediyoruz. 

EN HOŞLANMADIĞI ŞEY

Benim hayatta hoşlanmadığım şey, insanların söz verip tutmamasıdır. Ben insanların şahsiyetini ağzından çıkacak kelime ile tartarım, bir insan ağzından çıkan kelime kadar adamdır. Benim en takıldığım konu, en çok öfkelendiren budur. Sözünün eri olacaksın. Yapabileceğini yapacak, yapamayacağına ben yapamam diyeceksin. Bu insan olmanın en büyük gereğidir zaten. Çok lüzumsuz sorudan hoşlanmam, gereksiz yere soru sormadan hoşlanmam. Anahtarı alıp kapıyı açacaksın, anahtarı alıp kapıyı açayım mı diye soran adamı sevmem. Pratik zekalı insanı severim, en sevdiğim insandır. Ama işi bir şekli ile yokuşa süren, olacak işi olmaz yapan vatandaşı oyalayan insanlardan hiç haz etmiyorum. Ben huzuru beş vakit namaz, iki vakit sporda görüyorum. Allah müsaade ettikçe, uzun zamandır beş vakit namazımı hiç bırakmadım. Her gün mutlaka bir defa yatmadan önce Yasin’i Şerif okurum ve İnşirah Suresini bir an dilimden düşürmem. Hz. Peygamberimizin en sıkıntı yaşadığı anda okuyup kalbini ferahlatan suredir. ‘Sizin gönlünüzü genişletmedik mi?’ der surenin içinde. ‘Size muhakkak, zorlukla birlikte bir kolaylık verdik’ der.         

SPOR YAKIN İLGİ ALANI

Spor yaparım, çeşitli sporlar yaparım. Çok da severim spor yapmayı. Boks, yüzme, fitness, bisiklet, badminton, tenis… Her alanda diyebilirim sporun olduğu yerde beni görebilirsin, o kadar keyif alırım spordan. Çok fazla film izlerim, kitap okumayı çok severim. Filmde ciddi anlamda bir film kültürüm vardır.Bugüne kadar yaklaşık 1500’ün üzerinde film izlemişimdir, yerli yabancı çok severim. Özellikle başarılı insanların hayat hikayelerini konu alan filmleri çok severim.

PROJE ÜRETMEYİ ÇOK SEVİYOR

Proje üretmeyi çok severim. Akşama kadar yüzlerce proje üretebilirim. Siyaset zaten üretkenliği gerektiriyor. Birçok faaliyetin fikir babalığını yapmışımdır. Bir Fatiha da sen oku, Türkiye’nin dört bir yanında bizim camiamızın farklı alanlarında uygulanmıştır. En tatlı sabahlar, sabah namazı ile başlar, Türkiye’nin birçok yerinde yapılmıştır. Her bir kapıya bir kumanya birçok yerde uygulanmıştır, Ramazan Bayramlarında ihtiyaç sahibi bir çocuk da sen sevindir kampanyası birçok yerde uygulanmıştır.  Biz bunlarda Peygamber Efendimizin sünnetinden ayrılmıyoruz. Sağ elin verdiğini sol el görmesin diyoruz. Sadece aracılık yapıyoruz. İhtiyaç sahibi bir çocuk da sen giydir kapsamında sen geliyorsun, bir çocuk da ben giydirmek istiyorum diyorsun. Ona bir bedel biçiyoruz. Biz sadece bunun aracılığını yapıyoruz. Bolu’nun dört bir tarafında yetim, öksüz, özel bir titizlikle devletin ulaşamadığı aileleri tespit ediyoruz. Bu ailelerin çocuklarının bayram sevincine ortak oluyoruz. Çünkü biz çocukluğumuzdan bu yana bayramlarda başkalarının verdiği elbiselerle büyümüş bir kardeşinizim. Yokluktan geldik, Allah’a şükürler olsun kendimizi şu an geçindirebiliyoruz.

SOKAKLARDAN GELDİK

Adem Evcil kim? İçinizden biri. Bolu’nun sokaklarından geldim. Adım atmadığım, yürümediğim, İzzet Baysal Caddesinde ki bize göre mecburiyet caddesidir, oturmadığım, adım atmadığım ayağımın değmediği hiçbir yer kalmadı diyebilirim. Bu sokaklarda oynadım. Bu sokaklarda çiçek topladım, bu sokaklarda mücadele ettim hep bu sokaklardaydım. Farklı farklı işlerde çalıştım. Mesela çalıştığım işlerden biri de Rasim Abi’nin (Köroğlu TV Haber Müdürü) yanında çalıştım. Gazete dağıtımında çalıştım. Köroğlu Haber ailesi benim için çok başkadır, Rasim Abi, Mehmet Ali Abi, onlar gerçekten benim için çok farklıdır, çünkü kendileri ile mesai arkadaşlığı da yaptık. O yıllardan buralara geldik. Manifaturacıda çalıştım, deterjancıda çalıştım, eşya taşıdım, birçok alanda Bolu’da bulundum. Yıllar içinde böyle bir süreç geldi geçti bizim için. Devlet memuru bir babanın evladı iken bugün bu durumdayım. Aldığım hiçbir karardan geri dönmedim. Tek başıma da kalsam doğru bildiğimden asla sapmadım. Hep şunu söyledim, kalbimden geçirdim, Allah dedim yürüdüm. Doğru duvar yıkılmaz ne olursa olsun. Birileri bize alkışlıyor diye bu davaya sahip çıkmayacağız, birileri bize küfrediyor diye davadan da vazgeçmeyeceğiz. Bu dava hak dava, bu dava Allah davası, bu davanın sonuna kadar gücümüz yettiğince savunmaya devam edeceğiz. Gerek yaşantımızla, oturmamızla, kalkmamızla, yürüyüşümüzle, gerek duruşumuza bu davaya hizmet edeceğiz. 

BİRÇOK İŞ YAPTI

Eşimle ilk tanışmamız, yada ilk konuşmamız diyelim şöyle oldu. Üniversite yıllarımda, kendisi de benimle aynı okulda. Benden çok sonra okula başladı. Ben hep takılırım ona, sen lisedeyken, ben üniversitede okuyordum diye. Yine üniversitede bir terör örgütü mensupları ile arkadaşlarımızın bir kavgasının arasında kalıyor kendisi. Konulara da çok vakıf olmadığı için, telefonla beni aradı öyle bir yakınlık kurduk. O can havliyle anlatıyor, o zannediyor ki, bizim kardeşlerimizin onlara saldırdığını zannediyor ya da böyle bir kavga çıktığını zannediyor. Ama işin detayını biz biliyoruz. Arada kaldığı için de korkuyor. Ondan sonraki süreçte birbirimizi tanıma fırsatı bulduk. Hayatta üç şeyi Allah yazarmış, bir doğduğun gün, hayat terazisinde hiç şaşmazmış. İki evleneceğin insan, üç öleceğin gün. Bunların üçü o defterde yazarmış. Bunlar hiç şaşmaz, vakti saati geldiğinde hepsi olur. Kendisini ilk gördüğümde, ben bu kızla evleneceğim dedim. Herkes bana gülmüştü. Ondan sonra kendisi ile tanıştık tam nişanlanalım dedik. Tanıştık 4 – 5. Ayda nişanlanma sürecimiz oldu. Nişanlandık, evlenelim süreci oldu, biz nişanlı iken Ülkü Ocakları başkanlığı süreci oldu. Orayı toparladık dedik, düğün günü alalım dedik, il başkanlığı süreci çıktı bu sefer de. İl başkanlığı sürecinde 14 Temmuz yada 16 Temmuz düğün tarihi konuşuyoruz. 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Ondan sonraki süreçte malum referandum. Referandumu atlattık bir boşluk bulduk, geçen sene 14 Mayıs’ta evlendik. Bir senedir 10 yada 15 sefer yüzünü görmüşümdür. O kadar zor ve yoğun bir süreç geçiriyorsunuz siyasi parti il başkanı olarak neye uyanacağınız belli değil. Ülkenin böyle zorlu bir süreci geçiyor, geldi bir boran, gidiyor bir tufan. Dört yıldır böyle bir sürecimiz var.

“SOKAKLARA FEDA EDECEK BİR TANE KARDEŞİMİZ YOK”

Biz sokaklardan geldik sokaklara feda edecek bir tane kardeşimiz yok. Biz çocuktuk abimle ayakkabı boyacılığına giderdik abimle sokakların ne kadar karanlık ne kadar kötü ne kadar pislik olduğunu iyi biliriz. Sokağa terk edilen bir tane gencimiz yüzlerce genci sokaklara terk eder. O sokakların karanlığında kaybolur giderler. Sokaklarda bir bedel ödenecekse ben öderim benim kardeşlerim değil. Adem Başkan onları sokaklara indirseydi, o sokaklar Teksas gibi olurdu. Adem Başkan onları sokaklarda kavga ettirmedi, Adem Başkan onları birilerine peşkeş çekmedi.

TEK KURTULUŞUMUZ; OKUMAK

Ben İl başkanı olduğumdan beri masamda bir tane Kuran’ı Kerim, bir tanede Türkçe Meali var. Gelip Kuran’ı Kerim’i Arapça okuyamıyorum diyene açıyorum buradan okuyorum Allah ne diyor? Zaman dilimini öyle yada böyle dolduracağız öleceğiz. Her nefis ölümü mutlak tadacaktır, dönüşünüz mutlak Allah’adır. Bunu bile bile nereye gittiğimiz belli. Dün doğduk, büyüdük. Göz açıp kapatana kadar geçecek bir zamandayız. Bizim tek bir kurtuluşumuz var okuyacağız. Allahne diyor? Hayat başkalarının hayatlarını tekrarlayabileceğimiz kadar uzun değil. Hayat papağanlık da değil, hayat doğru yaşayıp, ders alarak bir yola girmek ve bu yolda ilkelerinden ülkülerinden taviz vermemek. Biz de bilirdik sokak sokak gezmeyi. Millet sokaklarda gezerken, biz sokakta eylemdeydik. Ben yüzlerce eylem yönettim. Kimse inmediğinde aldım bayrağı tek başıma indim.