Dolar
ABD Doları 1.000
Euro
Euro 1.000
Sterling
Sterling 1.000
Altın
Altın 1.000
BOLU AÇIK
18,3
AÇIK

ACİL ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARI TEK TEK SIRALADILAR

ACİL ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARI TEK TEK SIRALADILAR

(HABER: YASİN CELAL TORUN) – 2023-2024 Eğitim
Öğretim Yılı’nın daha da büyüyen sorunların gölgesinde açıldığını belirten
Eğitim-Sen Bolu Şube Başkanı Zehra Kulalı Gezici, “Türkiye’nin eğitim sistemi,
yıllardır benimsenen piyasa merkezli, rekabetçi ve sınav merkezli eğitim
politikaları sonucunda tam bir sorun yumağı haline gelmiştir” dedi.


Eğitim ve Bilim Emekçileri
Sendikası Bolu Şubesi, yeni eğitim-öğretim yılının geçtiğimiz yıllar içinde
birikerek büyüyen sorunlarının gölgesinde açıldığını ifade ederek, okul
masraflarının ciddi oranda arttığını, bunun da çocuk okutan ailelerin
bütçelerini derinden sarsmaya başladığını bildirdi.


2023/’24 eğitim öğretim
yılının, Türkiye’de eğitimin karşı karşıya olduğu ve geçtiğimiz yıllar içinde
birikerek büyüyen sorunlarının gölgesinde açıldığını dile getiren Gezici; “Özellikle
son birkaç yıldır derinleşen ekonomik kriz sonucunda artan fiyatlar okul
masraflarını ciddi oranda arttırmış, çocuk okutan ailelerin bütçelerini
derinden sarsmaya başlamıştır. Seçim sonrasında peş peşe gelen zamlarla
birlikte veliler, çocuklarına günlük harçlık vermekte zorlanmanın yanı sıra
beslenme çantalarını dahi dolduramama korkusu yaşamaktadır.” Dedi.


“EĞİTİM SİSTEMİ UZUN SÜREDİR CİDDİ SORUNLARLA KARŞI
KARŞIYADIR”


Zehra Kulalı Gezici Türkiye’de
eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını
belirterek; “Eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları bizzat
iktidar ve MEB eliyle yapılan yasal düzenlemeler ve fiili dayatmalar eşliğinde
sürdürülmektedir. Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi
siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar, çeşitli vakıf ve
derneklerle işbirliği halinde hayata geçirilen ‘dini eğitim’ merkezli
uygulamalar, başta öğrenciler olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve
velileri doğrudan etkilemektedir.” İfadelerini kullandı.


“EĞİTİM POLİTİKALARI SONUCUNDA TAM BİR SORUN YUMAĞI
HALİNE GELMİŞTİR”


Okullarda ‘manevi
danışman’ sıfatıyla imam ve vaiz görevlendirilmesi yapıldığını dile getiren
Gezici; “Millî Eğitim Bakanlığı’nın öncelikli gündeminde ise öğrencilerin okul
masrafları, ulaşım ve beslenme sorunları değil, İmam Hatip okullarını evrensel
alternatif bir model olarak bütün insanlığın hizmetine sunmak, “Çevreme
Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında okullarda
‘manevi danışman’ sıfatıyla imam ve vaiz görevlendirilmesi gibi politika ve
uygulamalar bulunmaktadır. Türkiye’nin eğitim sistemi, yıllardır benimsenen
piyasa merkezli, rekabetçi ve sınav merkezli eğitim politikaları sonucunda tam
bir sorun yumağı haline gelmiştir. Türkiye’de okul öncesi eğitimden
üniversiteye kadar eğitimin bütün kademeleri, uzun yıllardır en temel
işlevlerini yerine getiremez durumdadır. Bu durum kaçınılmaz olarak eğitimin
niteliğini de olumsuz etkilemektedir. Ülkedeki etnik, dilsel, kültürel ve inanç
çeşitliliği eğitim programlarında ve ders kitaplarında neredeyse hiç yansıtılmamaktadır.
Eğitime erişimde, kız çocukları, mülteci çocuklar, anadili farklı olan
çocuklar, engelli çocuklar ve geçici koruma altındaki çocukların
dezavantajlarını ortadan kaldıracak adımlar yıllardır atılmamıştır” şeklinde
konuştu.


“ÖZEL EĞİTİM ALAMAYAN ÇOCUK SAYISI HALA ÇOK YÜKSEKTİR”


Zehra Kulalı Gezici,
engelli bireylerin eğitim alma ve meslek edinme taleplerinin sınırlı kaldığını
söyleyerek; “Türkiye, engellilerin eğitimi konusunda gelişmiş ülkelerdeki
uygulamalarla kıyaslandığında olması gereken düzeyin çok gerisindedir.
Engellilerin eğitim alma ve meslek edinme taleplerini gerçekleştirme olanakları
son derece sınırlıdır. Son yıllarda, sayıları hızla artan özel eğitim
merkezlerinin denetimsiz uygulamaları nedeniyle engellilerin ve ailelerinin mağdur
edildiğine ilişkin örnekler artmaktadır. Türkiye’de okul çağında olup da özel
eğitim alamayan çocuk sayısı hala çok yüksektir. Özel eğitim için gerekli
bilgi, hizmet ve fiziksel çevre koşullarının özel eğitim kapsamında olan
engelli çocuklar için yeterince ulaşılabilir hale getirilmemiş olması
düşündürücüdür” dedi.


“SINIFSAL EŞİTSİZLİKLER GİDEREK DERİNLEŞMEKTEDİR”


Eğitim sistemi içerisinde
sınıfsal eşitsizlikler yaşandığını kaydeden Gezici; “Okullarda, özellikle
eğitimde 4+4+4 düzenlemesine geçilmesinin ardından sınıfsal bölünmeler geçmişe
oranla çok daha net bir şekilde yaşanmaya başlamıştır. Okullarda aidat veren
sınıf, aidat vermeyen sınıf ayrımları yapılmakta, aidat veren öğrenciler
fiziksel olarak daha temiz ve daha donanımlı sınıflarda okurken, aidat vermeyen
öğrenciler daha az donanımlı sınıflarda ve sağlıksız koşullarda eğitim görmeye
zorlanmaktadır. Mevcut eğitim sistemi okulda ve toplumsal yaşamın her düzeyinde
rekabeti, hizmetin bedelini ödemeyi, öğrenci ve velilerin müşteri olarak
görülmesini hedeflerken, eğitim sistemi içindeki sınıfsal eşitsizlikler giderek
derinleşmektedir. Aynı okul içinde sınıflar, aynı bölgede okullar ve farklı
bölgelerdeki okullar sürekli birbirleriyle rekabet içine sokulmuş durumdadır”
diye konuştu.


“DEPREMİN EĞİTİME OLUMSUZ ETKİLERİ DEVAM EDİYOR”


Gezici, depremin eğitime
olumsuz etkilerinin devam ettiğinin de altını çizerek; “Yaşadığımız deprem
felaketiyle birlikte sadece binalar değil, ülkenin yönetim rejimi, ekonomisi,
doğaya ve bilime meydan okuyan, tamamen ranta dayalı kentleşme politikaları da
yerle bir olmuştur. Yaşanan depremler sonucunda sadece yapılar değil, eğitim
sistemi de büyük ölçüde enkaz altında kalmıştır” ifadelerini kullandı.


“EĞİTİM HARCAMALARI CEP YAKIYOR”


Eğitime ayrılan bütçenin
yetersizliği nedeniyle uzun zamandır kendi ihtiyaçlarını karşılamak zorunda
kalan devlet okullarının çözümü velilerin cebinde aradığına işaret eden Gezici;
“ Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin kendisiyle yapılan bir röportajda “Okullarda
ne kayıt parası ne de bağış zorunluluğu var” ifadelerini kullansa da 2023/’24
eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte okullarda kayıt parası ve zorunlu
bağış uygulamaları yeniden gündeme gelmiştir. Başta ‘gönüllü bağış’ adı altında
toplanan kayıt parası olmak üzere, hemen her okulda çok sayıda kalemde para
toplanarak eğitim harcamaları büyük ölçüde velilerin sırtına yıkılmaktadır. Bakanlığımız
sorunu çözmüyor sadece algı yönetimi yapıyor” şeklinde konuştu.


“KIRTASİYE HARCAMALARI KATLANARAK ARTIYOR”


Okul hazırlıklarında velilerin
en önemli gider kalemini kırtasiye harcamaları oluşturduğunu vurgulayarak; “Okullarda
kullanılan yazıların kartuşlarından, tahta kalemine kadar tüm kırtasiye
ihtiyaçları öğrenci velilerinden talep edilmektedir. Milyonlarca insanı
etkileyen ekonomik kriz, TL’de yaşanan değer kaybı ve yüksek enflasyon
nedeniyle diğer bütün harcama kalemlerinde olduğu gibi, kırtasiye
harcamalarında da astronomik artışlar yaşanmıştır. Sadece son üç yılda
velilerin öğrenciler için yapmış olduğu kırtasiye harcaması miktarı en az 6 kat
artmıştır. Ayrıca okullara temizlik personeli, güvenlik, kırtasiye
malzemelerinin temini için yeterli ödenek aktarılmadığı için idare ve okul aile
birlikleri ‘bağış’ almaya mecbur bırakılmakta, bu durum da öğrenci velilerini
ciddi anlamda zorlamaktadır. Sorunun kalıcı olarak çözülebilmesi eğitime
yeterli bütçe, her okula ihtiyacı kadar ödenek ayrılmasıyla mümkündür. Bunun
için atılması gereken ilk adım eğitim bütçesinin en az iki kat artırılması ve
milli gelirin yüzde 6’ı alan OECD ortalamasına ulaşmanın hedeflenmesidir.”
dedi.


“ÖĞRENCİLERİN BESLENME SORUNU ACİL ÇÖZÜM BEKLEMEKTEDİR”


Eğitim ve öğretimde son
yıllarda öne çıkan en önemli sorunlardan birisinin de öğrencilerin okullardaki
beslenme sorunu olduğuna değinen Gezici; “Ekonomik kriz ve hayat pahalılığı
nedeniyle Türkiye’de çok sayıda öğrenci okula kahvaltı yapmadan gitmekte, yine
birçok öğrencinin okulda yemek yemeden günü tamamladığı ve eve döndüğü
görülmektedir. Bu sorun temel ve acilen çözülmesi gereken bir sorundur. Millî
Eğitim Bakanlığı 6 Şubat 2023 itibariyle okul öncesinde ücretsiz yemek
uygulamasının başlayacağını ilan etmiş olmasına rağmen bu konuda hangi
adımların atıldığına dair bilgilere ulaşılamamaktadır. Resmi okul öncesi eğitim
kurumlarına devam eden tüm okul öncesi eğitim kurumlarındaki çocuklara haftanın
5 günü, günlük bir öğün beslenme verilmesi uygulaması gözden geçirilerek
yaygınlaştırılması diğer eğitim kademelerinde de uygulanması için gerekli
adımlar ivedilikle atılmalıdır.” İfadelerine yer verdi.


“EĞİTİM HAKKI EN TEMEL İNSAN HAKKI OLARAK
GÖRÜLMELİDİR”



Gezici, herkesin eğitim hakkından eşit koşullarda ve
parası olarak yararlanması için mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek; “Eğitim
ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak; her geçen gün daha fazla piyasa
ilişkileri içine çekilen, her adımın paralı hale geldiği bir eğitim sisteminde
öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin taleplerini gerçekleştirmenin
tek yolu, herkesin eğitim hakkından eşit koşullarda ve parasız olarak
yararlanmasının sağlanmasıdır. Ancak bu temel koşulun sağlanması için eğitim
harcamalarının tamamı devlet tarafından karşılanmalıdır. Eğitim hakkı en temel
insan hakkı olarak görülmelidir. Kamusal eğitim talebimizin yanı sıra okullarda
verilen eğitimin içerik bakımından dini değil, bilimsel esaslara dayalı olması,
eğitimin gerçek anlamda laik ve demokratik bir yapıda örgütlenmesi için tüm
emek ve demokrasi güçleriyle birlikte mücadelemizi sürdüreceğimizi bildirir,
tüm eğitim emekçilerine, veli ve öğrencilerimize sağlıklı, başarılı bir yıl
olmasını dileriz.” açıklamasını yaptı. 

2023-2024 Eğitim Öğretim Yılı’nın daha da büyüyen sorunların gölgesinde açıldığını belirten Eğitim-Sen Bolu Şube Başkanı Zehra Kulalı Gezici, “Türkiye’nin eğitim sistemi, yıllardır benimsenen piyasa merkezli, rekabetçi ve sınav merkezli eğitim politikaları sonucunda tam bir sorun yumağı haline gelmiştir” dedi.

Boludabolu Avatar
BoludaBolu
12 Eylül 2023
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir