Bolu Haber, Gazete ve Firma Rehberi

Bolu ile ilgili internette aradığınız tüm soruların cevabını bulabileceğiniz internet sitesi.

Mustafa TURAN
172 görüntüleme

Mustafa TURAN (Simge Kalıp Sahibi-İşadamı)

Doğum: 11 Temmuz 1981

Okul: Bahçeköy İlkokulu, Atatürk Ortaokulu, Bolu Atatürk Lisesi, Ankara Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksek Okulu Makine Bölümü

Meslek: Tasarımcı-İşadamı

BATMASAYDIM, YÜKSELEMEZDİM

Genç bir girişimci. Cesareti olan ama attığı adımı da iyi hesaplayan bir işadamı. Eksik geçen çocukluk, babasız büyümenin verdiği o kayıtsız boşluk. Her işi kendi kendine yapmanın ve başarmanın verdiği özgüven. Mesleki başarı ve ardından ortaklaşa başlayan işyeri macerasının kötü sonu. Batırılan bir işyeri ve her şeyin yeniden başladığı o dönüm noktası. Zorluk seven ve en iyi bildiğim iş "Kriz yönetmek" diyen bir adam. Mustafa Turan 37 yaşında genç bir işadamı. Mesleki başarısını borçlu olduğu durumu bağlı bulunduğu sektöre farklı bir bakış açısı getirmek ve yeni fikirlerle üretim yapmak olduğunu söylüyor. Yazsak roman olur türünden bir yaşam ve bir başarı hikayesi...

11 Temmuz 1981 Bahçeköy doğumlu Mustafa Turan. Baba adı Niyazi Anne adı Nebahat. Beş kardeşten dördüncüsü. İlkokulu Bahçeköy İlkokulu'nda, ortaokulu yıkılan Atatürk İlköğretim Okul'unda, liseyi Bolu Atatürk Lisesi'nde üniversiteyi Ankara Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksekokulu Makine Bölümü'nde okudu. Mustafa Turan mesleğine, aile hayatına, sosyal hayatına ve yaşama dair başarılarını, yaşadığı zorlukları anlatıyor...

“BOLU'DA TEKİM”

Ben aslında bu işe başlama nedenimin biraz genetik olduğunu düşünüyorum. Meslekim yatkınlığım babamdan geliyor.Yaklaşık olarak 15 yıldır bu sektörün içerisindeyim, Meslek Lisesi kökenli olmayıp da bu işi yapan tek kişiyim. Diğer arkadaşların hepsinin teknik lise kökeni var. Hatta üniversitede okurken de atölye derslerimizde, benim yapacağım işlere arkadaşlarım yardımcı oldurdu çünkü ben parçaya eğe atmasını dahi bilmezdim. Bu derslerimden hep sınırda notlarla geçmişimdir.

“FARKIMIZ KURALLARIN DIŞINA ÇIKMAK”

"Ne yaparsan yap aşkla yap" diyorlar ya aslında işteki başarıyı özetleyen kilit ifade budur. Babam Köy Hizmetleri'nde ana tamirhanede ustabaşı olarak çalışıyordu. Mesleki olarak kendisi çok yetenekli bir adammış. Ben babamı 1992 yılında kaybettim. Benim anahtar tutma kabiliyetim babamdan olsa gerek. Ben aslında makine başında çalışmayı da çok sevmem ancak işimi belli bir stratejik planla yürütüyorum. Benim işe yaklaşımımı farklı kılan durum; benim bu işe kuralların dışında bakmamadan kaynaklanmaktadır. Bu durumun beni farklı bir yere taşıdığının inancındayım. Mesleğin temelinde düzenli çalışma ahlakı ile bu işe başlamamış olsaydım belki bu farklılıkları ortaya koyamazdım o zaman hep kurallara göre hareket etmem gerekirdi. İstemsiz olarak da olsa kuralsız davranarak bu meslekte farklı yerler açtım. Bizim en önemli konumuz tasarım. Tasarım demek rahat kafayla üretebilmek demektir. Biz belli kurallarla çizim yapmıyoruz. Ben biraz daha özgür yapıyorum tasarımlarımı bu durumda bizi farklı yapıyor.

“BOLU'DA İLK DEFA KENDİ TASARLADIĞIM MAKİNEYİ YAPTIM”

İlk başta tabi Makin bölümünde okumanın bana çok büyük katkıları oldu. okula başlarken bir arkadaşım az daha beni bu bölümde okumaktan vazgeçiriyordu ama ben gittim okudum. Okul sürecinde ufkum açıldı. Hayatım boyunca her şeyi kendim yapmak zorunda kaldım. Babam vefat ettiğinde 11 yaşındaydım. Köyde çiftçilikten tutunda her türlü işte bulundum. Bazen düşünüyorum o gün okuma kararı almasaydım "Ne yapardım?" Diye herhalde bir lokanta yada kafe işletirdim ve o işin başında organizasyonu yönetirdim ama yine çalışmazdım. Problemi seven daha doğrusu var olan problemleri süreli farklı çözümler üretmeye çalışan bir yapım var. Tabi bu işi kurmadan önce bir iş tecrübem oldu. Yaklaşık 7 yıllık bir zaman diliminde bu sektörün içinde yer alan işletmelerde çalıştım. Çalıştığım bu sürelerde kimsede olmayan farklı şekillerde üretim yapabilecek makineler konusunda çalışmalar yaptım, o makineleri kendim tasarladım ve yaptım. Bolu'da ilk defa yapılmış bir durumdur bu. Bu işler olurken kazandığım paralarda beni motive etti. Tekrar eğitim hayatına dönüp bir sonraki adımda ilerlemeyi düşünmedim ama arkadaşlarımı bu konuda teşvik ettim, yardımcı oldum. Bu durum benim için çok önemlidir. Nihayetinde ben patronluk koltuğuna babamın imkanlarıyla oturmadım.Ticaret pozisyonu bana daha iyi geldi. Birde bende şöyle bir kanı var ben diplomanın anahtar görevi olduğunu düşünürüm. Bir kapıyı açmak için diplomanızı sunarsınız ama o kapı açıldıktan sonra artık siz mesleki ve iş becerinizle başbaşasınızdır. Biliyorsunuz ülke genelinde diplomalı işsizlik konusu da aslında bu durumdan kaynaklanıyor.

LAKABIM "MEGA MUSTAFA"

Işığımın yandığı zamanlardı ve arkadaşlarım o dönemde bana "Mega Mustafa" derlerdi şimdi Simge olduk.İşte çalışırken de hiçbir zaman patronculuk oynamadım burada çalıştığımız arkadaşlarımızın da şartlarının iyi olması için elimden ne geliyorsa yaptım, yapıyorum. Daha önce çalıştığım işyerlerinde de çalışma arkadaşlarımızla belli aktiviteler yapardık. Bu işyerinde kaynaşmanın olması için önemli. Şimdi kendi işyerimde de çalışma arkadaşlarımızla aynı şeyleri yapıyoruz. O zaman çalışan arkadaşların birbirine bakış tarzı da farklı oluyor. Bir sinerji doğuyor. İşyerinde verim artıyor. 

“BİZİ MOTİVE EDECEK İDDİASI OLAN BİR İSİM OLSUN İSTEDİM”

Simge ismi sembol manasının dışında herhangi bir anlamı yok. Bu işin simgesi manasında bir isim kullanalım diye düşündüm. Kendi adımı ön plana çıkartmak isteyen insanlar gibi davranmadım, tabi buda bir tercihtir. Adımı soy adımı kullanmadım. Bizi motive edecek iddiası olan bir isim olsun istedim. Benim isteğim insanlara kendi şahsımı tanıtmak değil, buranın tanınması bilinmesi. Beni Mustafa Kalıp olarak tanımasınlar. Biz burada çalışırken patron yok mu diyen insanlar var. Ya beni patron yerine koymuyorlar yada beni çok genç buldukları için patronluğu konduramıyorlar. Kendilerine teşekkür ediyorum o zaman.

“DİĞER İŞLETMELERİN 12 YILDA GELDİĞİ POZİSYONA 8 AYDA GELDİK”

23 Nisan 2009 yılında işi ilk kurduğumuzda ortaklı olarak başladık ama işler iyi gitmedi. O süreçte epeye harcama yaptım. İşyerimizin ekside olması ve borç yükünün çalışarak ödenecek bir para olmaması sebebiyle mecburen ticarete devam etmem gerekiyordu. Ticari kabiliyetimi de bir şekilde kullanmaya devam etmem gerekiyordu. Tekrar bu işe başladığımda elimde bir bilgisayar aşağıda bir iki makine vardı ve dükkanın gerisi bomboştu. Diğer işletmelerin de cirolarını biliyorum, doğru çalıştık ve diğer işletmelerin 12 yılda geldiği pozisyona 8 ayda bu işletmeyi getirdik. Bunu kesinlikle herhangi bir enaniyet için söylemiyorum, demek ki çalışınca oluyormuş. Hiçbir şeyim olmamasına rağmen, ne makinem, ne param sadece elimde bir bilgisayarla bu işi başardım. İlk başta çok hızlı bir şekilde büyüdük ama sonra belli bir seviyede ilerlemeye devam ettik. Kaybedecek bir şeyim yoktu ve tabi ilk başta cesaretimde o ölçüdeydi. Şimdi ise belli bir plan doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.

“TEK HAYALİM ÖZEL MAKİNELER YAPMAK”

Simge bir gün özel makineler yapabilecek düzeye gelirse o zaman hayalimi gerçekleştirmiş olacağım. Savunma sanayinde örneğin bir Altay Tankı'nın tamamını değil ama bir parçasını üretebilirsek bize bundan daha büyük mutluluk olmaz. 

“EŞİM ASKERLİK HATIRAM”

11 Temmuz 2010, doğum günümde evlendim. Bursa'da yaptım askerliğimi. Eşimle askerdeyken tanıştım. Bir askerlik hatırası olsun istedim. Eşimin ismi Gönül. İki tane oğlum var. Bir tanesi 6 yaşında bir tanesi 2 yaşında. Büyük olanın ismi Niyazi Efe Turan. Babamın ismi oğlumda yaşıyor. Hayatım boyunca her konuda net bir adam oldum. Oğlumun adının baş harfleri de net oluyor bunu kasıtlı olarak yaptım. Hayatı boyunca net bir adam olmasını istiyorum. İsmini yaza yaza bu durumda herhalde onun bilinçaltına yerleşir.Bu durum hayatına sirayet etsin istedim. Ufak olanın ismi de Miraç Ali Turan. Oğullarımıza çifter isim koyduk, onlar isimlerini yazmayı öğrenene kadar herhalde ilkokulu bitirirler. Aile hayatımda eşimi ve çocuklarımı ihmal etmemeye çalışıyorum onlara yeteri kadar vakit ayırmaya çalışıyorum ama bazen ihmal ettiğime dair serzenişleri de oluyor oda iş tarafımın bazen baskın gelmesinden kaynaklanıyor. Çocuklarımla mümkün olduğu kadar vakit geçirmeye çalışıyorum, akşam buradan gittiğimde top oynuyoruz, Playstation oynuyoruz. Eğer o hafta çok vaktimi işte geçirmişsem onun faturasını ödüyorum. Hemen çocuklarımı eşimi yemeğe çıkartıyorum yada başka bir faaliyet gerçekleştiriyoruz ama bir şekilde telafi etmeye çalışıyorum. Kendi işimin olmasının avantajlarını da hayatımda yaşıyorum. Eğer o gün canım iş istemiyorsa hafta içi hafta sonu fark etmez alıp çocuklarımı bir oyun parkına gidebiliyorum.

“PARTİ BİNASININ LAMBASINI YAKTIK”

Ben Milliyetçi Hareket Partisi Disiplin Kurulu Üyesiyim. Bir önceki dönemde 15 Temmuz süreci de dahil olmak üzere Başkanımız Adil Evcil'in başkan yardımcısıydım. Partimizin çok zamanlar geçirdiği dönemler oldu. O parti binasının lambasının yanması gerekiyordu ve biz o lambayı şuan başkanlık yapan Adem Evcil ve diğer arkadaşlarımızla birlikte yaktık. Adem Evcil arkadaşımızda teşkilatçılık ve siyaset konusunda gerçekten çok başarılı bir arkadaşımızdır. Yaradan bu ülkeyi kordu bizde Allah biliyor büyük bir cesaretle neyimiz varsa ortaya koyduk. 15 Temmuz'da eğer o şer gerçekleşseydi o zaman "İki çocuğu var, vatanını seven adam" demeyecekler belki bizimle ilgili gereğini yapacaklardı. Kabul edelim etmeyelim bu gün kendisi hakkında çok şeyler söyleniyor ama bence bugün devletin başında duran Sayın Devlet Bahçeli'nin de hakkı yenmez. Bu gün belki anlaşılmıyor ama bir gün mutlaka bu durumu anlayacaklar. Adem Evcil o süreçte gereğini yaptı. Bizde üzerimize düşeni yaptık. Çocuklarımıza oyuncakta aldık, huzurevlerini de gezdik. Partimiz çok badireler atlattı. Siyasetin hayatıma menfi olarak bir kazanımı olmadı. Bundan sonrada olmayacaktır. Çünkü benim siyasetten bir beklentim yok. Biz bir tane vatandaşımızın sorununu çözebiliyorsak bir isteğini yerine getirebiliyorsam bu benim için e büyük mutluluktur.

“YÜKSEKTEN KORKARIM”

Yükseklik korkum var. En üst katta oturuyorum ama yinede bende yükseklik korkusu var.Ailevi korkular herkeste olduğu kadar var. İnsan en yakınlarını güvende hissettiğinde insanın başka herhangi bir korkusu olmuyor. Korkum sadece çevremdeki insanların güvende olması noktasındadır.

“ANNEMDEN CESARET ALIRIM”

Hayatımda en çok cesaret aldığım, güç aldığım kişi annemdir. Annem bir Osmanlı kadınıdır. Otoriter bir yapısı vardır. 5 çocuğunu yetiştirebilmiş bir kadındır. 

“ÇABA GÖSTERMEK LAZIM OLMUYORSA DAHA FAZLA ÇALIŞACAKSIN”

Problemlerin olduğu yapıları seviyorum. Kriz yönetimi dedikleri konu. 2009 yılında Şirketim batık pozisyondaydı. Birde o dönemde ailem evlenme konusunda ısrar etti. Tamda bu parasızlık ve diğer sorunları yaşadığım dönemdi. Her iki durumunda borç yükünü alarak devam ettim. "Biz insanların kaderini kendi çabasına bağladık" diyor yüce Allah. Çaba göstermek lazım olmuyorsa daha fazla çalışacaksın hedeflerini asla küçültmeyeceksin.

“NARGİLE FOKURDASIN UZAKLARA ELİMDE BİR BARDAK ÇAYLA BAKAYIM YETER”

Arkadaşlarımla beraber balkonda çay içmek sohbet etmek ve nargile içmek hayatta en büyük keyif aldığım şey. Bazen balkonda oturuyorum çayımı demliyorum ve nargile içerken uzak dağlara bakıyorum bu bana inanılmaz keyif veriyor. Kafamı boşaltıyorum. Bir tür rehabilitasyon gibi. Bu durumdan mutlu oluyorum. Meslektaşlarımla oturup bir iş üzerine konuşmak fikir alışverişinde bulunmak beni mutlu ediyor.

“YİNE AYNI ŞEYLERİ YAPARDIM”

Dünyaya yeniden gelsem yine anı şeyleri yapardım farklı bir durum olmazdı sanırım. Belki farklı bir mesleği tercih etme yoluna gidebilirdim. Tıpla ilgiliydim belki o konuda eğitim almak istedim ama ekonomik şartlarım uygun olmadı. Sonradan şartlarım düzeldi farklı iş teklifleri de aldım, farklı şehirlerde çok iyi şartlarda yaşama fırsatım da vardı ama memleketimden ayrılmak istemedim sılayı rahim dedikleri durum oldu yani. "Hemşerim memleketin nere?" diye sorduklarında aslında farklı bir cevabı da var annenin mezarı neredeyse kişinin memleketi de orasıdır. Bolu'yu memleketimi terk etmek istemedim.

“BU İŞ ONLAR İÇİN YOL GÖSTERİCİ OLACAK”

Çocuklarımı belli bir ahlak ölçüsünde yetiştirmeye çalışıyorum tabi. Onlarla vakit geçiriyorum, eğleniyorum. Şuana kadar onların yetişmesinde eksik olan hiç bir şey olmadı.Kendim biraz babasızlık ve diğer durumlardan kaynaklı yaşadığım sıkıntıları çocuklarım çekmesin, yaşamasın istedim ama sanırım bu durumu biraz abarttık. Ne istedilerse hemen yaptım, bu sakıncalı bir durum. Onların yaşamlarında bir takım zorlukları görmeleri ve kendi doğrularını bulmak için bu işin onlar için yol gösterici olacağını düşünüyorum. Bu işyerinde yeri süpürmenin tezgahta çalışmanın işin zorluğunu yaşayıp görmelerinin yaşam içindeki tercihlerinde ve hayata karşı duruşlarında önemli yeri olacağını düşünüyorum.

“EN BÜYÜK HAYALİM BABAMIN ADINI TAŞIYAN HAYIR KURUMLARI”

Şartlarım uygun olursa yapmak istediğim en büyük hayalim babamın adını taşıyan hayır kurumları yapmak ve memleketimize bu yerlerin faydalı olmasını sağlamak. Hastane odalarından birini donatmak istiyorum. Şuan kendi özel işlerim var, biraz onlar bitsin hemen bunu da yapacağım İnşallah. Tabi bu durumun dışında annesi babası olmayan çocuklara bir takım yardımlar yapmak olabilir.

“ÖLMEDEN ÖNCE BÜTÜN AVRUPA'YI GÖRMEK İSTİYORUM”

Farklı ülkelerde ufkumuzun açılması için görmek istiyorum. Ölmeden önce bütün Avrupa ülkelerini gezmek dolaşmak istiyorum. Gerekli şartları ve vakti yakaladığımda kendime bu yatırımı mutlaka yapacağım İnşallah. Belki hepsini birden birbiri ardına gezemem ama her yıl bir tane ülke gezerek bu hayalimi gerçekleştirmek istiyorum. Gençliğim kaybolmadan bu hayali gerçekleştireceğim.

“HAYATIMDA PİŞMANLIĞIM YOK”

Hayatımda pişmanlık yaşadığım herhangi bir durum olmadı.İşe başladık batırdık bu durumda da kimseye kızmadım yada pişman olmadım, "Bu senin payına düşen" diyip yine işime sarılıp devam ettim. Kızma, pişman olma hakkını kendimde görmedim hiç.